Suda, tuzda, insan dışkısında… Yapılan yeni araştırmalar mikroplastiklerin hayatın her alanına sızdığını gösteriyor

Bugüne kadar plastiklere dair yapılan birçok haber denizlerden toprağa kirlilikten bahsediyor. Ancak Viyana Üniversitesi’nde yapılan yeni bir araştırmaya göre insan dışkısında da ilk defa mikroplastiklere rastlandı. Avrupa, Japonya ve Rusya’dan sekiz katılımcıyla yapılan araştırmanın sonuçları oldukça çarpıcı.

TIKLAYIN: 17-19 yaş arasındaki gençlerin %86’sının idrarında BPA bulundu

10 tane plastiğe göre yapılan testte 9 ayrı çeşit plastiğe rastlanmış. Polipropilen ve polietilen tereftalat (PET şişenin içindeki aktif plastik madde) en çok rastlanan plastikler. Araştırmacılar bu sonuçlara göre dünya nüfusunun %50’sinin dışkısında mikroplastik olabileceğini ama daha geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç olduğunu belirtiyorlar. Daha evvel yapılan farklı araştırmalarda farklı ülkelerdeki içme sularından meşrubatlara kadar farklı içeceklerde mikroplastiklere rastlandığını göstermişti. Ülkemizde ise ilk defa sofra tuzlarına dair yapılan araştırma denizlerdeki mikroplastiğin nasıl vücudumuza ulaştığını ortaya çıkarmış. 

Çukurova Üniversitesi’nden Sedat Gündoğdu  deniz ve göllerdeki mikroplastiklerin sofra tuzu yoluyla tüketicilere ulaşıp ulaşmadığını araştırmış. Deniz tuzunda 16-84 parça/kg, göl tuzunda 8-102 mikroplastik parça/kg ve kaya tuzunda 9-16 parça/kg  sayısına rastlanmış.  Bu araştırma için farklı üretim yerlerinde, 5 ayrı markaya ait 3 ayrı tuz çeşidi incelenmiş. Daha evvel yapılan araştırmalarda hem Karadeniz hem de Akdeniz’de yüksek oranda mikroplastiğe rastlanmıştı. Ancak ilk defa sofra tuzu üzerine yapılan bu araştırma sayesinde mikroplastiğin sofralarımıza nasıl ulaştığına dair bir bilgiye sahip olmuş olduk.

Araştırmaya göre deniz tuzu ve göl tuzunda yüksek oranda mikroplastiğe rastlanırken kaya tuzunda mikroplastik oranı çok daha düşük ki bu da denizlerdeki plastik kirliliğinin boyutlarını gözler önüne seriyor. Deniz tuzunda %25 oranında poliüretana rastlanırken, göl tuzunda %35,35 oranında polietilene rastlanmış. Tüm tuz gruplarında en çok polietilene rastlanmış. Polietilen genelde alışveriş torbaları, şampuan şişeleri ve çocuk oyuncaklarında bulunuyor. Poliüretan ise lastiklerde, elektrik tesisatında kullanılan malzemeler gibi sert plastiklerin kullanıldığı birçok üründe bulunuyor.

Peki yukarıdaki rakamlar sağlığımız için ne anlama geliyor? Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de tuz tüketimi günlük 14,8-18,01 g/gün ki bu Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiğinin üzerinde bir rakam aralığı. Mikroplastikler göz önüne alındığında deniz tuzu için 46 mikroplastik parça/kg, göl tuzu için 37,5 parça/kg ve kaya tuzu için 11,8 parça/kg olarak ortaya çıkıyor. Yani deniz tuzu tüketen bir kişi yılda 248,5-302,4 parça mikroplastik tüketiyor.

Bugüne kadar yapılan araştırmalar mikroplastiklerin deniz canlılarını ve sucul yaşamı negatif bir biçimde etkilediğini gözler önüne serdi. Geçtiğimiz yıl fareler üzerine yapılan bir araştırmada; mikroplastiklerin böbrek, karaciğer ve bağırsakta toplandığını gösterdi. Yine aynı araştırmaya göre mikroplastikler enerji ve yağ metabolizmasiını bozarken vücutta nörotoksik (sinir üzerinde zehir etkisi yapan) etkiler yapıyor. Ancak mikroplastiklerin insan sağlığına etkisi halen araştırılıyor. 

Kaynaklar:

https://ilsalvagente.it/2018/09/26/in-italy-the-first-analysis-carried-out-by-il-salvagente-find-microplastics-in-industrial-soft-drink/

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28436478

https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0141113616300708

https://www.tandfonline.com/doi/full/10.1080/19440049.2018.1447694

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Ergem Şenyuva

İstanbul'da doğdum büyüdüm. Hep bu şehri, kültürel ve doğal mirasını koruma derdindeydim. Bir yandan yeşili ve doğayı nasıl gelecek nesillere bırakırız kaygım vardı. 2006 senesinin sonunda hayatımı değiştiren olay oldu ve kızım doğdu. Yaptığım her şeyi sorguladığım ve tekrardan en başa döndüğüm bir dönemden sonra, kurumsal hayata veda ettim. 2009 yılında Al Gore'un iklim değişikliğiyle mücadeleyi hedefleyen Climate Project derneğinin Türkiye temsilcisi oldum. İklim değişikliğini ve yaşadığımız dünyanın nelerle karşı karşıya olduğunu fark ettikçe, elimi taşın altına sokma zamanı geldi diye düşündüm. 2010 yılının sonunda Yeşilist'i kurdum. Bizden sonraki nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabileceğimize, hepimizin atabileceği küçük adımlarla büyük şeyler başarabileceğimize inanıyorum.

Yorumlar kapatıldı.