Gıdan için bir imza

Süt ve yemdeki haksız rekabet sofralarımıza yansıyor. Bu duruma bir dur demek için Fikir Sahibi Damaklar‘ın mesajını okuyun, okutun, imzalayın:

Slow Food, Fikir Sahibi Damaklar hareketi olarak “Rekabet Kurumu süt ve yemdeki haksız rekabeti mercek altına aldığını bir an önce ilan etmeli!” diye bir kampanya başlattık!

Başlattık, zira biz bu filmi daha önce gördük:

İstanbul’un gırgır reisleri yaklaşık bir 10 yıldır balıkçılar, balıklarını sattıkları aracılardan yani kabzımaldan borç alır durumdalar. Gerçi buna kimse borç demiyor, bir tür takas gözüyle bakılıyor; bir tür “ben önden nakit vereyim sana, sen balık getir, hesaplaşırız” sistemi. Oysa borcu verenle malı satan aynı olunca, balıkçıya sezon sonu hesaba bakıp, “sahiden mi”demekten başka söz düşmüyor! Şimdilerde pek çoğu kabzımallardan 5 yıl önce aldıkları parayı, bugün hala ödeyememiş olarak çalışıyorlar kayıklarında ve kızıyorlar, çok kızıyorlar “kendi kayığınızda köle olmuşsunuz” deyince. Onurlarına dokunuyor haliyle. Borç yükü altında, kendi teknelerinde kiracı vaziyette kabzımala çalışıyorlar.

Üç yıldır devam eden kampanyalara, her gün yeni bir örneğini okuduğumuz büyük baskınlara rağmen yasak avcılığın devam ediyor olmasının, İstanbul Boğazı’nda, Marmara’da talana dönüşmüş avcılığın önünün kesilememesinin ardında bu borç, bu sistem var.

Bu sistem öyle sarpa saran, kısır ve kapalı bir sistem ki, ne balıkçının kabzımala borcunu hesaplayabilirsiniz aslında (zira resmi evrak yok, tefeci usulü gidiyor işler) ne de balıkçının kayığını satın alıp kurtarmak isteseniz onu tatmin edecek rakamı verebilirsiniz (bakanlık satın almaya çalışıyor, ama rakam düşük diyor balıkçı, hazır olduğu halde filodan çıkmaya, çıkamıyor)

Acı ve yokoluş dolu bir film bu!

“Rekabet Kurumu süt ve yemdeki haksız rekabeti mercek altına aldığını bir an önce ilan etmeli!” kampanyasını, aynı filmde, bu kez de çiğ süt üreticisi Ayşe teyze başrol almasın diye başlattık.

Bilmiyorum, Ali Ekber Yıldırım’ın 19 Mart günü Dünya gazetesinde çıkan yazısını okumuş muydunuz? gözünüzden kaçtıysa bile, tık’layın ve lütfen okuyun: makalenin bildirdiği koşullar çok dar. Çiğ süt üreticisi kazanmıyor.

Bunu tekrar okuyun lütfen: kazanmıyor!

Süt sanayicisinin çiğ süte verdiği litre başı fiyat, hayvan yeminin ederini dahi karşılamıyor! o derece kazanamıyor!

Burada belli ki fevkalade yanlış bir denklem kurulmuş. Her ne kadar her yıl süt meselesi gündeme geliyor, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı “okul sütü” projesinden “Et ve Süt Kurumu”na kadar çeşitli çözümleri devreye sokmaya gayret ediyorsa da, yetmiyor! Boşuna değil son 40 yılda kırsalda yaşayan nüfusun %70’lerden taa %28’e gerilemiş olması!

Hayvancılık ölüyor… Zira üretici, ürettiğinden doymuyor, üretici olarak bir geleceği olduğunu görmüyor.

Bu karanlık tablo, kimi girişimci için bir fırsat(!) elbette…

Son bir yıldır süt sanayicileri, çiğ süt üreticisine, aynı aracıların balıkçıya önerdiği gibi, bir takas öneriyorlar: “Ben sana yem vereyim, sen de sütünü bana sat!”

Kabul etmek durumunda kalanlar var. Kabul etmeyene de, “yemini benden almazsan sütünü almam” demeye başlamışlar. dedikodu diyebilirsiniz, omuz silkebilirsiniz. Hele okuyun Ali Ekber Yıldırım’ı..

Slow Food, Fikir Sahibi Damaklar hareketi olarak “Rekabet Kurumu süt ve yemdeki haksız rekabeti mercek altına aldığını bir an önce ilan etmeli!” diye bir kampanya başlattık!

Başlattık, zira biz yürek kaldırmayacak, acı ve yokoluş dolu bir filmi yine ve yeniden seyretmek istemiyoruz! Zira biz tüketicilerin sağlığı, geleceği ve mutluluğu üreticinin refahı ile bire bir bağlantılı!

Desteğinizi rica ediyorum,

Defne Koryürek

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Bir cevap yazın

Daha fazla Gıda, Gıda Gündemi, Kent, Topluluklar
Beş adımda mutfakta devrim

Dünyada üretilen tüm gıdanın yarısı çöpe gidiyor. Sadece 5 adımda, mutfağınız ve dünya tasarruf etsin, ne dersiniz?

Kapat