Deniz ve Doruk sizi “Yok Olmadan Harekete Geçmeye” Çağırıyor

2018 yılında İsveç’te Greta Thunberg‘in başlattığı iklim grevini Türkiye’de ilk Atlas Sarrafoğlu başlatmıştı. Greta’ya, Atlas’a ve dünyanın dört bir yanından binlerce gence her gün yenileri ekleniyor. 13 yaşındaki Deniz ve 16 yaşında Doruk da başlattıkları #yokolmadanhareketegeç hesabıyla çevrelerinde bilinç yaratmayı hedefliyorlar. Deniz ve Doruk’la yaptığımız röportaj bana bir kere daha geleceğe ve gençliğe dair ümit verdi.

E.Ş : Sevgili Deniz ve Doruk, kendinizi tanıtır mısınız?

Deniz: Merhaba ben Deniz Dolapçıoğlu 13 yaşındayım ve iklim aktivistiyim. İklim aktivistliği dışında dans ediyorum, çevremdekilere iklim değişikliğini öğretmeye çalışıyor ve instagram hesabımızdan grevlere destek oluyorum.

Doruk: Selam, ben Doruk Dolapçıoğu. 16 yaşında genç bir iklim aktivistiyim. Kabataş Erkek Lisesinde 9. sınıf öğrencisiyim. Okulumdaki Kabataş Çevre kulübünün yanı sıra FFF Türkiye’nin de üyesiyim. Kardeşimle “Yok Olmadan Harekete Geç” hesabında iklim grevleri yaparak paylaşıyor ve sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. 

E.Ş.:Yok Olmadan Harekete Geç hesabını neden kurdunuz?

Doruk: Yok Olmadan Harekete Geç hesabını insanları çevre sorunlarına karşı bilinçlendirmek istediğimizden kurduk. Tabi sonraları bilgi vermekten çok iklim grevlerimizi paylaştığımız, insanlara harekete geçmeleri için mesaj verdiğimiz bir sayfaya dönüşse de Yok Olmadan Harekete Geç, her zaman şu anda yaşadığımız küresel krizle alakalı farkındalık yaratmayı amaçlamıştır. Çünkü birçok insanın dünyada son yıllarda çarpıcı bir şekilde meydana gelen iklim krizi, küresel ısınma ve çevre kirliliği gibi değişimlerden haberdar bile olmadığını, haberdar olsa bile günlük yaşamın uğraşlarından bu gibi olaylara öncelik veremediğini görmüştük. Bu nedenle küçük de olsa bir şeyler yapmak ve çevre mücadelesine katkı sağlamak istemiştik.

Deniz: Yok Olmadan Harekete Geç’i insanların iklim krizi hakkında ön yargılarını kaldırmak için kurduk çünkü çoğu insan iklim krizi deyince ciddiye almıyor. Halbuki en fazla ciddiye alınması gereken problemlerden biri. Biz insanların iklim krizi deyince panik olmasını, yok olmadan harekete geçmelerini istiyoruz. İnsanların bu konuya bakış açısını değiştirmek için bu hesabı kurduk.

E.Ş.: Kimden ilham aldınız?

Doruk: Benim şahsen en büyük ilham kaynağım, kardeşim Deniz’in böyle bir çevre hesabı kurma girişiminde bulunmasıydı. Tabi ben ilk başlarda çok aktif değildim ve kardeşimin ilk gönderilerin altındaki yazılarının yazım yanlışlarını düzeltmekten veya İngilizce çevirilerini yapmaktan ileri gidemiyordum. Sonradan 2019 sonbaharında Kabataş’a başlayınca orada 11. Sınıflardan bir abi beni kulüp tanıtım konferansında buldu ve Yok Olmadan Harekete Geç hareketini takdir ettiğini ve beni de çevre kulübünde görmek istediğini söyleyince ben de aktivistliğe adım attım. Çünkü başlarda bir instagram hesabıyla bir fark yaratabileceğime inanmayan ben, aslında böyle bir mecra sayesinde aslında ne kadar çok kişiye ulaşabildiğimi görmüştüm. Özetle ben hem kardeşimden hem de okulumdan ilham aldım. 

