7 adımda doğa dostu cilt bakımı

Kozmetik dünyasının kadınlara sunduğu vaatlerin arka planında çevreye ve doğal hayata karşı yapılan zalimce uygulamalar olduğu hepimizin kulağına geldi. Böylece güzelleşme ve bakım adına piyasada gezen birçok ürünün hem insan sağlığı, hem doğal yaşam, hem de çevre için korkunç koşullarda üretildiğinin bilincine çoktan vardık.

Fakat bir şekilde, tüm bedenimize giysi olan cildimizi korumamız gerekiyor. Ruh halinizden tutun da, az uyku uyuduğunuz zamanlarda veya stres altında kaldığınızda bile gerek gözaltı çemberleriyle gerekse solgunluk ile çok çabuk tepki gösterebilen bu hassas giysinin özel bir bakıma ihtiyacı olduğu kesin. Bu nedenle hemen hepimizin kişisel bakım rutini vardır. Bu rutini zararlı kimyasallardan kaçınarak, zulüm içermeyen, sürdürülebilirliği teşvik eden ürünleri veya yöntemleri tercih ederek sürdürmek mümkün.

TIKLAYIN: Pürüzsüz bir cilt için 7 malzeme, 13 reçete

#1 Mümkünse kendi cilt bakım formülünüzü oluşturun
Cilt bakımındaki en güzel tercih bu olacaktır. Böylece ambalaj atığı oluşturmayacaksınız, içeriğinde zararlı kimyasal kullanılmadığından emin olacaksınız ve gönül rahatlığı ile bakım yapabileceksiniz. Bu konuda bildiğim formülleri daha sonra yazacağım. Bu türden bakımlar her zaman bir maske hazırlama, bir jel yapma ile gerçekleşecek diye bir koşul yoktur. Hücre yenileyici besin takviyelerinden, sebze suyu karışımlarına kadar cildinize faydalı birçok bakım ürününü evde yapmak mümkün. Fakat zaman ve aradığınız içerik katkıları hakkında bir kısıtlama varsa ikinci adımdan devam edebilirsiniz.

#2 Satın aldığınız ürünün ambalajına dikkat edin

Satın alacağınız ürünün ambalajına bakın. Geri kazanılabilir, tekrar kullanılabilir bir malzeme ile ambalajlanmış olmasına dikkat edin. Hatta mümkün olduğunca, büyük ambalajı olan ürünleri tercih edin. Özellikle PVC ambalajlardan kaçının zira bunlar üretimden bertarafa kadar çevreye ve sağlığa zararlıdır.

#3 Ürün tedarikçisinin / üreticisinin değerlerini ve felsefesini araştırın
Çevre dostu ambalaj seçimini yaptınız, şimdi sıra geldi üretici markanın internet sitesini incelemeye. Örneğin, firma hayvanlar üzerinde testler yapıyor mu? Üretim prosesleri çevre kirliliğine neden oluyor mu? Ürün tedarik sürecinde çevresel etkileri azaltmak adına taahhütleri var mı? Güvenli kozmetik ürün tedarik ettiğine dair Sağlık Bakanlığı’na taahhütte bulunmuş mu veya uluslararası güvenilir kozmetik kampanyalarının içinde yer alıyor mu? Bunları göz önünde bulundurduktan sonra zaten önünüzde çok az alternatif kalacaktır.

#4 Ürünü satın almadan önce içeriğini inceleyin

Bazı ürünler sadece gezegenin değil aslında cildimizin de sinsi düşmanı. Doğal yaşamı ciddi şekilde hırpalayan bileşenlerin size hiçbir faydası olmayacaktır. Sonuçta biz insanlar da doğal yaşamın parçasıyız. Bu nedenle, ürünü satın almadan önce içeriğine bakarak, üretim aşamalarından geçerken doğal yaşama ve çevreyi zararı olup olmadığını kontrol edin. İncelemesini yapın. İçeriğinde hassasiyetiniz olan bir şey olup olmadığını kontrol edin. Bitkisel içeriği olan ürünleri tercih ederseniz, çevreye de cildinize de dostça davranmış olacaksınız. Genellikle, kozmetik dünyasının bize sunduğu ürünlerin içeriği kafa karıştırıcıdır, bilmediğimiz kelimeler ile doludur. Böyle bir durumda o ürünü almayın, ürün içeriğinin resmini çekin ve boş bir zamanınızda içerik hakkında bilgi sahibi olun.

#5 Çevresel Çalışma Grubu’nun ‘’Skin Deep’’ veri tabanına göz atın

Çevresel Çalışma Grubu tarafından oluşturulan bu ücretsiz veri tabanı, her ürünü 0 ile 10 arasında en az toksik ve en çok toksik skalasında puanlayan bir kaynak. Buradan seçtiğiniz ürün hakkında değerlendirme yaptığınız zaman, ürün içeriği, ambalaj malzemesi hakkında genel bir puanlama sonucuna ulaşıyorsunuz zira bu veri tabanında yer alan tüm ürünler, ürünün kendi içeriği ve ambalajı hakkında tüm detaylı bilgileri sunuyor.

