Farklı bir rota: Harmankaya

Harmankaya’yı daha önce duydunuz mu, gittiniz mi, gördünüz mü, bilmiyorum. Eğer hala bihaberseniz bu yazıdan sonra gitmek için kendinize birçok bahane edinebilirsiniz. Mesela öncelikle aşağıdaki fotoğrafı:

1111111111111111

İki sene önce üniversite hayatımın tam ortasında dadandığım dağcılığın eksikliğini gidermek, mumla aradığım ve çok özlediğim ‘toprak’la buluşabilmek için, Harmankaya’ya tırmanışa giden bir ekibe katılarak geçtiğimiz cumartesi sabaha karşı 5.00 civarında evden çıktım. Ve uzun süredir hayalini kurup da gerçekleştiremediğim yolculuğum erken saatlerde nihayet başlamış oldu.

Bilecik’in il sınırları içerisinde bulunan Harmankaya’ya ulaşmak yaklaşık 4 saat sürüyor. Şimdiye kadar doğa sporlarını kanyonu ile besleyen bu tabiat harikası, tırmanışçılar için yeni rotalar açtırmakla kalmamış dünyanın farklı yerlerinden gelen sporcuları da etkilemiş.

Eğer Harmankaya’ya gidecekseniz, günlük ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek gıda alışverişinizi Bilecik’in bir ilçesi olan Yenipazar‘dan gerçekleştirebilirsiniz. Kahvesinde oturup bir de çay içerseniz, sakinleri de kendinizi de memnun etmiş olursunuz. Bu arada önemli bir hatırlatma: Harmankaya’ya ne için giderseniz gidin içme suyu kaynaklarına ulaşabileceğinizi unutmayın. Bu yüzden plastik şişe almak yerine yanınıza mataranızı alın, köyde karşınıza çıkan çeşmelerden ve Harmankaya çevresindeki su kaynaklarından ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.

22222222222222222

Yenipazar’dan yola çıktığımızda yarım saat içinde Harmanköy’e ulaşıyoruz. Bu arada Harmankaya bize virajlı yollarından göz kırpıyor, heybetli kanyonu tadımlık da olsa kendini gösteriyor.

3333333333333333

Köy meydanında bizi karşılayan ahaliden neden Harmankaya dediklerini de öğrendik. Aslında Harmanlıkaya olan bu boylu boyunca uzanan kaya bloklara adını veren tarım faaliyetleri olmuş. Tarımla birlkte yerleşik hayata geçen insanlar Harmankaya’nın üzerindeki düzlüklerde ekip biçtiklerini ezer ve harmanlarlarmış. İsim hikayesinin de kaynağını öğrendikten sonra, güzel havasının büyüsüne kapılarak kendimizi kanyona doğru ilerlerken buluyoruz.

4444444444(1)

Dar yolları izlerken, fotoğraf çekmeye başlıyorum. Kanyona doğru yola çıkan arkadaşlarımı takip ediyorum, ama sonra iyi bir fikir değilmiş gibi geliyor.

Tabii insan yeşil-kahverengi ve tonlarının kucağına düşünce 24 kişilik grup kalabalık gelmeye başlıyor. Neredeyse köydeki tek ayak sesi bizimki, tek laf benim ağzımdan ve arkadaşlarımdan çıkar gibi oluyor. O yüzden kanyon yamaçlarıyla buluşmadan önce grubun ardında kalmaya özen gösteriyorum.

Görebildiğim ve hissedebildiğim tek şeyle karşılaşmam hiç de uzun sürmüyor: Sessizlik!!!

55555555555555555555

Çok geçmeden, Harmanköy’den Harmankaya Kanyonu’na doğru bir yürüyüş rotasına giriyoruz. İnci gibi dizilip eğimi 30 dereceyi geçen mıcır yolda giderek alçalıyoruz.

“Neyse ki trekking botlarım var,” diyorum içimden, ama bir şey eksik. Soğukkanlılığım pek yerindeymiş gibi durmadığından botlar bütün ağırlığı taşıyamıyor. Yavaşlatıyorum kendimi, derin bir nefes aldıktan sonra adımlarımı ağır ağır yerleştirip inmeye devam ediyorum.

66666666666666

İşte doğa böyle bir ayna. Rutinlerin arasında kaybettiğin, önemli önemsiz hal ve tavırların yokluğuyla yüzleştiriyor insanı. Hem de hiç beklemeden.

Finalde ise biten inişin ödülü benim için oldukça tatmin edici oluyor: Suya ayak değdirmek!

