Tüm tepki ve tartışmalara rağmen Hasankeyf’teki Ilısu Barajı’nın yapımına devam ediliyor

Kuzuların, kuşların sesine alışık uykulu küçük bir şehirde bu yaz duyulan yıkım sesleri şok etkisi yarattı. Şehri saran kireç taşı kayalıklarından ayrılan kocaman taşlar neolitik zamanlardan kalma mağaraları tıkadı.

“Çok zor. Sola bakıyorsunuz, kazıyorlar; sağa bakıyorsunuz, nehrin öbür tarafında bir yol yapıyorlar” diyor Dicle Nehri kıyısındaki Hasankeyf’de çalışan bir restoran çalışanı.

Burada devam eden çalışma, 1,2 milyar Euro’luk büyük bir baraj projesinin bir parçası. Bölgede yaşayan on binlerce kişiyi Dicle’nin öbür tarafına doğru yerlerinden ederken, 12 bin yıllık tarih de Hasankeyf’te sulara gömülecek. Burası UNESCO Dünya Miras Listesi’nin 10 kriterinden dokuzuna uyan, insanların farklı tarihsel dönemlerde yaşadığı bir şehir. UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girmek için kriterlerden biri yeterli olurken, Türkiye Hasankeyf için hiçbir zaman başvuruda bulunmadı.

2017 yılında Guardian gazetesinde yayınlanan bir habere göre baraj yapıldıktan sonra, Dicle’nin Hasankeyfin yakınından geçen kısmında su %60 oranında yükselecek, böylece bu tarihî kent ve etrafındaki köylerle birlikte henüz keşfedilmemiş 300 tarihî alanın da  %80’i sular altına gömülecek.

İlusu Barajı’nın % 95’i tamamlanmış durumda. Barajın geri kalan fazları yapılırken, kayalıklar yıkılıyor ve arkeolojik bir parka taşınması planlanan 15. yüzyıldan kalma Zeynel Bey Türbesi taşınırken, Hasankeyf sular altına gömülmeyi bekliyor. Aynı zamanda nehrin karşı tarafında yüksek bölgelere evlerin yapılma projesi de devam ediyor.

Hasankeyf valisi Faruk Bülent Baygüven geçtiğimiz ekim ayında basına verdiği demeçte, 2018’de evlerin yapımını bitirmeyi ve eski Hasankeyf’i yeni yerine taşımayı hedeflediklerini belirtti. Hükümet yetkilileri yörede yaşayanların, barajlar dolduktan sonra kayalıkların üzerinde yapılacak tekne turlarıyla turizmin artan bolluğundan yararlanacaklarını söylüyorlar. Dalış turları ve yeni yapılacak arkeoloji parkına ziyaretler de söylentiler arasında.

Geçtiğimiz yıl Baygüven “Bölge hem su sporları hem de kültürel turlar için merkez konumuna gelecek” dedi ve hükümetin barajla bölge halkına kültür balıkçılığıyla ek gelir yaratacağına dikkat çekti. Ancak halkın yeni Hasankeyf’teki geleceklerine dair şüpheleri var.

“Taşınacağım, başka çarem yok…”
“Yeni yapılan evler daha konforlu olabilir, ama iş olarak ne yaparım bilmiyorum, bu tarafta tarım da verimi değil” diyor, diğer köylüler gibi kimliğini açıklanmasını istemeyen beş çocuklu bir baba ve “Ev almak için yeterli param var, dolayısıyla taşınacağım ama zaten başka seçeneğim de yok” diye ekliyor.

Hasankeyf’in 2.000 kişilik nüfusunun yalnızca üçte birinin yeni yerleşim yerinde ev almak için yaptığı başvurular onaylandı. Çoğu hükümetten aldıkları ödemelerin, şu andaki evlerinin değerinin altında olduğunu, bu nedenle yeni evleri almak için borca girmeleri gerektiğini söylüyor. Kiraya çıkanlara ise hiçbir tazminat verilmedi.

Yeni Hasankeyf’teki arazilerin boyutları da ayrı bir problem. Bölge sakinleri geçimlerini kısmi olarak tarım ve hayvancılıktan kazanıyorlar ancak yeni evlerin inşa edildiği bölgede böyle bir imkânları olmayacak. Dükkân sahipleri, şu anda planlandığı üzere, kendilerine ayrılan yeni yerleşim alanlarına bölgede yaşayan vatandaşlardan önce taşınmaya zorlanırlarsa nasıl geçinecekleri konusunda endişeliler.

