IPCC raporu: Sıcaklık arttıkça gıda temini de zorlaşacak

İklim krizi ile ilgili şimdiye kadar yayımlanan en kapsamlı rapor olma özelliği taşıyan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli Altıncı Değerlendirme Özet Raporu’nun ardından biliminsanları küresel ısınmanın 1,5 dereceye ulaşmasıyla birlikte dünya çapında gıda üretiminde de ciddi sıkıntılar yaşanacağına dikkat çekiyor. Raporda, yükselen sıcaklıklarla birlikte yıl içinde mahsüllerin dayanabileceği sıcaklığı aşan gün sayısının da artacağı belirtiliyor.

Rapora göre, gıda üretim sistemlerimize yönelik zorluklar, önümüzdeki yıllarda baş etmek zorunda kalacağımız etkilerden sadece biri olacak: Değişen yağış düzenleri birçok alanı kuraklığa karşı savunmasız bırakacak, aşırı hava koşulları ise tarımı zorlaştıracak ve mahsullere zarar verecek.

Londra Imperial College Grantham Enstitüsü’nde kıdemli okutmanlarından Bonnie Waring durumu şöyle yorumluyor: “Dünya genelinde tüketilen kalorinin yüzde 80’inden fazlası pirinç, mısır ve buğdayın da içinde olduğu yalnızca on mahsul den üretilir. Soya fasulyesi gibi birkaç temel mahsul daha sıcak bir gelecekte daha iyi performans gösterebilse de, artan sıcaklıklar ve giderek daha sık görülen kuraklıklar, dünyanın birçok bölgesinde, gıda sisteminde kilit rol oynayan bu mahsullerin verimini düşürebilir. ”

İklim krizinin yaratacağı hasarın tüm detaylarını içeren bulguları IPCC’nin iklim çöküşünün insan yaşamının ve gezegenin kilit alanları üzerindeki etkilerini kapsayacak olan dönüm noktası değerlendirmesinin ikinci bölümünü yayınladığı gelecek yıla kadar tam olarak bilemeyeceğiz.

Raporun bu hafta yayınlanan ilk bölümü, iklim değişikliğinin fiziksel bilim temeliyle, yani atmosferde, denizlerde ve karada yaşanacak değişikliklere odaklansa da tarımda yaşanacak olası zararların çoğunu bu bulgulara bakarak değerlendirebiliyoruz.

University College London’da afetler ve sağlık profesör olarak görev yapan Ilan Kelman ise şunları söylüyor: “Eğer harekete geçmeyi başaramazsak, önemli sayıda insan gıda ile ilgili büyük sorunlarla karşı karşıya kalabilir. Artan ısı ve nem, mevcut mahsullere ve hayvanlara zarar verecek, kuraklık ve sellerin de hasadı yok etme potansiyeli var. Bu etkilere karşı koymak için mahsullerde ve hayvancılıkta yapılan değişiklikler de dahil olmak üzere tarımsal uygulamalarda büyük değişiklikler yapılması gerekecek. ”

Bu yılki aşırı hava koşulları, bir başka önemli etkiyi de ortaya çıkardı: “yaş termometre” sıcaklıkları yükseldiğinde, insanlar tarlalarda güvenli bir şekilde çalışamıyorlar. Bu koşullar, hem ısı hem de nem yüksek olduğunda ortaya çıkar ve insanların vücutları teri verimli bir şekilde dışarı atamadığından ısı, ölümcül hale gelir.

Bazı insanlar, kuzey enlemlerinde bitkilerin büyüme mevsimlerinin uzamasını sağlayacağından ve bitkilerin büyüdükçe atmosferden emdiği karbondioksitin artarak gübreleme etkisi yaratacağı için, artan sıcaklıkların tarım için iyi olabileceğini düşünüyor. UCL’de yer sistemi bilimi profesörü olarak görev yapan Mark Maslin ise bu iddialara karşı çıktı. “Herhangi bir faydanın küçük olması oldukça muhtemeldir ve aşırı hava koşullarının zararları ve yaratacaüı risk daha ağır basacaktır,” diyerek gıda fiyatlarındaki artışların da büyük bir tehlike olacağı konusunda uyardı.

Et ve süt ürünlerine olan bağımlılığımızı azaltmak, küresel ısınmayı yavaşlatmanın en önemli yollarından biri olsa da, iklim krizinden hayvancılık da etkilenecek: Çoğunluğu geviş getiren hayvanlar ve gübre de dahil olmak üzere tarımsal kaynaklardan gelen metan, IPCC değerlendirme raporunda tanımlanan iklim çöküşünün en büyük nedenlerinden biri.

Birleşik Krallık Toprak Birliği’nin gıda ve sağlık politikası başkanı Rob Percival, insanların et yemekten ya da üretmekten vazgeçmeleri gerekmediğini, ancak gıda üretimiyle birlikte gıda tüketim kalıplarının da değişmesi gerektiğini söylüyor: “Agroekolojik çiftçiliğe hızlı bir geçiş, gıdamızı üretmek için daha sağlıklı ve daha sürdürülebilir bir yaklaşım sunuyor ve taze meyve ve sebzelere ve daha fazla bakliyat ve bakliyat tüketimine vurgu yaparak daha az ve daha iyi et yemeye geçişi gerektiriyor.”

Tarım ve Ticaret Politikası Enstitüsü Avrupa direktörü Shefali Sharma, bu durumdan yalnızca birçok çiftçinin zaten savunmasız olduğu dünyanın daha fakir bölgelerinin değil, tüm alanların etkileneceğini ve tüm hükümetlerin acilen harekete geçmesi gerektiğini söylüyor: “Hükümetler, tarımsal gıda sistemlerine dayanıklılık kazandırmak için hemen acil adımlar atmaya başlamalı. Bu, toprak sağlığının inşası, mahsullerde ve hayvanlarda tarımsal biyoçeşitliliğin ön planda tutulması, geleneksel bilgi ve yerel ırklar ve tohumlar üzerine inşa edilen ciddi genişletme çalışmaları yapılması ve adaptasyon için yeterli desteğin sağlanması anlamına geliyor.”

Kaynaklar:
The Guardian
WRI

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Deniz Aytekin

Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe okudu. Müzik, edebiyat, felsefe ve çevre konularında yazarlık ve editörlük yapıyor.

Yorumlar kapatıldı.

Daha fazla Banner Right Side, Doğal Kaynaklar, Ekoloji, İklim Değişikliği
İklim değişikliğine dur demek için 7 önemli nokta

Tüketiyoruz. Arkamıza dönüp bakmadan, neden buraya geldik diye sorgulamadan, dünyayı ve kaynaklarını tüketiyoruz. İşin hoşu milyarlarca yıldır var olan gezegen

Kapat