Bu şekilde hem güven veren markalara destek olursunuz hem de arkasına ‘’parfüm’’ gibi ibareler koyup, bir kelime içine dünya kadar zararlı bileşen gizlemiş marka ürünlerine kanmazsınız.

#6 Tek kullanımlık ürünlerden uzak durun
Doğa dostu bir yaşamın bilinen en basit ve yaygın adımı atık azaltmaktır. Öyleyse tek kullanımlık, deneme ürünlerini almayın. Kozmetik satıcılarının kasa yanındaki bölmeleri yüzlerce deneme ürünü ile doludur. Ürünlerin çoğu da yerine getiremeyeceği vaatlerde bulunur. Çok içinizde kalmadıkça, bu deneme ürünlerini almamayı tercih edin. Eğer gerçekten bir ürünü kullanmaya karar verdiyseniz ve ilk olarak bu ürünün tester’ı varsa tamamdır. Aksi halde bu ürünler hem cildinize hem de çöp kutunuza yük olacaktır.

#7 Makyaj ve bakım çantanızdaki ürünleri azaltın

Öncelikle bakım rutininizi mümkün mertebe az ürün ile gerçekleştirmenin faydalı olacağının bilincinde olmalısınız. Kozmetik dünyası en yalancı endüstrilerin önde gidenidir. Dünyada hiçbir formül yaşlanmayı önleyecek niteliğe sahip değildir, bunun içten içe farkındayız ancak yaşlanmaya karşı direnç gösterme eğilimi, genç ve güzel kalma zaafı bu konuda çok kolay kandırılmamıza neden olur. Ne biz Dorian Gray’iz ne de kozmetik dünyası bize sonsuz gençlik ve güzellik sunabilecek o şeytandır. Bu nedenle şeytanla anlaşıp, ruhunuzu satmanız gerekmiyor.
Kozmetik dünyası vaatlerinin çoğunda yanıltıcıdır, verdiği sözlerin büyük bir kısmını yerine getiremez ve hatta zaman zaman pişmanlık da yaratır. Böylesine acımasız bir endüstridir. Bu yüzden ihtiyacınızı baz alarak ürün tercihi yapmanız ve mümkün olduğunca kullanmaktan kaçınmanız en iyisidir. Örneğin temizleyici, tonik, nemlendirici, gözenek sıkılaştırıcı vs. dünya kadar ürün ile cilt bakımı yaptığınızı düşünmeyin. Bunlar cildinize aşırı yüklenecektir. Sabahları yüzünüzü gül suyu ile yıkayın, tercih ettiğiniz gül suyunun mümkün olduğunca saf olmasını tercih edin. Bunun için çok para harcamanıza gerek yok. Saf gül suyu yapan ve satışını gerçekleştiren kozmetikçiler var. Güvendiğiniz bir tanesinden tedarik edebilirsiniz. Yine akşam yatarken yüzünüzü gül suyu ile yıkayın. Yaş ilerlemesi veya cilt lekeleri gibi sorunlar dolayısıyla kullandığınız bakım ürünü varsa, bu ürünün nemlendirici özelliği olmasına dikkat edin. Böylece bakımınız için ihtiyacınız olan ürün sayısı azalıyor. Gül suyu ve nemlendirici özelliği olan ihtiyacınıza yönelik bakım kremi. Aynı şekilde makyaj malzemelerinizin sayısını azaltın. Cildin nefes almasını önleyecek fondöten, makyaj bazı gibi ürünleri özel bir durumunuz olmadıkça kullanmayın.
İşin özü, neye ihtiyaç olduğundan ibaret aslında. Kozmetik çantanızı boşaltıp, içinde ne varsa alın ve kendinize sorun ‘’bunu neden kullanıyorum?’’ tatmin edici cevap alamadığınız ürünlere ihtiyacınız yok. Bir daha bu ürünleri almayın. Hatta cildinizi seviyorsanız elinizdekini de kullanmayın.
Bütün bunları uygulayarak, çevreci bir güzellik bakımı mümkün ama işin sırrı beslenmededir. Özellikle de cilt için. Doğru beslenme ve düzenli spor dışında size hiçbir şey gençleşmek gibi bir mucizeyi veremez.



Ayşegül Yalvaç

Deniz kirliliği ve çevre teknolojileri konusunda çalışan bir çevre mühendisi. Çevre, bilim, sürdürülebilirlik konularında yazmanın yanı sıra doğa üstü ve fantastik öyküler uydurmayı seviyor. Profesyonel bir hayalperest ve dünyayı değiştirmenin peşinde.

Yorumlar kapatıldı.