“Her şey belirsiz ve hiçbir şeyin garantisi yok”
Barajın inşa edildiği nehrin 100 km aşağısındaki Ilısu köyünden gelen haberler de iyi değil. “Hükümet yeni bir köy inşa etti ve köylüleri oraya taşıdı, ama evlerin bahçelerinin büyüklüğü alışık oldukları gibi tarım yapmaları için uygun değil” diyor Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi ve Mezopotamya Ekoloji Hareketi Sözücüsü Ercan Ayboğa. “Bazıları şu anda baraj inşaatında ve benzer alanlarda çalışıyor, ama bu işler bittikten sonra gelirleri ne olacak bilmiyorlar” diye de ekliyor. “Her şey belirsiz ve hiçbir şeyin garantisi yok”.

Türkiye’de Ilısu ve Hasankeyf gibi küçük kırsal köylerin çoğu hükümetin hayata geçirdiği yüzlerce hidroelektrik santrali projesi ve madencilik işleri nedeniyle tehdit altında. Araziler istimlak edilirken, bu tip gelişmeler büyük şehirlere göçü hızlandırıyor; bu da kentsel alanlar ve çevre üzerinde baskı yaratarak, büyük ölçekte kentsel dönüşüm projelerinin yapılmasına sebep oluyor.

Çevre tahribatı ve bölgesel dengesizlik

Hasankeyf’te, nehir yatağından çıkarılan çakıllar inşaat malzemesi olarak kullanılırken, Dicle Nehri üzerine inşaat araçlarının geçişini kolaylaştırmak için yapılan köprüler de nehrin akışını bozmuş. Zaten balık ölümleri raporlanmışken, çevreciler baraj dolduğunda kuşlardan yarasalara, tehdit altında olan yumuşak kabuklu kaplumbağaya kadar çok sayıda türün de tehdit altında kalacağını belirtiyorlar.

Nehrin aşağısında, Irak’ta, daha da kötü yan etkiler bekleniyor. “Dicle Nehri’nin Irak’taki tuz oranı şimdiden çok yüksek ve bu su, birçok yerde içme ve tarım için kullanılma standartlarına uygun değil” diyor Dicle Nehrini Koruma Derneği kurucularından İsmael Dawood. “Fırat Nehri boyunca da su azlığı var ve Irak hükümeti Dicle’deki suyu Fırat’ı yaşatmak için kullanıyor”.

“Dicle Nehri’nin akışını Ilısu Barajı’yla engellemek sadece nehrin yatağını değil, bölgede istikrarsızlık yaratarak ve tansiyonları artırarak aynı zamanda çevresinde yaşayan insanları da etkileyecek.”

“Şimdiden şehirler arasında su dolayısıyla huzursuzluk oluştu, bu durum farklı aşiretler arasında çatışmalara da yol açabilir.”

Hükümet 3,8 milyar kW saat elektrik kapasiteli Ilısu Barajı’nın ülkenin her yıl artan enerji ihtiyacını karşılayacağını söylüyor ancak aktivist Ayboğa, ekonomik boyutun sadece sebeplerden biri olduğunu düşünüyor: “Ilısu Baraj Projesi, ilişkilerin sürekli şekil değiştirdiği bu istikrarsız ortamda hükümetin baskı oluşturarak bu durumu Irak’a karşı potansiyel bir araç olarak kullanılabilecek duruma gelmesi açısından da önemli. Ayboğa ve onun gibi düşünen diğerleri hükümetin barajı aynı zamanda ülkenin huzursuz kesimini kontrol etmek için kullanmayı amaçladıklarını düşünüyor.

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Not: Bu yazı ilk olarak equaltimes.org sitesinde yayınlanmıştır.

Önceki yazıyı okuyun:
Bir zamanlar el değmemiş Arktika bölgesi şimdi atık plastik ile dolu

Daha önceden el değmemiş ve bozulmamış olarak tabir edilen Kuzey kutup dairesinin üstünde kalan Norveç Arktikası, şimdi atık çöplerin biriktiği...

Kapat