Salda’daki beyazlıkların üzerine ayakla bile basılmamalı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un, Salda Gölü’nü çevreyi ve şehirleri korumak adına özel çevre koruma bölgesi ilan edeceklerini belirterek, “Bu ilan çerçevesinde, bulunduğumuz yaklaşık 300 bin metrekarelik alanda Salda Millet Bahçesi yapacağız.” sözleri büyük tepki çekti. 

Salda Gölü’nü, “Masmavi turkuaz gölleriyle, bembeyaz kumsalıyla dünyada eşine nadir rastlanan bir bölge” şeklinde tarif eden Kurum, şöyle konuştu:

“Biz burayı Cumhurbaşkanlığımızın dün açıkladığı manifesto çerçevesinde çevreyi korumak adına, şehirlerimizi korumak adına özel çevre koruma bölgesi ilan edeceğiz. Bu ilan çerçevesinde, bulunduğumuz yaklaşık 300 bin metrekarelik alanda Salda Millet Bahçesi yapacağız. Bu da bir ilk olacak. Millet Bahçesi Projesi çerçevesinde buraya gelen turistlerimiz, yapacağımız otoparkta araçlarını park edecek. Geliş gidiş yollarını daha iyi şartlar altında yapmak suretiyle bu bölgeye gelen vatandaşımızın bungalov evlerde, kafeteryalarda dinlenmesi, yürüyüş yollarında, gezinti alanlarında gezmesini sağlayacak birçok düzenlemeyi de bu proje kapsamında yapmış olacağız.”

Kurum, özel çevre koruma bölgesi ilanıyla 44 kilometrekare olan göl yüzeyiyle 295 kilometrekare alanın da korunmuş olacağını, bunun da hem bölgeye gelenler için hem de bölgenin korunması adına çok önemli karar olacağını vurguladı.

Millet Bahçesi projesine hem sosyal medya üzerinden hem de sivil toplum örgütlerinin başlattığı kampanyalar aracılığı ile tepki gösterildi. Akademisyen Erol Kesici, Salda’ya yapımı planlanan millet bahçesi projesine tepki gösterdi. Salda’daki beyazlıkların Mars’ın toprağına benzediğini söyleyen Kesici, “Salda bir nevi laboratuvar. O beyazlıklar çok hassas. Ayakla bile basılmamalı” dedi.

Konuyla ilgili BirGün’e konuşan Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bilim Danışmanı Yard. Doç. Dr Erol Kesici, “Salda’yı uzaktan sevsinler” dedi. Göl kıyısındaki beyaz yapının Mars’ın toprağıyla benzerlikler oluşturduğunu söyleyen Kesici sözlerini şöyle sürdürdü: “Mars’ı anlamak için burası eşsiz bir örnek. Bir nevi doğal laboratuvar. Söz konusu proje bölgede ekosistemi tamamen yok eder. Sırf moda oldu diye burayı millet bahçesi yapmasınlar. Sonra çok pişman olacaklar.”

Bölgede devlet desteğiyle biyoçeşitliliği araştırma çalışmaları yaptığını da ifade eden Kesici, geçen yaz göl kenarında söz konusu olan ve iptal ettirilen festivale de değindi. Yaşam savunucularının ve bilim insanlarının tepki gösterdiği festivalin bölgenin ‘koruma alanı’ olması sebebiyle iptal edildiğini söyleyen Kesici, aynı sebeplerle bu projenin de yapılamayacağını ifade etti. Kesici sözlerini şöyle sürdürdü: “Pamukkale nasıl enderse Salda da ender. Aynı titizlikle korumalıyız. Salda’daki beyazlıkların üzerine ayakla bile basılmamalı. O canlı bir yapı. Biyomineralizayon diyoruz. Yani canlı. Zaten HES ve göletlerle gölün beslenmesini engellediler, kirliliğini artırdılar. Daha fazla yok etmeye çalışmasınlar. 30 yıldır orayla ilgili çalışmalar yaptık, araştırmalar yazdık. Bu haberi duyunca çok üzüldüm. Umarım koruma alanı dışına yaparlar. Salda çok hassas. Gölü uzaktan sevsinler…”



Deniz Aytekin

Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe okudu. Müzik, edebiyat, felsefe ve çevre konularında yazarlık ve editörlük yapıyor.

Yorumlar kapatıldı.