Gezi çok güzel de…

28 Mayıs Salı gününden bu yana Gezi Parkı’na uğramadığım gün neredeyse yok, ilk beş ağaç söküldüğünde orada olan ‘bir avuç’ kalabalığı da bu Cumartesi gecesi parkı dolduran yüz binlerce insanı da gördüm ve izninizle birkaç gözlemimi, beni endişelendiren birkaç noktayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Parka her gün onlarca araç gelip halk ve kurumlar tarafından yollanan malzemeleri bırakıyor.

Parka yollanan destek malzemelerinin içeriği ise kontrolden tamamen çıkmış durumda. Park içerisinde çadır kurmuş olan bazı grup ve kişiler sosyal medyadan ‘yemeğimiz/suyumuz bitiyor’ çağrısı yaptıkları sırada alanın başka bir noktasında yemek ve su konacak yer bulunamadığı oluyor. Bu karmaşanın asıl nedeni iletişimsizlik. Alanda el ele ve barış içinde bir arada bulunan, stand açan grupların ne yazık ki birbirlerinin ellerindeki malzemelerden de ihtiyaçlarından da haberleri yok. Oluşumlar arası bir iletişim ağının kurulması şart. Herhangi bir ihtiyaç olduğunda hemen sosyal medya üzerinden halktan talep etmektense diğer standlara sorulmalı fakat park çok büyük ve kalabalık olduğundan bu sorun fiziksel yollarla çözülemiyor. Alanda bulunan malzemelerin gerçek zamanlı ve sağlıklı bir listesi yapılıp sürekli online olarak tutulmalı. Böylece parka gelenler de tek bir kaynaktan eksikleri ve elde bulunanları görüp, yardım edebilir.

g2

Alana gönderilen konuyla alakasız yardımlar da zaten kısıtlı olan depolama alanlarında sorun yaratıyor.

Gezi Parkı’na üst üste koyulmuş 20 çamaşır sepetinin getirildiğini bizzat gördüm. Yardımları teslim alan adam “biz ne yapacağız bunları?” diye soruyordu. Parktaki insanlara yardım etmek tabii ki çok değerli fakat Gezi Parkı gönüllü direnişçilerinin kuş uçmaz kervan geçmez bir adada değil, Taksim Meydanı’nda olduklarını da unutmamak gerek. Orası bir afet bölgesi değil, parkta nöbet tutanlar evlerini, ailelerini ya da mal varlıklarını kaybetmiş kişiler değiller. Parka ihtiyaç duyulmayan malzemeler yollamak sadece orada işlerin zorlaşmasına katkıda bulunuyor, bunu unutmamak gerek.

g3

Bir başka can sıkıcı nokta her gün atılan onlarca çöp torbası gıda.

Her gün, bir öncekinden daha fazla yemek çöpe atılıyor. Nedenini anlayamadığım bir şekilde insanlar plastik tabaklara yemek doldurup parkta oturanlara dağıtmaya çalışıyorlar. Niyet belli ki iyi fakat yemekler zaten standlarda duruyor ve acıkan gidip alabiliyor. Bu senaryoda oturan insanlara yemek dağıtmaya çalışmak yalnızca daha fazla yemeğin çöpe atılmasına hizmet ediyor, bundan kaçınmak gerek. Park içerisinde stand kurmuş olan oluşumların da isteklerini mantık sınırları dahilinde tutmaları, gerçekten ihtiyaçları olmayan malzemeyi talep etmemeye özen göstermeleri gerek.

g4

Alanda çok küçük bir azınlık dışında kimse geri dönüşüm yapmıyor.

Her gün binlerce şişe pet su, teneke içecek, plastik çatal kaşık ve bardak ile organik gıda çöpe atılıyor parkta. Devrim yapmaya, seferber olmaya gerek yok, köşelere konan çöp torbalarının üzerine cam-kağıt-plastik-organik atık yazılsa ve atıkları gelip ücretsiz olarak toplayan bir firmayla anlaşılsa hem bu sorun anında çözülecek hem de evde geri dönüşüm yapmayan kitle müthiş bir ders almış olacak.

g5

Çadır alanı endişe verici ölçüde tehlike teşkil ediyor.

