Çocuğunuzun odasına “bir dolap kitap” yakışır

Bir kitapçıya girdiğinde, “Yüzlerce seçenek arasından çocuğuma hangi kitabı alsam?” diye soran anne-babalar, büyükanne ve teyzeler için şimdi “Bir Dolap Kitap” var. Kendileri gibi samimi üsluplarını yazılarında da belli eden ve içtenliğini ilk günden beri koruyan Bir Dolap Kitap‘ın Banu ve Yıldıray’ıyla tanışın.

Röportaj: Ergem Şenyuva

bir_dolap_kitap_banu&yildiray

“Bir Dolap Kitap” nedir ve nasıl doğdu bahseder misiniz?

Bir Dolap Kitap’ın en kısa tarifini, “Banu ve Yıldıray’ın çocuk kitapları günlüğü,” diyerek yapabiliriz sanırım. Biz kısaca Dolap diyoruz. Dolap’ta, okuduğumuz çocuk kitapları hakkındaki düşüncelerimizi paylaşıyoruz. Kitapların metnini ayrı, resimlerini ayrı inceliyoruz. Metinde ve resimlerde dikkatimizi çeken özel durumlara vurgu yapıyoruz. Ele aldığımız çocuk kitabının yazarı, çizeri hakkında bilgi veriyoruz. Kitabı okurken veya okuduktan sonra, çocuğun tek başına ya da ebeveyniyle birlikte yapabileceği etkinlikler öneriyoruz. Varsa benzer kitap önerisi yapıyoruz.

Bir Dolap Kitap bundan yaklaşık iki yıl önce ilk yayınını gerçekleştirdi. Hazırlık süreciyle birlikte, fikir ortaya iki buçuk yıl önce çıktı. Biz çocukluğumuzdan beri kitap okuyoruz. Çocuk kitabı okumayı da hiçbir zaman bırakmadık. Birbirimizi bulduğumuzdan beridir beğendiğimiz kitapları birbirimize öneriyor, okuduktan sonra hakkında konuşuyorduk. Günün birinde aklımıza çocuk kitaplarıyla ilgili aramızda yaptığımız sohbetleri yazıya dönüştürüp bir blog üzerinden insanlarla paylaşmak geldi. Daha ilk günden itibaren büyük ilgi gördü yazılarımız. Meğer herkes çocuk kitapları hakkında birinin bilgi vermesini, piyasadaki çocuk kitaplarını değerlendirmesini bekliyormuş.

Bir Dolap Kitap’ta çocuk kitaplarına yer veriyorsunuz. Kitapçı raflarına her gün sayısız kitap geliyor. Siz Bir Dolap Kitap’ta yer verdiğiniz kitapları hangi kriterlere göre seçiyorsunuz?

Doğrusu bizim ilk kıstasımız, yola çıkarken aklımızdan ilk geçen, Dolap’ta “beğendiğimiz” çocuk kitaplarına yer vermekti. Fakat daha yayına başlamadan önce, ilk yazılarımızı hazırlarken bunun yeterli olmayacağını anladık. Çünkü çocuk kitapları yetişkin kitapları gibi değil. Çocuklar da yetişkinler gibi değil. Bir yetişkin kitabı alır, okumaya başlar, beğenmezse bir kenara koyar ve unutur. Çocuklar ellerine geçen herhangi bir kitabı defalarca, günlerce okuyor ya da okutuyorlar. Aynı kitabı o kadar çok okuyorlar ya da dinliyorlar ki, neredeyse ezberliyorlar. Yani kitap, çocuklarda yetişkinlere göre çok daha kolay, sağlam ve derinde yer ediyor. Bu nedenle çocuk kitabı yazmak, yayımlamak, önermek çok hassas bir iş. Çocuk kitapları konusunda farklı disiplinlerin belirlediği, üzerinde çalıştığı pek çok akademik kıstas var zaten. Biz, bu kıstasların üzerine, kitabın eğlenceli olmasına, ayrımcı ya da seçkinci olmamasına özen gösteriyoruz. Herhangi bir kurgu eserin, söz gelimi Orhan Pamuk’un herhangi bir kitabının sahip olması gereken tüm teknik kıstaslar, herhangi bir çocuk kitabı için de aynen geçerlidir; ne eksik, ne fazla. Ama bu kıstaslar kitabın seslendiği yaş grubuna göre işlenir. Biz Dolap yazarlarının kıstasları da işte tüm bunların toplamından oluşuyor.

