Film Festivali’nin çevreye dokunan filmleri

Yeşeren ağaçlar, mis kokulu çiçekler, pırıl pırıl güneş… İstanbul’a bahar artık iyice geldi, içimiz kıpır kıpır. Baharla birlikte tazelenmenin tadını çıkardığımız şu günlerde her yıl nisan ayında İstanbullular’ın heyecanını artıran bir etkinlik de kapımızda: İstanbul Film Festivali!

Bu yıl 33.sü düzenlenecek olan festival başladı. Heyecanla beklenen birçok filme ev sahipliği yapan festivalden biz de Yeşilist olarak ilginizi çekebileceğini düşündüğümüz filmleri derledik. Buyurunuz!

Çöldeki İzler / Tracks

John Curran’ın yeni filmi Tracks, Avustralyalı yazar Robyn Davidson’ın kendi anılarını kaleme aldığı aynı adlı kitabından bir uyarlama. Mia Wasikowska’nın Davidson’ı canlandırdığı film, yazarın köpeği ve dört deveyle 1977 yılında Avustralya çöllerinde yaptığı yolculuğu konu alıyor. Adam Driver ise, Davidson’ın yolculuğunu kaydeden National Geographic fotoğrafçısı Rick Smolan rolünde. Film büyüleyici görüntüler eşliğinde nefes kesici bir yolculuğu anlatırken; genç bir kadının meydan okuyuşuyla feminizmden, hikâyenin geçtiği coğrafya nedeniyle sömürgeciliğe kadar pek çok temaya da değiniyor. Yönetmen John Curran, New York’tan Avustralya’ya yerleştiği dönemde, 80’li yıllarda keşfetmiş Robyn Davidson’ın kitabını. Genç kadının bir anlamda kendisini de keşfetmek için yaptığı bu yolculuğu, kendi yolculuğuna çok yakın bulan Curran, yıllar sonra bu uyarlamayı yapmaktan büyük heyecan duymuş.

Seanslar:
15.04.2014 – 19:00 / Atlas
16.04.2014 – 11:00 / City’s
19.04.2014 – 11:00 /Rexx

Mandalina Bahçesi / Mandariinid

1992 yılında Gürcü-Abhaz Savaşı’nın başlamasıyla, yüz yıldır bölgede yaşayan Estonyalılar köylerini terk ederek atalarının yurduna döndü; geriye sadece birkaç kişi kaldı. Gürcü yönetmen Zaza Urushadze’nin festivalleri dolaşan son filmi Mandalina Bahçesi bu savaşın gölgesinde geçen bir dram. Ivo ve Markus, Abhazya’da savaş yüzünden terk edilen bu Estonya köyünde kalan son iki kişidir. Mandalina hasadı ve savaş yaklaşmışken bütün hesapları alt üst olur. Arazilerinde biri Gürcü biri Gürcü olmayan, ama birbirlerine düşman oldukları kesin iki yaralı bulur ve ikisini de iyileşinceye kadar evlerinde misafir etmeye karar verirler. Dinsel ve milliyetçi nefrete dair Gandivari bir yaklaşım izleyen Mandalina Bahçesi, bir savaş filmi olmamasına rağmen savaşın saçmalığına dair zekice kurgulanmış, mikro bütçeli bir film.

Seanslar:
17.04.2014 – 21:30 / Beyoğlu
18.04.2014 – 11:00 / Feriye
19.04.2014 – 13:30 / Atlas 3

Şarkı Söyleyen Kadınlar

İstanbul’un adalarından birinde muhtemel bir deprem nedeniyle adayı boşaltma kararı alınmıştır. İnsanlar akın akın oradan ayrılırlar ancak küçük bir kesim bu karara uymayarak adada kalmakta ayak direr. Etrafta kıyamet arifesini andıran bir atmosfer hüküm sürerken geride kalanlar için hayat koşulları günden güne zorlaşacaktır. Şarkı Söyleyen Kadınlar, yaşamları farklı engellerle sıkıştırılmış bir grup kadının, inanç, cesaret ve enerji ile hayatın farklı boyutlarına yaptıkları heyecan verici insani serüvenlerine eşlik ediyor. “Bu dünya karanlık bir yer olabilir ama şükürler olsun, öyle insanlar var ki kalplerindeki şefkat ve cömertlik olmasa, var olmanın çok yönlü derinliğine dair tek bir umut taşıyamazdık. Bu büyük insanlar çok da güçlüler çünkü emek vermeyi, şarkı söylemeyi, paylaşmayı, gülmeyi ve muhafazayı biliyorlar.” – Reha Erdem

