Hoşbulduk Bozcaada

“Bozcaada’ya giden mutlaka bir kere daha gider.” Evet çok iddialı bir söz oldu ama ne demek istediğimi oraya gidince anlayacaksınız. Çünkü buraya gelen bir parçasını burada bırakıyor, insan bıraktığı parçasını bulmak için tekrar adanın yolunu gözlüyor.

Bu yazıyı yazarken kalbimi bu minik adada bırakmış gibi hissediyorum. Çanakkaleli olduğumdan demiyorum ama adamız çok şekerpare bir adadır.

Önce biraz tarih

Heredot’a göre, eski adıyla Tenedos, şimdiki adıyla Bozcaada.
Tarihte Perslerin ve sonra Romalıların egemenliğindeydi. Roma İmparatorluğu yıkıldıktan sonra da Bizans İmparatorluğu adaya hakim oldu. Ada daha sonraki yıllarda Akdeniz’deki ticari egemenlik kavgası nedeniyle Venedik ve Cenevizlileri misafir etti. Bozcaada ancak 15. yüzyıl’da Osmanlı egemenliği altına girdi. I. Dünya Savaşı sırasında, birkaç kez el değiştirdi, ancak 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti’ne bırakıldı.

Mitolojide Bozcaada

Mitolojide derler ki denizlerin efendisi Poseidon’un çocuklarından biri Kyknos adında bir kralmış. Onun da Thenes adında bir oğlu varmış. Thenes’in annesi ölünce babası yeniden evlenmiş. Fakat üvey anne, Thenes’e iftira atmış. Kral da bu iftiraya inanmış ve oğlunu bir sandığa koyarak denize attırmış. Sandık, Çanakkale Boğazı’ndan geçerek Leukophrys adasının sahiline vurmuş. Thenes burada sandıktan çıkmış ve adaya yerleşmiş. Adanın ismi de “Thenes’in Adası” anlamına gelen Thenedos (Tenedos) olarak anılmış. Daha sonra Kyknos kısa süre sonra oğluna atılan iftirayı anlamış ve oğlundan özür dilemek için Leukophrys’e hareket etmiş. Thenes babasının gemilerinin limana yanaştığını görünce elindeki balta ile gemilerin halatlarını kesmiş. Asıl ilginç kısmı Yunanistan’da kullanılan “Thenes’in baltası ile kesmek” deyimi buradan gelmektedir. Bir kişi biriyle görüşmek istemediği zaman ”Tenes’in baltası ile kesti” denilmektedir.

Günümüzde Bozcaada

Bozcaada Çanakkale ilinin bir ilçesi. Gökçeada ve Marmara Adası’ndan sonra Türkiye’nin de üçüncü büyük adası. 60’lı yıllara kadar Rum nüfusu yoğunluğunu sürdürmüş. Bu yıllardan sonra çeşitli nedenlerle başlayan göçler sonucunda Rum nüfusu günümüzde 25-30 kişiye kadar düşmüş. Şuan Bozcaada’nın nüfusu 2.500 civarında. Adanın geçim kaynakları; bağcılık, şarapçılık, balıkçılık ve turizm. Bozcaada son beş yıldır popülarite liginde yükselen bir ada.

Adada huzur var

Burada teninizi güzelleştiren diri ve buz gibi su var, saçlarınızı uçuşturan asi rüzgar var,
şarap var….

Dinginlik var, uyku var, siesta var, gözlerinin uzaklara dalıp dalıp gitmesi var… Domates reçeli var, asmalar var…

Dudakları şişik, gösterişli ve taklit yapan kızlar yok, ortalığı kesen ciks erkekler yok… Burada doğallık var, sadelik var.

Taş evler var, Rum evleri var, camın ucundan sarkan çiçekler, begonviller var… Her sokakta sürpriz yapan oyuncu kediler var…

Medenilik var, hala daha Ada da Rum havası var… Taş evlerin kapısı açık, girişlerinde boncuktan asma perdeler var… Deniz var, plaj var…

Her keseye uygun otel ve pansiyonlar var.

Rakı var, balık var….
Rum sokağında akşam yemeğinizi yiyebileceğiniz sandalye ve masası dışarı atılmış şahane lokantalar var… Hatta Eski Nevizade, eski Asmalımescit gibi süper bir cümbüş var! Her yerden ayrı müzik, ayrı ses yok. ‘Gel gel’ci yok, eline mönü tutuşturmaya çalışan yok.