Her gün on binlerce insanın akın ettiği Gezi Parkı’nda çadır bulunmayan yer kalmamış durumda. Bu çok gurur verici bir gelişme ancak bazı kısımlarda çadırlar çok sıkışık ve giriş-çıkışları bir diğer çadır tarafından kapatılmış olanlar var. Kamp ve afetle mücadele deneyimi olan bir grubun alana gidip orada kalanları eğitmesi, çadır alanını düzenlemesi gerek. AKUT, alanda ilk yardım eğitimi vermeye başladı. Bu eğitime de olabildiğince fazla insanın katılması çok önemli. Olası bir kargaşa ya da müdahale anında binlerce insanın alandan hızlı bir şekilde çıkması gerekecek. Bu yüzden de parkın dış kenarlarındaki çadır sayısının azaltılması, oralardaki yolların düzenlenmesi ve genişletilmesi gerekli.

g6

Alandaki mobil tuvalet sayısı yeterli olmanın çok gerisinde.

Bu durum parka gelenlerin çözümü tahmin edilebilir bir şekilde çözmesine neden oluyor, insanlar tuvalet ihtiyaçlarını parkta, çimenlerde çalılarda karşılıyorlar. Günlük olarak temizlenmesi, yıkanması imkânsız olan bir alan Gezi Parkı. Bu yüzden alanda mikrobik bir problem çıkması an meselesi. Çevrede olabildiğince fazla işletmenin kapılarını vatandaşa açması, tuvalet sayısının ivedi şekilde artırılması ve herkesin tuvalet konusunda çok dikkatli olması gerek.

g7

Kutlamalar, fişekler ve alkol.

Parkta bir beraberlik, şenlik havası var ve hepimizin bildiği nedenlerden dolayı bu anlaşılabilir(di). Direnişin ilk günlerinde polis ekipleri parktan çekilip alanı tekrar bizlere bıraktığında ben de alkışlarla kutladım atılan havai fişekleri ancak her gün yüzlerce havai fişek ve işaret fişeği atmak yersiz. Hem ülke çapında direniş sürüyor ve şehrin farklı bölgelerinde, farklı şehirlerde şiddet sürüyor, hem de ‘birkaç ağacın akıbeti’ etrafında bir araya gelen yüz binlerce insan olarak bu denli çevre düşmanı bir eylemi sürekli olarak tekrarlamak çelişkiye düşmemize sebep oluyor. Bu fişeklerin çıkardığı duman çevre için oldukça zararlı ve atılan fişeklerin çevredeki kuşlara zarar vermesi çok olası. Bunun yanında gecenin geç saatlerinde yapılan davullu zurnalı eğlenceler parkta nöbet tutanların uyumasını imkânsız hale getirmekte ve gönüllüler giderek daha yorgun uyanmakta.

Alkol konusuna gelince; yüz binlerce kişi olarak bireysel özgürlüklerimiz adına direndiğimiz şu günde ‘parkta alkol satışı yapılmasın, parkta alkol tüketilmesin’ argümanını geçersiz ve yanlış buluyorum. Park şu an kurtarılmış bölge, herkesin birbirinin inançlarına sonuna kadar saygı gösterdiği, özgürce hareket edebildiği son derece barışçıl bir ortam var Taksim’de. Ancak manipülasyona fazlaca açık olan bu alanda bizlerin bireyler olarak çok dikkatli davranmamız gerekiyor. En kaba tabiriyle herkesin sınırını bilmesi, içmeyi bilmeyenin hakikaten içmemesi bu barışçıl ortamın sürdürülmesi açısından çok önemli.

g8

Biraz özen ve sağduyu ile çözülemeyecek hiçbir şey yok Gezi’de. Herkes ve her şey o kadar güzel ki uğramadan, biraz zaman geçirmeden eve gidersem içimde bir boşluk oluşuyor. Ülke genelinde yaşanan şiddet ve kışkırtmalara rağmen bir halkın 13 gündür tavrından hiç ödün vermeden barışçıl kimliğini korumasını gururla izliyorum, sorunlar çözülene, talepler yerine gelene kadar da izleyeceğime inanıyorum.

 

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Deniz Aytekin

Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe okudu. Müzik, edebiyat, felsefe ve çevre konularında yazarlık ve editörlük yapıyor.

Bir cevap yazın

Daha fazla Genel, Gündem, Kent, Mimari, Topluluklar, Yeşil alanlar
Gezi Parkı örnek olsun!

Yeşil alanlar bütün metropollerin hakkı!

Kapat