BUNU DA OKU:  Çaylar yola çıkıyor

Seanslar:
15.04.2014 – 13:30 / Atlas

Gittiler ‘Sair ve Meçhul’

Gittiler, ilk filmi Lüks Otel (2011) ile Altın Portakal’da En İyi Görüntü Yönetmeni ödülünü kazanan, ayrıca En İyi Film ve En İyi Müzik dallarında Behlül Dal Jüri Özel Ödülü’ne layık görülen Kenan Korkmaz’ın ikinci filmi. Film, yukarı Mezopotamya’nın kadim halklarından Süryanilerin yaşadığı Aynvert (Gülgöze) köyünün muhtarı ve çocukları üzerinden, gitmek ve dönmek sancılarını işliyor. Bölgede şiddet hüküm sürdüğü zamanlar, köyün neredeyse tamamı topraklarını, hatta ülkelerini terk eder. Muhtar, yaşadığı baskılara rağmen bırakıp gitmez köyünü. Oğullarından Joseph kararlıdır ve gider. Yuhan ise babasını bırakamaz. Joseph gittiği, Yuhan da kaldığı günden itibaren aldıkları kararı sorgularlar. Bu sorgulama çoğu zaman evlerinin tavanına nakşettikleri ve “sılsel” denen gökyüzü tasvirini izlerken yapılır. Kanat çırpışlarıyla o gökyüzünden özgürlüklerine uçmak isterler ama her seferinde duvara çarparlar.

Seanslar:
17.04.2014 – 19:00 / Atlas

Bir Varmış Bir Yokmuş / He Bu Tune Bu

Kalabalık ve yoksul bir Kürt ailesi Batman’dan Ankara bölgesine her yıl olduğu gibi tarım işçiliği yapmak için gelir. Marul yetiştiren bu ailenin hikâyesi aniden patlak veren bir aşk ile yön değiştirir. Aynı zamanda bir marulun tohum halinden sofraya gelene kadarki sürecini de anlatan film, yediğimiz meyve ve sebzelerin her birinin arka planında kim bilir ne hikâyeler, mücadeleler, emekler olduğunu çarpıcı bir şekilde işliyor. “Tahminlere göre Türkiye’de yaklaşık bir milyon kişinin yaptığı mevsimlik işçilik çeşidi büyük bir emek sömürüsüne dayanmaktadır. Sigortasız ve çok düşük ücretlerle çalışan ve çoğu Kürt olan mevsimlik işçilerin büyük bir kısmı da çocuklardır. Günümüzde devam eden keskin sınıf çelişkileri, yeni sömürgecilik yöntemleri ve insanın ürettiklerine ve tükettiklerine yabancılaşmasına karşı sanat, insanlığın vicdanı olmaya devam etmeli.” – Kazım Öz

Seanslar:
18.04.2014 – 19:00 / Atlas

Dileğim Barış Olsun

Diyarbakır, Lice, Ergani, Cizre, Mardin, Nusaybin, Kızıltepe ve Varto’dan on çocuk ve üç anne: Otuz yıldır süregelen savaşın en büyük mağdurları çocuklar ve en çok gözyaşı dökenleri anneler, barışı nasıl da büyük bir özlem ve umutla beklediklerini anlatıyor. Filmde söz alanların ortak dileği, yaşadıkları büyük acılara rağmen, barış. Gelmesi beklenen barış, sadece bölge için değil tüm dünya için… Dileğim Barış Olsun, dağların ardına uzanan yaşanmışlıkların anlatılması aracılığıyla, barışın gelmeyeceğini düşünen karamsarlara bir umut ışığı oluyor.