777777777777777777

Kanyonun çıkış bölgesinde bulunan bu alan da kuraklıktan nasibini almış. Kurumaya yüz tutmuş görüntüsüyle karşılaşmak moral bozucu… “Suya ayak değdirebildiğime sevinmeli miyim acaba?” diye düşünmeden edemiyorum.

98767890

Çok vakit geçirmeden geri dönüş yoluna koyuluyoruz. Her inişin bir çıkışı vardır demeyerek kolay bir tırmanış yapıyoruz. Bu kısım benim için daha eğlenceli ve hızlı geçiyor. Hatta bir grup tırmanışçı ile farklı bir rotaya çıkıyoruz. Çok da kaybolmadan güzel Harmanköy’e varıyoruz.

Bu sefer de bir çıkış ödülü varmış: köy balı. Eğer yolunuz bir şekilde Harmanköy’den geçerse mutlaka bu balı deneyin. Çok aramanıza gerek yok, o sizi bulacaktır.

1000000000010101

Kısa bir soluklanmadan sonra, kamp alanına yerleşiyoruz. Yeni pazardan aldığımız malzemelerimizle, önceden hazırlamış gibi akşam yemeğini yapmaya başlıyoruz. Saat 17.45, hava çoktan kararıyor. Kaya dibine giderek rüzgara fazla yakalanmadan kolayca yakıveriyoruz ocağı.

Menü oldukça güzel: Makarna! Üstelik biber sosu da var. İsteğe göre mısır ve ton balığı da ekliyoruz. Daha ne olsun!

Kayalı, tepeli, kanyonlu, bir günün ardından kendinize bir yer seçip kamp ocağında yemek hazırlıyorsanız eğer, ziyafet çekeceğinizden hiç şüpheniz olmasın. Afiyet oluyor.

11000001111

Akşam ilerliyor. Kampın olmazsa olmazı ateşin etrafını topladığımız kayalarla çevreliyoruz. Yorgunluk vücuda kendisini hatırlatmaya başladığında ise çadırlara geri dönüp ertesi gün için uykuya dalıyoruz. Saat ise 10.00.

Pazar günü 6.00’da uyanıyorum. Seve seve hem de. Çadır arkadaşlarımı da hiç utanmadan dürttükten sonra, kahvaltıyı hazırlamaya koyuluyoruz.

Bu pazar kahvaltısını tekrarlamayı iple çekiyorum. Menüde sahanda yumurta, sucuk, domates çorbası ve peynir, ekmek ve domates. Gözüm başka bir şey aramıyor zaten. Fazlası bile var.

Gelelim asıl amacımıza. Kısa kesilmesini pek de tasvip etmediğimiz pazar kahvaltılarına pek de uymayan bir hareketle bizi bekleyen bölge kayalıklara hızlıca yol almaya koyuluyoruz. 08.20’de kayalara varır varmaz tırmanışa hazırlanmak adına malzemelerimizi kontrol edip ve lider çıkışlarını izliyoruz.

1111111113333333

Harmankaya, yeni ve keşfedilmekte olan rotalarıyla tırmanışçıları cezbeden bir bölge. Bu rotaların yeni keşfediliyor oluşu yeni başlayacak olanlar için tırmanışı biraz zorlu hale getirebilir. Bu açıdan pek de masum gözükmeyen Harmankaya yine de tecrübelenmek için iyi bir fırsat.

Soğuk ve keskin kayalarda dengede kalmak pek kolay olmuyor. Bu deneyim şöyle bir ödev veriyor: Daha çok çalış!

Gün boyunca yaptığımız tırmanışların yanına ufak molalar da ekleyerek, hem ateş başında çay içerek dinlendik. Hem de Harmankaya’nın harmanlı tepesini gezme fırsatı da bulduk.

Tek bir yağmur damlası ile karşılaşmadık. Ara sıra geçip giden sis manzaramızı kapasa da tırmanış için koşullar harikaydı.

11111111144444444444

24 saatten biraz fazla vakit geçirdik. Ama eminim ki etkisi üzerimde uzun bir süre kalacak.

Azla yetinmeyi bilmeyenlerin eleştirildiği bu dönemde, ben de tabii ki Harmankaya ile yetinemeyeceğim.

Görüşmek üzere…

 

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Farklı bir rota: Harmankaya” için 2.001 yorum

Bir cevap yazın

Daha fazla Ekoturizm, Hayat, Kent, Spor
Fikir Sahibi Damaklar’dan Yedikule Bostanları için açık mektup

"Talebimiz Yedikule Bostanları'nın tarihi misyonunun ve geleneksel fonksiyonunun korunmasıdır"

Kapat