Sence Katar’da gerçekleşecek 2022 Dünya Kupası bir yeşil aklama etkinliği mi?

Futbolun ana yönetim organı FIFA, 2040 yılına kadar futbolda emisyonları azaltma ve karbon nötrlüğe ulaşma taahhüdünde bulunduğu iklim planını Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26’ncı Taraflar Konferansı’nda kulaklarımıza sıkça çalınan adıyla COP26’da sunmuştu. Bu sunum elbette Katar’da gerçekleşecek 2022 Dünya Kupası’nın sürdürülebilirlik stratejilerin hem futbol dünyası hem de çevre grupları tarafından bir kez daha kapsamlı bir şekilde sorgulanmasına da vesile oldu. Öte yandan FIFA, yolsuzluk ve Katar ilişkisini de tekrar akıllara getirdi. Arap yarımadasının doğusunda bir çöl ülkesi olan Katar’da gerçekleşecek bir turnuvanın çevresel maliyeti üzerinde dönen tartışmalar sanıyorum ki 2022 Dünya Kupası’na damgasını vuracak.

FIFA ve ev sahibi ülke Katar, 2022 Dünya Kupası için tamamen karbon nötr bir turnuva düzenleme sözü verdi.  Peki bu söz ülkenin bulunduğu coğrafi şartları da düşününce ne derece gerçekçi? 4 yılda bir gerçekleşen turnuvanın karbon nötr olma iddiasına karşı hem futbol dünyasından hem çevre gruplarından hem de insan hakları aktivistlerinden tepkiler gelmeye devam ediyor.

Gelin hep beraber 2010 yılına gidelim ve sürece hızlıca bir göz atalım!

Yaz aylarından organize edilen bir turnuva, ülkedeki iklim koşullarına bile bakılmadan 2 Aralık 2010’da yapılan oylama sonucunda, FIFA tarafından Katar’a verilmişti.  2015 yılında -organizasyonun kesinleşme tarihinden 5 yıl sonra- FIFA Katar’daki 2022 Dünya Kupası’nın kışın gerçekleşeceğini duyurdu. Bu duyuru ile ilk kez kuzey yarım kürede kış aylarında gerçekleşecek bir Dünya Kupası duyurusuydu da. Kış aylarına alınan turnuva yüzünden dünyadaki profesyonel futbol liglerinin büyük çoğunluğuna ara verildi. Tabii ki Dünya Kupası’nın kış aylarına alınması TV ve çeşitli platformlardaki dizilerden Amerikan Futboluna kadar birçok endüstriyi de olumsuz etkileyebilir.

Katar, 2022 Dünya Kupası’nın sürdürülebilirliğe dair strateji planının 4 adım içerdiğini açıkladı. Bu adımlardan ilki halkı iklim krizi konusunda bilgilendirmek ve farkındalık yaratmak. Bir diğeri turnuvanın karbon ayak izini hesaplayıp paylaşmak. Üçüncü adım, karbon emisyonları sınırlandırmak için alınan önlemler. Dördüncü adım olarak ise turnuvadaki karbon emisyonunu dengeleyecek projeler. Dünyanın gözünün üstünde olduğu bir turnuvanın iklim krizi konusunda bilgi vermesi ve farkındalık yaratması elbette ki geniş kitlelere ulaşmak için büyük bir fırsat. Ancak söz konusu karbon emisyonları olunca verilere de bir bakmak lazım.

FIFA’ya göre, turnuva sırasında 3,6 milyon ton karbondioksit üretilecek. Bu karbonun yüzde 51,7’si taraftarların uçuşları da dahil olmak üzere seyahatten kaynaklanacak. Turnuvada tüm futbol paydaşlarının aynı şehre uçup maçları izledikleri sıkıştırılmış bir tasarım vurgusu söz konusu olsa da yüksek karbon salınımlı bir seyahat biçimi olan havayolu taşımacılığının neredeyse zorunlu olduğu bir ulaşım biçimi de ülkeye varabilmek için gerekli. Bu durumda her ne kadar futbolseverler şehir içi ve dışı ulaşım için elektrikli otobüsleri kullanılacak olsa da 2018 yılında Rusya’da düzenlenen Dünya Kupası’nda açığa çıkan karbondan 1,5 milyon ton daha fazla karbon salınımı gerçekleşecek. Bu rakamın turnuva henüz gerçekleşmeden öngörülemez olduğunu söyleyen birçok uzman da mevcut.

5 farklı şehirde gerçekleşecek olan Dünya Kupası 8 farklı stadyumda taraflarını ağırlıyor. Her bir stadyumun çimleri için kışın günde 10 bin litre su gerekliyken yazın bu miktar 50 bin litreye çıkıyor. Suyun ekonomik değerinin bu derece yüksek olduğu bir ülkede stadyumlardaki çimlerin tuzdan arındırılmış deniz suyuyla sulanması da farklı soruları beraberinde getiriyor. Okyanuslardaki asitlenme sürekli artarken ve nice deniz canlısı yaşam mücadelesi verirken hassas ekosistemleri korumak insanlık olarak yapmamız gereken adımlardan biri olmalı. 

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Ayça Ceylan

Performans sanatçısı, sürdürülebilirlik yazarı ve Body in Perform’un kurucusu Ayça Ceylan; karşılaştırmalı mitoloji,  dans, psikoloji, herbalizm, edebiyat ve teknoloji gibi disiplinleri bir arada kullanarak algılama süreçlerimiz hakkında  mekana özgü performanslar üretmektedir. Performanslarında bedenin ve mekanın birbirini nasıl inşa ettiği,  onarım, beden politikaları ve türlerarası çeşitlilik üzerine araştırmalar yapar. Ceylan, performanslarında ve  atölyelerinde sanat alanları haricinde arketipsel hafızayı etkileyecek kamusal alan, terkedilmiş alan, doğa ve antik  kent gibi birçok alanı tercih eder. Ritueller, tanrıça kültleri, sembolizm ve doğa ile uyumlanmak en büyük  destekçilerindendir. Üretimlerinde canlı sanat, video, fotoğraf, yerleştirme ve sanatçı kitabı gibi araçları kullanır. Ceylan; Türkiye, Japonya, Hindistan, ABD ve İngiltere’de birçok sanat alanında performanslar gerçekleştirmiş,  atölyeler düzenlemiş ve konuk sanatçı programlarına davet edilmiştir. Ayrıca Duru, Reflect Studio, Mesele Slow  Design ve Giyi gibi sürdürülebilir markalarla performatif işbirlikleri yapmıştır. Ceylan, Milliyet Sanat’ta sanat  yazarlığı yaptı. Cumhuriyet Gazetesi Pazar Eki’nde “Dairesel Flora” köşesiyle çevre yazarlığı yapmaktadır.  Performans belgeleri bazı özel sanat koleksiyonlarında bulunmaktadır.

Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement
Daha fazla Banner Right Side, Ekoloji, Genel, Hayat, İklim Değişikliği, Spor
Tablolara atılan çorbalar, kendini duvara yapıştıran eylemciler: Just Stop Oil nedir, protestolarında neler yaşanıyor?

Bu yıl, Avrupalı ​​iklim protestocuları, küresel emisyonların acilen azaltılmasına dikkat çekmek için yeni bir taktik benimsedi. Kendilerini müze duvarlarına yapıştırmak,...

Kapat