BUNU DA OKU:  Bebek bezleri hakkında gerçekler

Kitap okuma alışkanlığının bu kadar az olduğu bir ülkede, ebeveynler illa da kendi çocukları kitap okusun istiyor. Siz çocuk kitaplarına olan ilgiyi nasıl buluyorsunuz?

Çocuk kitaplarına giderek artan bir ilgi olduğu açıkça görülüyor. Bu ilgiyi yaratan ebeveynlerin bir kısmı gerçekten de okumayı sevmiyor, ama çocukları okusun istiyor. Okuma alışkanlığı olmayan birinin çocuğuna okuma alışkanlığı kazandırmaya çalışması, her şeyden önce son derece olumlu ve ciddiye alınması gereken bir durum. Evet, okumuyorsanız çocuğunuzdan okumasını beklemek biraz haksızlık olur. Dahası, okumayan bir anne-babanın çocuğu, “Kendileri okumuyorlar, bana okumam için baskı yapıyorlar. Okumak bir tür ceza olsa gerek,” diye düşünebilir rahatlıkla. Tıpkı sigara içen anne-babaların sigara içtiği için çocuklarını cezalandırması gibi, yarısından fazlası boşa giden, kendini teşvikten çok baskı gibi hissettiren bir davranış belki de bu. Yine de, olumlu sonuçları olabilecek bir davranış. Bize göre buradaki asıl sorun, okuma alışkanlığı olmayan ebeveynin çocuğundan okumasını istediği kitaplarla ilgili kanaatleri, beklentileri, bunları çocuğuna yansıtma biçimleri. Hatta okumaya çok düşkün anne-babalar bile benzer tehlikeyi taşıyorlar. “Abuk sabuk kitaplar!” başlıklı yazımızda değindiğimiz konu da tam olarak budur.

Sorunuza dönecek olursak, biz, çocuk kitaplarına karşı giderek artan bir ilgi olmasından son derece memnunuz. Bu ilgi zamanla yerini bilinçli bir eğilime, alışkanlığa bırakacaktır, ona zaman tanımalıyız.

banu_ve_yildiray_is_basinda

Bir Dolap Kitap’ın samimi, sade ve pozitif bir üslubu var. Bugün kitapçılarda kötü çevirilerden tutun da, çocukları rengarenk sayfaları alları pullarıyla cezbeden niteliği düşük kitaplara kadar yüzlerce kitap var. Elinize geçen ve anne-babaları uyarmak durumunda kaldığınız kitaplar konusunda nasıl bir yol izliyorsunuz?

Böyle çok kitap var gerçekten de. Biz öncelikle iyi, nitelikli örnekleri öne çıkarmaya özen gösteriyoruz. Kötü örneklere sık yer verirsek, ortaya karamsar bir tablo çıkar. Oysa gerçek durum öyle değil. Artık yalnızca çocuk edebiyatını iş edinen yayınevleri var. Bu alanda akademik geçmişleri olmasa da, özellikle çocuk edebiyatı üzerine eğitim görmüş olmasalar da, yalnızca ya da ağırlıklı olarak çocuk edebiyatı çalışan editörler var. Bunlara bağlı olarak da, her gün nitelikli kitaplar yayınlanıyor. Özellikle nitelikli çeviri kitap (her seferinde çevirisi yeterince iyi olmasa da) alanında ciddi bir birikim oluştu. Var olan nitelikli yerli yazarların peşinden yenileri geliyor. Biz de bunların içinden en çok beğendiklerimizi anlatıyoruz. Böylesi okurlarımız için de, bizim için de daha eğlenceli. Gerçi görev duygumuzun ağır bastığı, olumsuz yönleri ağır basan kitaplara da yer verdiğimiz oluyor. Böyle kitaplar söz konusu olduğunda, tüm olumsuz eleştirilerimizi tek tek gerekçelendiriyoruz. Kitaptaki olumsuz özelliklerin yerine neyin daha iyi olacağını düşündüğümüzü de söylüyoruz elimizden geldiğince.