Deniz: Çevremden ilham aldım. Hem izlediğim haber programlarından hem de tanıdıklarımdan. Zaten o sıralar yaz tatiliydi. Yeni bir girişimde bulunmak da istiyordum. Benden yaşça büyük insanlar bile iklim değişikliğini önemsiyor ve harekete geçiyorsa ben neden geçmiyorum diyerekten instagram hesabı kurmaya karar verdim. Açıkcası hesabımızın bu kadar büyüyeceğini tahmin bile etmiyordum.

E.Ş.: Arkadaşlarınız size katıldı mı?

Doruk: İlk zamanlarda bize katılmak isteyen bir arkadaşım olmadı çünkü Yok Olmadan Harekete Geç kurulduğunda bizim amacımız iklim aktivistlerinden ziyade çevre sorunlarına ilişkin bilgilendirme yapmaktı. Yani daha çok teknik bir hesaptı. Fakat, özellikle son zamanlarda benim okulumdan 2 kişi iklim aktivistliği yapmaya başladı. Çok fazla arkadaşım bizim hareketimize katılmamış olsa da ben, iklim aktivistliği sayesinde hayatıma birçok yeni arkadaş kattım. Daha ekim ayının sonlarında katıldığımız ZEGA (Z Genç Aktivistler) grubu sayesinde hem birçok kişiyle tanışma fırsatı buldum hem de düşüncelerimi özgürce ifade edebildiğim bir blog hesabında yazmaya başladım. Okullar açıldığı zaman daha çok kişinin bu harekete katılması için ilham kaynağı olacağıma inanıyorum. 

Deniz: Tabii katılanlar oldu ama katılmayıp destek olanlar daha fazlaydı. Fakat ben bir sürü yeni arkadaş edindim ve bu beni çok mutlu etti. Fridays For Future Türkiye grubuna katılınca dijital arkadaşlık kavramının gerçek olduğunu daha iyi anladım. Çünkü her ne kadar sosyal medya arkadaş bulma açısından çok iyi bir yer olsa da; ben görüşmeden, birebir tanışmadan arkadaş edinebileceğimi düşünmüyordum. Ama çok yanılmışım çünkü şu an daha önce hiç görmediğim ama sosyal medyada tanıştığım bir sürü aktivist arkadaşım var. Yani aktivistlik bana arkadaş kazandırdı.

E.Ş.: İklim değişikliğiyle ilgili yapılması gereken en önemli hareket sizce nedir?

Doruk: Tek kelimeyle: Eğitim. Bizim de bu aralar üzerinde durduğumuz bir konu. “İklim Eğitimsizliği” diye adlandırılan kavram, iklim krizine ve çevre felaketlerine yol açan bütün faktörlerin kaynağı. Harekete geçmenin ilk ve en önemli adımı farkına varmaktır. Örneğin iklim krizinin nedenlerinden biri olan aşırı tüketim ve hızlı moda gibi tuzakların insanları avlayabilmesinin tek nedeni, insanların gerçekleştirdikleri eylemlerin doğada neden olduğu hasarların farkında olmamaları. Ya da en basitinden; ülkemizde bile termik santral, nükleer santral, madencilik ve Kanal İstanbul projeleri gibi ekosisteme, su kaynaklarına, havaya ve insan sağlına zararlı projelere destek veren ve bu projeleri haklı çıkarmaya çalışan insanlar var. Demem o ki, şu anda yaşadığımız birçok sorun gibi iklim krizi ve çevre felaketlerinin ardında da eğitimsizlik yatıyor. 

