Lütfen çevrecilik yaparak çevreye zarar vermeyiniz

Henüz ‘Haklısınız, HES’lerle dereleri mahvettik. Su akar Türk bakar’ açıklaması yapan eski Çevre Bakanımız Erdoğan Bayraktar’ın şokunu üzerimizden atamamışken yerine atanan İdris Güllüce bombayı patlattı: ‘Türkiye’de bir çevre fanatikliği oluştu. Çevreciler, çevreyi ülkenin gelişmesine yönelik projeleri engellemek için bir enstrüman olarak kullanıyorlar.’

Yok artık!

Mimar ve Mühendisler Grubu’nun çalışma toplantısına katılan Güllüce’nin açıklamasının tam metni, birbirinden fantastik açıklamalarla devam ediyor. Biz çevreciler bu tavrı hep Batıya baka baka öğrenmişiz, Türkiye’nin son 200 yıllık problemi de Batıya baka baka boyun fıtığı olmamızmış. Batı ile Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullar farklıymış. Çevrecilik konusunda kimsenin onlardan (Bakan ve arkadaşlarından) daha iddialı olması mümkün değilmiş.

Çevrecilikten şikayet eden Bakanın, kimsenin kendilerinden daha çevreci olamayacağını iddia ettiği bu tabloda ‘çevrecinin daniskası’ olduğunu her fırsatta bastıra bastıra edenler nereye oturur?

Çevre fanatikliği nedir? Çevre bilinci ülkeyi geliştirecek projelere karşı nasıl kırbaç olarak kullanılır? Bir ülkenin Çevre ve Şehircilik Bakanı nasıl olur da çevrecilikten rahatsız olduğunu söylerek şikayet eder? Ağaçları kesmeyen diyerek bir ülkenin gelişmesi nasıl engellenir?

Bu ülkede son 11 yılda 90’ın üzerinde doğal alan talan edildi. Kentsel dönüşüm adı altında binlerce insan evinden, mahallesinden, ağacından, tarlasından edildi. Ülkenin dört bir yanı betona boğuldu. Aklı selim herkesin ‘küresel bir ekolojik yıkım’ olarak adlandırdığı Üçüncü Köprü ve Üçüncü Havaalanı çalışmaları tam gaz sürüyor. Üniversite kampüslerindeki ağaçlar kanunsuz olarak kesiliyor, parklara tecavüz ediliyor.

‘Çevreci’ diyerek şikayet ettikleri bizler, bunlara karşı sesimizi çıkararak suç işlediysek, Batı’nın ahlaksızlığını alan, radikal olan, suçlu olan, kötü niyetli olan yine biz olalım, dert değil de ne olur artık daha fazla zarar vermesinler etrafa da, zamanı gelince ucundan tutup iyileştirebileceğimiz kadar bir yeşil kalsın bize en azından.

yok2

Çevreciliği en iyi bilenlerin çevre politikalarının elinden çıkma tek bir projenin birkaç sonucu:

Üçüncü havaalanı:

– Projeden kaynaklanacak araç trafiğinin artması ve kentleşmenin bu bölgeye yönelmesinden dolayı alanın mevcut kirlilik yükünün artması, ormanlık alanların tahrip edilmesi ve bölgedeki barajlara su temin eden akarsuların yüzeysel akışlarla barajlara kirlilik yükü taşıması beklenmektedir.

-Proje kapsamında yapılması planlanan ünitelerin (pist, apron, üst yapılar vb.), yapılacağı alanda hafriyat çalışmaları ile doğal ekosistem (orman alanları, 70 adet canlı yaşamı barındıran göl ve göletler, akar ve kuru dereler, tarım alanları, mera alanları) ortadan kaldırılacaktır. Böylece ünitelerin inşa edilmesiyle birlikte bu alanların doğal bitki örtüsü ve doğal özelliği ortadan kalkmış olacaktır.

-“İstanbul’un içme suyu ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayan Terkos Gölü ve Alibey, Pirinçi barajlarında su toplama miktarlarında azalma ve yüzeysel akışlarla kirlilik yüklerinde artma beklenmektedir.”

-Bölge, birçok kuş türünün yaşamsal faaliyetlerini sürdürdüğü bir alan, kuş göç yollarından birinin geçtiği rota üzerinde bulunm

-”Bölge, birçok kuş türünün yaşamsal faaliyetlerini sürdürdüğü bir alan, kuş göç yollarından birinin geçtiği rota üzerinde bulunmaktadır. Bölgeye havalimanı yapılması ve sulak alan ve ormanlara zarar verilmesi, bu kuş türlerinin yaşamını tehdit edecektir.”

Şimdi tekrar soruyorum: Çevreciliği kim kimden öğrenmeli?

 

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Deniz Aytekin

Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe okudu. Müzik, edebiyat, felsefe ve çevre konularında yazarlık ve editörlük yapıyor.

Bir cevap yazın

Daha fazla Doğal Kaynaklar, Ekoloji, Kent, Yeşil alanlar
Havuçlu pırasanın gücü adına

Rüzgar Yolgezer ideallerini bisikletiyle birleştirerek 9 aylık bir yolculuğa çıkacak.

Kapat