7 adımda kozmetikteki zehirleri hayatınızdan çıkarın

Kozmetik sektörü bir anlamda aslında ‘hayal’ satıyor. Bunu sürerseniz cildiniz daha pürüzsüz olur, böyle bir ürün kullanırsanız kırışıklarınız yok olur, yok şöyle bir ürün kullanırsanız saçlarınız parlar… Ben daha güzel olmaya, daha genç görünmeye, hayır, diyecek kimseyi tanımıyorum. Ama bununla beraber güzelleşmek için sağlığımızdan olmaya gerek yok. O kozmetiklerin içinde ne var, diye durup bir bakmanızı rica ediyorum. 7 adımda daha sağlıklı kozmetiği nasıl seçeceğinize dair ipuçlarını unutmayın.

Babyganics-Baby-Bubble-Bath-Fragrance-Free-20oz-Bottle-Pack-of-2-0-5

Kokusuzdur yazınca sevinin, harika kokarsa şüphelenin.

Kozmetik endüstrisininde 500‘e kadar kimyasal madde karıştırılıp harika bir sentetik kimyasal hazırlanabileceğini biliyor muydunuz? Peki buna çoğu zaman ‘koku‘ dendiğini söylesem? Gerçekten de firmalar o harika kokulu sabunları, vücut losyonlarını, deodorantları hazırlamak için bir sürü, muhtemelen son derece zararlı, kimyasalı karıştırıyor. Bu kimyasallar hormon değiştirme özelliğine de sahip, alerji de yaparlar. Siz siz olun, çok iyi kokarsa şüphelenin.

 

 

32808ddf797012680516f238fadb

Phthalates: Bu kadar zor söylenen bir şeyi herhalde kolay aklınızda tutarsınız.

Defalarca, “Bu kimyasalı görünce arkanıza bakmadan kaçın,” dedik çünkü kanserojen olduğu ve hormonları bozduğu pek çok yerde kanıtlanmış. Ve maalesef ismi alışılmış olmasa da, günlük bakım ürünlerinin içinde. Örneğin, saç spreyi, oje, oyuncaklar, makyaj malzemeleri ve daha neler nelerde phthalates’e rastlamak mümkün.

 

 

paraben-free_

 

Parabenler: Phthalates kadar kötü oldukları aşikar, ama bir grup kimyager onları aklamaya çalışıyor.

Ürünlerin son kullanım tarihleri olmamasını kim sağlıyor? Parabenler. Peki nerelerde varlar? Hemen hemen aklınıza gelebilecek tüm makyaj malzemeleri, kremler, şampuanlar ve neler neler… Hormon dengelerini bozup karsinojen olmanın yanında, bir de cildinizi vaktinden evvel yaşlandırıyorlarmış.

 

 

 

petroleum-jelly

1,4 dioxan: “Ben hayatımda böyle bir içerik görmedim,” diyorsanız haklısınız.

1.4 dioksan zaten vücutta bazı kimyallar sonucu oluşan etoksilasyon sürecine deniyor. Petrol bazlı ürünlerin ciltte iritasyon yapmasını önlemek için PEG, polietilen (polyethylene, polyoxyethylene) gibi telaffuzu imkansız kanserojenler kullanılıyor.

sls-free

 

Sodyum sülfat: Etiketlerde ‘Sodium Laurly Sulfate’ veya SLS olarak gizlenirler.

Diş macunları ve şampuanlarda bolca bulunan bu kimyasalın en gözle görünen özelliği kullandığınız ürünleri köpürtmesidir. Karsinojen olduğu ispatlanmış olsa da bir grup bu kimyasalın az kullanımını savunurken, diğer grup tamamıyla karşıdır. Siz iyisi mi uzak durun, derim. Zaten kozmetik endüstrisi de son zamanlarda etiketlere, “Sülfatsızdır”, “SLS free”, “SLS yoktur” gibi ibareler koymaya başladı bile.

 

Kekik-Yağı-Faydaları

Triclosan: Son yıllarda hayatımızın vazgeçilmezi anti-bakteriyallerin içinde gizlidirler.

Aynı zamanda diş macunları ve deodarantlarda da rastlanabilirler. Triclosan aslında cildi tahriş eder ve hastaneler haricinde pek de günlük hayata uygun değildir. Hormonlara negatif etkisi olduğu gibi bir de antibiyotiklere dirençli bakterilere de yardımcı olabilir. Bir cilt doktorum bana elinizi su ve normal sabunla yıkasanız yeterli demişti. İlla anti-bakteriyal arıyorsanız, içinde kekik olan ürünleri tercih edin.

cosmebio_zps4b424551

Eğer bütün bunları okuduktan sonra “Şimdi neye dikkat edeceğimi şaşırdım!” diyorsanız…

Size iki tavsiyemiz var. Birincisi başlangıç olarak bu kimyasallardan bir veya iki tanesine dikkat etmeye başlamanız. İkincisi ise sertifikalı organik kozmetik ve ürünleri bulmanız. Zaten Yesilist’in de kuruluş amacı bu ürünleri rehberimizden kolayca bulabilmeniz. Şimdiden sağlıklı günler dileriz.

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Ergem Şenyuva

İstanbul'da doğdum büyüdüm. Hep bu şehri, kültürel ve doğal mirasını koruma derdindeydim. Bir yandan yeşili ve doğayı nasıl gelecek nesillere bırakırız kaygım vardı. 2006 senesinin sonunda hayatımı değiştiren olay oldu ve kızım doğdu. Yaptığım her şeyi sorguladığım ve tekrardan en başa döndüğüm bir dönemden sonra, kurumsal hayata veda ettim. 2009 yılında Al Gore'un iklim değişikliğiyle mücadeleyi hedefleyen Climate Project derneğinin Türkiye temsilcisi oldum. İklim değişikliğini ve yaşadığımız dünyanın nelerle karşı karşıya olduğunu fark ettikçe, elimi taşın altına sokma zamanı geldi diye düşündüm. 2010 yılının sonunda Yeşilist'i kurdum. Bizden sonraki nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabileceğimize, hepimizin atabileceği küçük adımlarla büyük şeyler başarabileceğimize inanıyorum.

Bir cevap yazın

Daha fazla Hayat, Kişisel Bakım
Sayılarla Londra 2012 Oyunları

Londra 2012 oyunları

Kapat