 

En önemlisi çevreci bir Bozcaada halkı var. Bozcaada’da 2008 Temmuz ayından itibaren alışverişlerdenaylon poşet kullanılmıyor, bez torba var. Rüzgar enerjisi üreten böylece hem kendinin hem de Çanakkale’nin enerji ihtiyacını sağlayan rüzgar gülleri var. Plastik, kağıt, cam ve teneke kutu çöplerinizi atabileceğiniz, ayrıştırılmış geri dönüşüm kumbaraları var.

Bağ alanlarında Organik Tarım Projesi sayesinde ilaçsız üretim var. Ayrıca 2011 ‘de Bozcaada’da, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Örgütü’nün (UNIDO) ortak kuruluşu olan Uluslararası Hidrojen Enerji Teknolojileri Merkezi (ICHET) tarafından sürdürülen ‘Bozcaada Hidrojen Adası Projesi’ var.

Var da var!

Ada notları

Adaya ulaşım sadece bir arabalı vapur ile sağlanıyor. Ada’nın merkezinden denize girilmiyor bu sebeple ya kendi arabanız ile Ada’ya geleceksiniz, ya minibüs kullanacaksınız ya da bisiklet, scooter, araba, jeep kiralayacaksınız.

Ayazma en büyük plajı. Bu plaj kenarında restoranlar var. Çiğ börekten köfteye, ada otlarından yapılmış gözlemeden balığa kadar her şey var. Ayrıca Habbele ve Mitos plajına da gidebilirsiniz. Gelelim Akvaryum koyuna. Burada güzel bir denizden başka hiçbir şey yok. Olmayanlara şemsiye, şezlong ve tuvalet de dahil… Ama içinizde kalmasın görün, nasıl olsa küçücük bir ada.

Yemek yemek için iskele kenarında güzel yerler var. Korelli, Lodos, Yakamoz, Salkım ve Vahit’in Yeri’nde yemek yiyebilirsiniz. Dikkaaaat sakın çarpılmayın!!! Adalar bilirsiniz biraz pahalı olur… Küçük bir öneri; akşam yemeği için Rum Sokağı’nda ki lokantalara gidin. Orayı şiddetle tavsiye ediyorum.
Nerede kalınır?

Merkez içi veya merkez dışı olmak üzere iki alternatifiniz var. Tavsiyem ada içinde kalmanız. Ama çocuklu bir aileyseniz çiftlik ve bağlarda da kalabilirsiniz.
Kaikias ve Katina, adanın en popüler iki butik oteli. Ayrıca yeni açılan Limani Otel’de kaliteli bir işletme. Bütçemizi aşar derseniz pansiyonlarda kalabilirsiniz. Mesela Martı Pansiyon güzel bir seçim olabilir.

Tavsiyeler

  • Yaz aylarında ve bayramlarda mutlaka birkaç hafta önceden yer ayırtın yoksa yaya kalırsınız, haberiniz olsun.
  • Yanınızda bir ada şarabıyla günbatımını Rüzgar Gülleri’nde geçirin.
  • Belli tarihler arası düzenlenen Bağ Bozumu Festivali’ni görün.
  • Bozcaada Kalesi’ni ve Kilise’yi gezin.
  • Ada’dan bir hatıra almadan sakın dönmeyin!

Metropol hayatından ve hengameden uzaklaşıp, kafa dinleyim derseniz Kurban Bayramı tatili için şarabın başkenti Bozcaada’yı düşünebilirsiniz… Unutmayın “doğru yere gelmişim” hissini yaşamak hayati öneme sahiptir!

Şimdiden iyi tatiller.

Kaynaklar

http://www.bozcaadarehberi.com
http://www.bozcaada.gov.tr
http://www.bozcaada.bel.tr

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Bir cevap yazın

Daha fazla Ekoturizm, Kent
Ormanlar için 100 km

İstanbul’un kalan son ormanlarını, su kaynaklarını, hayvanları ve binlerce insanın yaşam kaynağı olan tarım alanlarını savunmak için seni, Çekmeköy Doğa...

Kapat