Deniz: Dünya yöneticilerinin iklim kriziyle mücadelede biz gençlere destek olup harekete geçmesi bence en önemlisi. Bu konuda yöneticilerin görevi çok önemli. Onlar halkı doğru yola yönlendirmeli ve iklim krizi hakkında bilinçlendirmeli, sürdürülebilir bir yaşam seçmeli ve Dünya’yı yeşillendirmeli. Tabii ki biz de bu önlemleri bireysel olarak alabiliriz hatta almalıyız ama eğer yöneticiler bu önlemleri almaya başlarsa halk da almaya başlayacaktır. Şunu belirtmeliyim ki biz geleceğin yetişkinleri çocuklar, yöneticiler harekete geçene kadar mücadelemize, grevlerimize devam edeceğiz.

E.Ş:#Fridaysforfuture hareketindeki Türkiye’deki diğer gençlerle ne kadar iletişim içindesiniz?

Doruk: Biz yaklaşık son 2 aydır FFF Türkiye grubunun içerisinde yer alıyoruz. Tabii, bizim iletişimimiz bundan daha öncesine dayanıyor. FFF Türkiye’nin önemli iklim aktivisitleriyle işbirliği yapıyor ve düzenlenen etkinliklere katılmaya özen gösteriyoruz. Mesela, daha birkaç gün önce Torba Yasa’nın ve özellikle 6. Maddenin meclisten geçmemesi için dijital bir iklim grevi düzenledik ve Torba Yasa’nın geri çekilmesi için birlikte mücadele verdik. Aynı zamanda bu konuya ilişkin ortak bir video hazırlayıp yayınladık. Bunun gibi çalışmaların yanı sıra ben, FFF Türkiye’nin düzenlediği iklim grevlerine 2 yıldır katılıyorum. Doğal olarak, bu seneki eylem dijitaldi ama özellikle geçen seneki grev, benim için çok güzel bir deneyim ve ilham kaynağı olmuştu diyebilirim. FFF Türkiye ile böyle birçok ortak çalışmada bulunduk ve bulunmaya devam edeceğiz çünkü değişim talep ediyoruz, hem de hemen!

Deniz: Fridays For Future Türkiye ekibinden aktivist arkadaşlarım olduğundan gün içerisinde güncel konular hakkında konuşup, fikir alışverişleri yapıyoruz. Hatta paylaşımlarımızın çoğunda konuştuğumuz konular hakkında oluyor. Onlarla iletişim halinde olmamız benim açımdan büyük bir avantaj çünkü onların fikirlerini dinlemek ve onlardan yeni bilgiler öğrenmek beni geliştiriyor. Ayrıca dijital grevler de yapıyoruz. Örneğin geçtiğimiz günlere Madde 6’nın geri çekilmesi için bir video hazırladık, twitter’daki hashtag hareketlerine katıldık ve başardık! Madde 6 geri çekildi. Bu yüzden diğer aktivistlerle iletişim ve dayanışma içerisinde olmak beni mutlu ediyor. 

E.Ş.: Okullardaki iklim değişikliği ve çevre konularına olan ilgiyi nasıl buluyorsunuz?

Doruk: Okullardaki öğretmen ve öğrencilerin iklim krizi farkındalığının yeterli olduğunu düşünmüyorum. Çünkü iklim krizi veya okullarda bahsedildiği adıyla “iklim değişikliği”nin ne yazık ki öğrencilerin sınavlarında sorumlu olduğu müfredattaki diğer konulardan bir farkı yok. Ama olmalı çünkü bu konu hayati ve küresel bir konu. Matematik, fizik, kimya, edebiyat gibi derslerin ve kendi yaşamsal deneyimlerimizin bize kattıklarının gelecekte bir değerlerinin olması ancak ve ancak bizim dünyayı ne kadar koruduğumuza ve dünyamızın canlılığının geleceğe ne kadar aktarılabileceğine bağlıdır. Hasta ve ölü bir gezegende kimse sizin sözel ve sayısal açıdan ne kadar donanımlı olduğunuzu sormaz, zira bu öncelikte değildir. Sonuna kadar tüketilmiş, harap edilmiş, yok olmuş bir dünyada herkes canının derdindeyken kim bu tip konuları önemser? Ama eğer öğrencilere yani geleceğin yetişkinlerine gerekli ve yeterli bilinç kazandırılırsa bir fark yaratılabilir ve dünyanın bu kaçınılmaz gibi görünen hazin sonu sakınılabilir. 

