Danimarka’dan yine devrim niteliğinde bir tasarı: Gıda etiketlerine ürünün çevreye verdiği etki eklenecek

İskandinav ülkelerinin son yıllardaki agresif sayılabilecek çevre politikalarını ve karbon ayak izi azaltma çalışmalarını her geçen gün artan bir ilgiyle izliyoruz. Danimarka’nın yeni hedefi ise oldukça iddialı: 2050’ye kadar karbon nötr bir ülke olmayı yani saldıkları kadar karbonu absorbe etmeyi amaçlıyorlar. Bunun için de tarım ve besin üreticiliğinin kritik olduğuna inanılıyor.

TIKLAYIN: Fransa’da geri dönüştürülmüş şişelerin fiyatlarını daha ucuz olacak

Çözüm odaklı yaratıcı önerilerinde bu defa tartışma konusu bireylerin tüketim alışkanlıklarının sonuçlarıyla anında yüzleşerek tüketim kararlarına çevresel faktörleri de eklemeleriyle alakalı: Danimarka Tarım ve Gıda Konseyi yiyeceklerin doğaya etkilerini gösteren bir etiketleme sistemini tartışıyor.

Bu uygulama ile bir yandan süpermarketlerin ve üreticilerin çevreye en duyarlı şekilde üretim yapmaları sağlanırken bir yandan da tüketicilere çevreye verilen zararın da sağlıkları kadar etkili bir parametre olduğunun hatırlatılması amaçlanıyor. Teoride çok makul bir proje olsa da, özellikle AB dışından gelen ithal ürünler işin içine girdiğinde öneri komplikeleşebiliyor. Örneğin, konsey başkanı Høyer’in belirttiği gibi “Hedefimiz her şeyiyle uygun bir etiketleme yapmak, örneğin bitki bazlı et ikamesi bir ürünün içinde Güney Amerika’dan gelen soya fasülyesi varsa onun da çevresel etkisini gösterebiliyor olmalıyız.”

Soya fasülyesi örneğine daha detaylı yaklaşacak olursak, soya fasülyesi üretimi en çok Brezilya’da gerçekleşiyor ve üretimi sulak bölgelerde yapıldığı için orman tahribatına yol açıyor. Ancak öte yandan besleyici değeri çok yüksek olmasına karşın insan tüketiminden çok hayvan besisi olarak kullanıldığı için Güney Amerika’da üretilen soya fasulyesinin çevresel etkisini tam olarak hesaplamak oldukça güç.

Öte yandan konuyla alakalı bir diğer problem olarak da Høyer besin değeri ve iklime etki karşılaştırmasına şu şekilde değiniyor: “Bir ürünün iklim etkisinin ne kadar besleyici olduğuyla karşılaştırılması gerekebilir. Örneğin bir gazlı içeceğin, iklim üzerinde çok küçük bir etkisi olabilir, fakat aynı zamanda besleyiciliği sıfıra yakındır. Dolayısıyla bu, gazlı içeceği çevresel yönden zararsız kılsa da bedene zarar veren bir üründür.”

Giriştikleri işin zorluğunun farkında olsalar da hedeflerine ulaşmak için gerekli parametreleri göz önüne alarak bu paketleme tasarısını hayata geçirmek istiyorlar. Ekim ayının başında BM’nin yıllık Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nde gerçekleşen toplantıda, panelistlerin önümüzdeki 12 yıl içinde küresel ısınmanın yol açtığı çevresel felaketleri durdurmak için dünya hükümetlerinin toplumun her alanında ‘benzeri görülmemiş değişiklikler’ yapmaları gerektiğini ortaya koyduğu bildirildi. Aksi takdirde iklim değişikliğinin geri dönülemez bir hâl alacağı da ne yazık ki kaçınılmaz son olarak belirtildi.

Kaynaklar:

https://edition.cnn.com/2018/10/09/health/denmark-climate-food-intl/index.html
https://www.livekindly.co/denmark-food-labels-environmental-impact/
https://www.foodnavigator.com/Article/2018/10/11/Danish-food-makers-back-climate-label-proposals-We-want-to-showcase-our-production

Önceki yazıyı okuyun:
Çevre dostu etkinlik rehberi: 19-25 Kasım haftasında gerçekleşecek etkinlikler

Söyleşi, festival ve atölyeler... İlginizi çekebileceğini düşündüğümüz etkinlikleri bir araya getirdiğimiz çevre dostu etkinlik rehberi yayında!

Kapat