BUNU DA OKU:  Karbonatın bilmediğiniz 5 faydası

Biz kendi kıstaslarımızı açıkça ortaya koyuyoruz. Neyi neden beğendiğimizi açıkladığımızdan daha büyük bir hassasiyetle neyi neden beğenmediğimizi açıklamaya çalışıyoruz. Okurlarımız da görüşlerini, kitapla ilgili deneyimlerini yorum bırakarak paylaşıyorlar. Böylece Bir Dolap Kitap sayfalarında “nitelikli kitap” denince ne kastettiğimize dair kolektif bir birikim oluşuyor. Sorunuzda söz ettiğiniz çevirisi kötü, albenisi dışında bir özelliği olmayan, niteliksiz kitapları tek tek ortaya koymak yerine, ortak bir beğeni anlayışı oluşturmanın çok daha yapıcı bir tutum olduğunu düşünüyoruz.

Siz aynı zamanda düzenli “Critical Mass” katılımcılarısınız ve doğayla dost yaşama da özen gösteriyorsunuz. Ülkemizde çıkan çocuklar için olan çevre kitaplarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu sorunuz bir noktada önceki sorunuzla kesişiyor aslında. Oraya gelmeden önce şunu söyleyelim: Çevre, doğa meselelerini ele alan kitapların sayısı giderek artıyor. Bunların büyük bölümü konusunun uzmanları tarafından hazırlanmış, çocukların dikkatini en fazla çekecek biçimde tasarlanmış ve sunulmuş kitaplardan oluşuyor. Örneğin “Tek Kuyu”, “Keşfedin: Geri Dönüşüm”, “Dikkat, Eriyorum! Küresel Isınmayı Soğutma Önerileri” gibi kitaplar, çocukların çevre / doğa meselelerinde tam donanımlı bir bilinç oluşturmalarına ve hemen şimdi harekete geçmelerine zemin hazırlıyor. Yerli örnekler ne yazık ki az ve var olanların çoğu da görselleri, grafik tasarımı ve konuyu ele alışı bakımından yeterince iyi çalışılmış kitaplar değil. Buna karşılık, “Türkiye’nin Ağaçları” gibi yerli yapım kitapların üretilmesi önümüzdeki 10 yılda neler olabileceğinin işareti. Türkiye’de çocuk kitapları emekleyen bir çalışma alanı, çevre / doğa meseleleri sürekli gündemde olmasına rağmen daha yeni aymaya başladığımız meseleler; hal böyle olunca, yerli yapım çevre / doğa kitaplarının da henüz emekleme döneminde olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.

Çevre, doğa kitaplarının bir önceki sorunuzla kesiştiği nokta, kitapçı raflarında ortaya çıkıyor. Kitapçılar, özellikle market düzeninde olan kitapçılar, hem çocuk kitaplarına gereken özeni ve saygıyı göstermiyorlar hem de (eğer ürün yelpazelerinde yer vermişlerse) çocuklar için hazırlanan çevre / doğa kitaplarının albenili, daha kolay ve çok satabildikleri kitapların arasında kaybolmasına göz yumuyorlar. Okuma alışkanlığı ve nitelikli okuma konusunda aileler, öğretmenler ve yayıncılar kadar, kitap satıcılarına da sorumluluk düşüyor aslında. Ne yazık ki, market düzenini tercih eden kitapçılarda bu anlayışı ve ciddiyeti göremiyoruz.

bdk_yaz_1_-_buyuk

Biraz da Açık Radyo’daki programınızdan bahseder misiniz?

BUNU DA OKU:  Annelerden organik sohbetler

Açık Radyo’daki programımız her cumartesi günü sabah saat 10’da canlı olarak yayınlanıyor. Programın adı da internet sitemiz gibi Bir Dolap Kitap. Programda çocuk kitaplarını ele alıyoruz. Programlara önceden bir metin hazırlamıyoruz. Yayın programımızı en az iki-üç hafta öncesinden belirlemiş oluyoruz. O süre içinde programda ele alacağımız kitapları, tıpkı internet sitesi için yazı hazırlar gibi okuyoruz, araştırıyoruz, sindiriyoruz. Yazarları, çizerleri hakkında bilgi topluyoruz. Yayın gününden önce elimizde kitap hakkında tutulmuş notlar oluyor. Sonra da çıkıp sohbet havasında karşılıklı konuşarak kitapları ele alıyoruz.

