İklim değişikliğine dur demek için 7 önemli nokta

Tüketiyoruz. Arkamıza dönüp bakmadan, neden buraya geldik diye sorgulamadan, dünyayı ve kaynaklarını tüketiyoruz. İşin hoşu milyarlarca yıldır var olan gezegen muhtemelen biz burada olmasak da devam edecek. Doğa kendini yeniler. Ancak biz gelecek nesillere nasıl bir dünya bırakacağız? Harekete geçip bir şeyleri değiştirecek miyiz?

Fotoğraf: Markus Spiske

Çok değil sadece bir 10 gün önce dünya limit aşım gününü ve 1.7 dünya varmış gibi tükettiğimizi paylaşmıştık. Birleşmiş Milletler bünyesindeki Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC)’nin 9 Ağustos 2021’de yayınladığı son rapor, bilim insanlarının uzun yıllardır dile getirdiği tehlikelerin gerçekleşmeye başladığını gözler önüne seriyor. Daha evvel taslağında da durumun ciddiyetini vurgulayan raporun çıktıları artık sadece bilim insanlarını değil, politikacıları, kanun yapıcıları, şirketleri ve sokaktaki insanı ilgilendiriyor. Geçtiğimiz haftalarda Kaliforniya, Yunanistan ve ülkemizin dört bir yanında yaşanan yangınlara ek olarak Kanada ve Sibirya’daki akılları durduran sıcaklıklar ve Avrupa’daki selleri düşündüğümüzde iklim değişikliğini çoktan yaşamaya başladık. Gezegen kırmızı alarm veriyor. 66 ülkeden 234 biliminsanın hazırladığı rapor son 2000 yılda küresel ısınmanın sorumlusu: İnsanlık. 2019 yılında atmosferdeki karbondioksit oranı son 2 milyon yılın en yüksek seviyesinde olarak tespit edilmiş. Sadece karbondioksit değil, ondan 25 kat daha kuvvetli olan metan gazı da son sekizyüzbin yılın en yüksek seviyelerinde olarak tespit edilmiş.

Görsel: IPCC Raporu 6 Ağustos 2021

Tüm bunlar ne anlama geliyor?

1-Isınıyoruz: Gezegenimiz ısınıyor. Yazlar uzun, kışlar kısa geçecek. Aşırı sıcaklar 1950’lerden bu yana daha sık ve yoğun halde yaşanırken, soğuk hava olaylarının ise daha seyrek ve daha az şiddetli hissediliyor
Son beş yıl, 1850’den bu yana kaydedilen en sıcak yıllar oldu. 10 yılda bir görülen ekstrem sıcakların hem şiddeti hem görülme sıklığı artacak. Isınmayla beraber toprak neminin de azalması bekleniyor. Bu da orman yangınları için gerekli ortamı hazırlıyor. Dolayısıyla bu yıl yaşadığımız yangınlar kendini tekrar edebileceği gibi aynı zamanda eylem planlarının ve hazırlıkların da önemini bir daha ortaya koyuyor.
2-Deniz ve okyanus seviyelerindeki yükselme buralarda yaşayanların hayatını tehdit edecek: 100 yılda bir olan deniz yükselmesi artık her yıl olabilir.
2-Gıda güvenliğimiz etkilenecek: Sıcaklık seviyeleri tarım koşullarını zorlayabilir. Bu da gelecek yıllarda gıda tedariğini ciddi manada ekilebilir. Geçtiğimiz yıl ülkemizde fındık ve zeytinde iklim değişikliğinin etkileri hissedilmeye başlanmıştı. Bu etki harekete geçilmezse devama decek.
2-Isınan gezegenle beraber insan sağlığı da etkilenecek: Aşırı sıcaklık bir yandan tolere edilmesi zorlaşırken, diğer yandan yeni hastalık türlerini oluşturabilecek koşullara yol açacak. Isınan bir gezegende çalışma şartları da insanları zorlayacak.Örneğin tarım işçileri bu sıcaklarda çalışamayacak hale gelebilirler. Özellikle şehirlerde yaşayanlar sıcak hava dalgalarını daha sert hissedecekler.
4-Seller hem şehirlerde hem kırsal kesimlerde hayatı tehdit edecek: Yalnızca sıcaklık ve kuraklık olmayacak, bunun yanında okyanus ve denizlerde ısınan havanan yoğuşmasıyla seller ve yağışlar daha çok artacak. Mevsim normallerinden beklenenin üzerinde olan bu yağışlar maalesef tarımda verimliliği azaltırken aynı zamanda yaşam koşullarını zorlaştıracak.
5-Ortalama sıcaklıklar arttıkça karalar ve denizler karbondioksiti emmeyi de azaltacaklar. Ekosistemin bozulması maalesef gezegenin dengelerini ve kendi kendini soğutma mekanizmalarını da yok etti.

İklim değişikliğine dur demek mümkün mü?

Evet. Bunun için toplu olarak harekete geçmeye, politik ve kurumsal radikal değişikliklere ihtiyacımız var.