BUNU DA OKU:  Çok renkli bir organik kongre: IFOAM

Seanslar:
14.04.2014 – 21:30 / Atlas 2

Saklı Dil

“Tanrı kendisine ulaşmak için yüksek bir kule inşa etmeye girişen insanların kibrine kızıp, birbirleriyle anlaşamasınlar diye dilleri yaratmış. Gel zaman git zaman, aynı tanrıya inanıp aynı masalları anlatan bu insanlar birbirinden iyice korkar olmuş. Korku öyle büyümüş ki, Tanrı’nın yarattığı farklı diller onlara yetmemiş, bir yenisini de kendileri icat etmiş.” Anadolu’nun her yerinde Alevilere yönelik baskı ve sindirme politikalarından payına düşeni alan Balıkesirli Çepni Alevilerinin baskılar sonucu yarattıkları, yüzyıllardır gizledikleri, şifreli dillerinin hikâyesi…

Seanslar:
14.04.2014 – 21:30 / Atlas 2

NOT: İki belgeselin gösterimi aynı seansta art arda yapılacaktır.

Fırtına Emine

Fırtına Emine, 85 yaşındaki Emine Danış’ın, Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde, ondan başka kimselerin yaşamadığı Çinçiva köyünde, büyükbaş hayvanları için tek başına verdiği yaşam mücadelesini anlatıyor. Yaşına rağmen son derece dinamik ve çalışkan olan Emine Teyze, hayatını evlatları gibi gördüğü ineklerine adamıştır. Bütün gün onlar için çalışması bir yana, yaşlılık maaşı olarak aldığı paranın tamamı samancıya gider. Emine Teyze hem hayvanlarını sat diyenlerden hem de kasabanın kasaplarından hazzetmez. Peşinde köpeği, her fırsatta oğlunun yolunu bekler.

Seanslar:
18.04.2014 – 19:00 / Atlas 2

Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek…

Türkiye, tarihinin en görkemli sivil ayaklanmalarından birine 2013 Mayıs’ının son günlerinde İstanbul’un kalbi Taksim Meydanı’nda şahit oldu. Şehrin merkezinde son yeşil alan olan Gezi Parkı’nın bulunduğu yere tarihi bir kışla ve alışveriş merkezi yapılması için ağaçların dozerlerle sökülmesiyle başlatılan yıkım, milyonlarca insanı sokağa döktü. Film, bu toprakların mozayiğini oluşturan ve Gezi’de yerini alan farklı yaşam tarzlarına ve ideolojilere sahip karakterlerin, kaderlerini değiştirme içgüdüsüyle, yeryüzünü nasıl hayal ediyorlarsa Gezi’de de öyle bir dünya kurmak için verdikleri mücadeleyi anlatıyor.

Seanslar:
15.04.2014 – 21:30 / Beyoğlu

Beyaz Gölge / White Shadow

Doğu Afrika’da derler ki, “Albinolar ölmez; kaybolur.” 2007 yılından bu yana Tanzanya, Kongo ve Kenya’da albinolar oldukça kârlı ve o derece de iğrenç bir ticaretin hedefinde. Dünyanın bu bölgesinde, albinoların bedenlerinden alınan parçaların şans ve sağlık getirdiğine inanıldığından, büyücü şifacılar albino organları için binlerce dolar ödemeye hazır bekliyor. Beyaz Gölge’de, köyden kente kaçan Alias adındaki küçük bir albinonun öyküsünü izliyoruz. Alias çok geçmeden şunu anlayacaktır: Mesele hayatta kalmaksa, kentin köyden aşağı kalır yanı yok.
“Tanzanya’nın başkenti Darüsselam’da ders vermeye hazırlanıyordum. O günlerde, Doğu Afrika’da albino avına çıkıldığını duydum; bunun filmi çekilmeli dedim. Düşünün: Alnında fiyat etiketiyle dolaşan bir insanın gerçek hikâyesi. Birinin bu çocuğa bir an evvel durumu anlatması, yaşadığı özel durumun büyük olasılıkla hayatına mal olacağını öğretmesi lazım. Yeri geliyor, insan yabanilik nedir, onu da anlıyor. Hayatta kalmak için, yalnızlıkların en büyüğünü kendine yâr ediyorsun.” –Noaz Deshe