Programı genellikle iki bölüm olarak tasarlıyoruz. Yayınevleriyle anlaşıyoruz ve ilk bölümde ele aldığımız kitabı ya da kitapları armağan ediyoruz. Biri, canlı yayın sırasında telefon eden bir dinleyicimize, diğeri, bizim Dolap’ta programın ses kaydını yayınladığımız sayfaya yorum bırakan bir dinleyicimize olmak üzere, iki kişi Bir Dolap Kitap’tan kitap kazanıyor.

Başlamadan önce radyoda çocuk kitabı programı yapmanın bizi en çok endişelendiren yanı, resimli kitapları dinleyiciye anlatma kısmıydı. İkimiz de çenebaz olduğumuz için, bir de üniversitede sanat tarihi okumanın getirdiği bir aşinalıkla, görüntüsüz bir ortamda da olsa, resimli kitapları başarılı bir biçimde anlatabildiğimizi düşünüyoruz. En azından, bugüne kadar aksini söyleyen bir eleştiri almadık. Programımızı merak edenler Dolap’taki radyo arşivimize bakabilirler.

Gelecek günler için ne gibi projeleriniz var?

Bir süredir bize işimizi soranlara, “İşimiz, Bir Dolap Kitap,” diyoruz. Daha ayrıntılı açıklama isteyenlere, “Çocuk kitaplarını iş edinmiş tam zamanlı blog yazarıyız,” diyoruz. Yani bizim projelerimizin büyük kısmı iki yılı aşkın bir sürede oluşturduğumuz Bir Dolap Kitap zemini üzerine oturan ve çocuk kitaplarıyla, çocuklarla ilgili, çocuklar için olan projelerden oluşuyor. Bunların arasında resimli / resimsiz öykü kitapları, televizyon programları, animasyonlar var. Hayallerimiz arasında çocuk kütüphanesi kurmak da var. Üstelik kendi kendimize gelin güvey oluyor da değiliz. Bazı okurlarımız, daha doğrusu dostlarımız, bizimle birlikte hayal ediyorlar bu kütüphaneyi. Biz üretmeden duramayan, rutin işlerden tatmin olmayan insanlarız. Projelerimizden genel olarak söz edince her şey derli toplu görünüyor, ama aslında öyle değil. Bir süredir birkaç farklı alanda hummalı hazırlıklar içindeyiz. Bazıları büyük tersliklerle kesintiye uğradı ve gecikti, ama birkaç terslik bizi durdurmaya yetmez. Ha, bir de ilk fırsatta şehir hayatından, en azından büyük şehir hayatından kaçmayı planlıyoruz. Elbette bu Bir Dolap Kitap ve projeleri son bulacak demek değil. Tam tersine, şehrin yükünden, kirinden pasından kurtulunca daha çok ve kolay üreteceğimizi düşünüyoruz.

 

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Ergem Şenyuva

İstanbul'da doğdum büyüdüm. Hep bu şehri, kültürel ve doğal mirasını koruma derdindeydim. Bir yandan yeşili ve doğayı nasıl gelecek nesillere bırakırız kaygım vardı. 2006 senesinin sonunda hayatımı değiştiren olay oldu ve kızım doğdu. Yaptığım her şeyi sorguladığım ve tekrardan en başa döndüğüm bir dönemden sonra, kurumsal hayata veda ettim. 2009 yılında Al Gore'un iklim değişikliğiyle mücadeleyi hedefleyen Climate Project derneğinin Türkiye temsilcisi oldum. İklim değişikliğini ve yaşadığımız dünyanın nelerle karşı karşıya olduğunu fark ettikçe, elimi taşın altına sokma zamanı geldi diye düşündüm. 2010 yılının sonunda Yeşilist'i kurdum. Bizden sonraki nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabileceğimize, hepimizin atabileceği küçük adımlarla büyük şeyler başarabileceğimize inanıyorum.

Bir cevap yazın

Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement
Daha fazla Çocuk ve Bebek, Eğitim
Küçük Kara Balık Okulu 1. yaşını kutluyor

'Montessori Eğitim Sistemi'yle tanışın

Kapat