1-Bahane bulmak için geç kaldık: Tüm hükümetlerin iklim değişikliğini ulusal strateji kapsamında değerlendirmesi gerekiyor. Son yıllarda gelişmiş ülkeler iklim değişikliğini küresel bir tehdit olarak görerek bu konuda eylem planları hazırlıyorlar. Paris Anlaşması’na gelişmekte olan bir ülkeyiz bahanesiyle taraf olmama gibi bir ihtimal kalmadı.
2-Uluslararası anlaşmalar kadar acil eylem planları da öne çıkıyor. Son 10 yıldır eyleme geçmeyen bir çok devlet gerekçe olarak bazı gelişmiş ülkelerin üstlerine düştüğünü yapmadığını savunarak eylemlerini öteliyorlardı. Artık böyle bir öteleme lüksümüz kalmadı. Henüz genç bir iklim aktivisti olan Greta Thunberg’in uluslararası mecralarda harekete geçmiyorlar diye devlet adamlarını ve politikacıları sorgulamasının ne kadar doğru olduğu bir kere daha gözler önüne serildi.
3-Kurumsal şirketlerin artık stratejilerinde iklim değişikliği olması şart. Bugüne kadar duymaya alıştığımız iklim değişikliğinde sorumluluğunu sadece kurumsal sosyal sorumluluk projeleriyle savmanın veya yeşil badana yapmanın zamanı geçti. Günümüzde bazı çok uluslu şirketlerin ciroları bazı devletlerin gayrisafi milli hasıladan fazla. Tüm kurumsal şirketlerin stratejilerinin iklim değişikliğiyle uyumlu olması gerekiyor. Ancak bunu bir pazarlama aracı değil gerçekten ileriye dönük bir vizyonla yapmanın zamanı geldi.
4-Petrole olan bağımlılığımızın artık durması gerekiyor. Dünyayı en çok kirletenlerin petrol şirketleri olduğunu bile bile neden onları desteklemeye devam ediyoruz? Petrol sadece taşıtlarda kullanılmıyor. PET şişelerden, polyester giyim eşyalarına, elektronik ürünlere kadar günlük hayatımızın içine girmiş durumda. 5-Kömür milli sermayeden çok milli problem olmaya başladı. Geçtiğimiz günlerde Greenpeace’in yayınladığı rapor Zonguldak’ta kömürün halk ve çevre sağlığı üzerindeki negatif etkilerine ışık tutuyor. Sadece hava kirliliği değil aynı zamanda gezegendeki sera gazı salımını arttıran kömür üretiminin iklim değişikliğinde hatrı sayılır bir katkısı var. Tüm dünyada yenilenebilir enerji yatırımları artarken Türkiye’de aktif çalışan 28, hayata geçmesi planlanan 40’tan fazla kömürlü termik santral projesi var.

Fotoğraf: Johannes Plenio

6-Paranın neyi fonladığı artık sorgulanıyor. Çok yakın zamana kadar yatırım şirketlerinin veya bankaların neye yatırım yaptığı konuşulmuyordu. Ancak artık yatırımcılar çeşitli fonlama araçlarından ve yatırım kararlarında dünyayı kirleten şirketlerin olmamasını istiyorlar. Çok yakın geçmişte petrol devi Exxon’un genel kurulunda aktivist yatırımcıların yarattığı etki şüphesiz para kaynaklarının gücünü ve değişimi gösteriyor. Yatırım kararlarında iklim değişikliğinin yeri son yıllarda yabancı piyasalarda yatırımcıları ve finans kuruluşlarının kararlarını etkiliyor.          7-Sonsuz tüketim kültürünün durması gerekiyor. Bu da işin tüketicilere düşen kısmı.

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Ergem Şenyuva

İstanbul'da doğdum büyüdüm. Hep bu şehri, kültürel ve doğal mirasını koruma derdindeydim. Bir yandan yeşili ve doğayı nasıl gelecek nesillere bırakırız kaygım vardı. 2006 senesinin sonunda hayatımı değiştiren olay oldu ve kızım doğdu. Yaptığım her şeyi sorguladığım ve tekrardan en başa döndüğüm bir dönemden sonra, kurumsal hayata veda ettim. 2009 yılında Al Gore'un iklim değişikliğiyle mücadeleyi hedefleyen Climate Project derneğinin Türkiye temsilcisi oldum. İklim değişikliğini ve yaşadığımız dünyanın nelerle karşı karşıya olduğunu fark ettikçe, elimi taşın altına sokma zamanı geldi diye düşündüm. 2010 yılının sonunda Yeşilist'i kurdum. Bizden sonraki nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabileceğimize, hepimizin atabileceği küçük adımlarla büyük şeyler başarabileceğimize inanıyorum.

Yorumlar kapatıldı.

Daha fazla Banner Right Side, Doğal Kaynaklar, Ekoloji, İklim Değişikliği, Kurumsal Sürdürülebilirlik, Yenilenebilir Enerji
İki malzemeli, ev yapımı Hindistan cevizli scrub

Scrub, son yıllarda cilt temizliği ve yenilenmesi için birçok insanın başvurduğu bir yöntem haline geldi. Cildin hemen her bölgesine uygulanabilen...

Kapat