BUNU DA OKU:  Şifahane baharı karşılıyor: Paneurhythmy

Seanslar:
12.04.2014 – 13:30 / Feriye
13.04.2014 – 19:00 / Atlas 2
15.04.2014 – 13:30 / City’s

Çevreyolu / Sacro Gra

Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan’ı kazanan ilk belgesel olarak tarihe geçen Çevreyolu, adını Roma’yı çevreleyen otoyoldan alıyor. Yönetmen Gianfranco Rosi, bu otoyol çevresinde yaşayan çeşitli insanların gündelik hayatından kesitleri etkileyici bir üslupla perdeye taşıyor. Çekimleri iki yıl süren filmde, bu insanların bazen komik bazen son derece duygusal anlarına tanıklık ediyoruz. Bireyler ile mekân arasında kurduğu ilişki ise Çevreyolu’nu şehir üzerine yazılmış bir makaleye dönüştürüyor. Rosi, filmi için en büyük esin kaynağının Italo Calvino’nun Görünmez Kentler’i olduğunu söylüyor.

Seanslar:
10.04.2014 – 11:00 / Beyoğlu
12.04.2014 – 16:00 / Beyoğlu
14.04.2014 – 11:00 / Atlas

Biz Dostuz / We Come As Friends

Biz Dostuz Afrika’nin kalbine,savaşınyerle bir ettiği Güney Sudan’a yapılan baş döndürücü, bilimkurgu filmleri anımsatan çağdaş bir yolculuk. Daha önce Darwin’in Kâbusu adlı belgeselde de imzasını gördüğümüz yönetmen Hubert Sauper, bu filmde bizi, teneke ve kumaştan yaptığı iki kişilik bir uçağın kanadında en olmayacak mekânlara, insanların düşüncelerine, hayallerine götürüyor. Hem büyüleyici, hem de insanın yüreğini delip geçen bir yolculuk bu. İşin tuhaf yanı, sömürge dönemi sonrası cehenneme dönmüş bu ülkede nereye baksanız karşınıza Çinli petrol işçileri, BM barış gücü, Sudanlı köy ağaları ve Amerikalı evangelist misyonerler çıkıyor.

Seanslar:
08.04.2014 – 13:30 / Beyoğlu
13.04.2014 – 19:00 / Beyoğlu

Kız Kardeşler / Las Ninas Quispe

Altın Lale’li Pablo ve Juan Larraín kardeşlerin yapımcılığını üstlendiği Kız Kardeşler, 1974’te Şili’de gerçekten yaşanmış bir olayı konu alıyor. Filmin başkarakterleri, Altiplano bölgesinde, dağlarda çobanlık yaparak geçimini sağlayan üç kız kardeş. Bu bölgede çobanlık yapmayı yasaklayan yeni bir yasa hayatlarını bütünüyle değiştirmek üzere; zira sürülerini satarak şehre yerleşmeleri ve yeni bir düzen kurmaları neredeyse imkânsız. Üç kadının etraflarını kuşatan zor koşullara karşı verdiği mücadeleyi anlatan film, yakın dönem Şili sinemasından dikta rejimine gönderme yapan örneklerden biri.

Seanslar:
08.04.2014 – 13:30 / Atlas 2
10.04.2014 – 21:30 / Feriye
14.04.2014 – 19:00 / Atlas 3

Birbirinden değerli filmler arasında biz, kente, doğaya, insan haklarına, canlılara ve yaşam alanlarına dokunan filmleri, henüz inceleme fırsatı bulamamış olanlar veya karar vermekte zorlananlar için derledik. Herkese keyifli bir festival ve iyi seyirler diliyoruz!

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Bir cevap yazın

Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement
Daha fazla Etkinlikler, Hayat, İyi haberler, Kent, Sanat ve Tasarım
Aras’ı kurtarmak elimizde

Aras Nehri Kuş Cenneti'nin korunması için destek verin.

Kapat