Deniz: Okullarda maalesef iklim değişikliği ve diğer çevre konularına yeterli ilgi gösterilmiyor. Bunu kendi hayatımda da görüyorum. Öğrencilerin çoğu iklim değişikliğinin farkında olsa da durumun ciddiyetinin farkında değil. Bu yüzden okullarda acilen “İklim Eğitimi” başlatılmalı, özellikle küçük yaşlardaki çocuklara. Bir atasözü vardır ya: “Ağaç yaş iken eğilir.” İşte bahsettiğim tam bu çocuklar ne kadar erken eğitilirse durumun ciddiyetini o kadar erken benimser ve harekete geçer. Tabii okullar da harekete geçmeli örneğin çocukları iklim aktivistleri ile tanıştırarak, çöp toplama faaliyetlerinde bulundurarak veya çeşitli atölyeler düzenleyerek harekete geçebilir. Umarım her okulda iklim eğitimi başlar.

E.Ş.:Sihirli bir değneğiniz olsa neyi değiştirmek isterdiniz?

Doruk: Eğer bir sihirli değneğim olsaydı karar alıcıların vurdumduymazlığını yok etmek isterdim. Başımıza ne geldiyse hep iklim krizine gerçek bir kriz gibi davranılmayıp bu kritik olgunun ülke ve dünya gündeminin gerisine atılması yüzünden geldi. Neredeyse her ülke ve her lider, ekonomik kazançlarını çevre sağlığının ve küresel ısınma krizinin önüne koymuş durumda. Liderler ve karar alıcılar, gezegenimizin doğal kaynaklarını hiç bitmeyecekmiş gibi kullanmaya ve bu doğal kaynakların canlı yaşamına verdiği tahribatları göz ardı etmeye devam ettikçe ne bu çevresel kriz biter ne de sosyal kriz. Çünkü iklim krizi, dünya toplumlarında var olan ekonomik adaletsizliği başka bir boyuta taşıyarak insanları doğdukları yerin coğrafyası ve sosyoekonomik koşullarına göre ayırıyor.  ABD’nin New York eyaletinde yaşayan bir fabrikatörün neden olduğu sera gazı salınımının yol açtığı küresel ısınma, Filipinler’de yaşayan bir çocuğun evini bir tsunami biçiminde vuruyor. Bir nevi kelebek etkisi. Bir yerde bir insanın doğaya verdiği küçük gibi görünen bir zarar, başka birini ölümcül bir şekilde etkileyebiliyor.

Deniz: Benim bir sihirli değneğim olsaydı ben Dünya’daki tüm çirkin gökdelenleri kaldırıp yerine ağaç dikerdim çünkü o upuzun gökdelenlerin hayatımıza görüntü kirliliği katmaktan başka hiçbir faydası yok. Ama ağaçların o kadar çok faydası var ki say say bitmez. Örneğin bize oksijen üretirler, meyve üretirler ve yağmur oluşumunda da büyük payları vardır. Zaten iklim değişikliğinin büyük kısmı orman yetersizliğinden oluyor. Ayrıca ormanlar kirli havayı da temizliyor. Maalesef biz ormanların değerini bilmiyoruz, ağaç dikmek yerine kocaman binalar yapıyoruz. Paradan başka bir şey görmez olduk ama para her şeyin çözümü değildir. Mesela bizim gittikçe yok olan geleceğimizi satın alabilir misiniz?

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Ergem Şenyuva

İstanbul'da doğdum büyüdüm. Hep bu şehri, kültürel ve doğal mirasını koruma derdindeydim. Bir yandan yeşili ve doğayı nasıl gelecek nesillere bırakırız kaygım vardı. 2006 senesinin sonunda hayatımı değiştiren olay oldu ve kızım doğdu. Yaptığım her şeyi sorguladığım ve tekrardan en başa döndüğüm bir dönemden sonra, kurumsal hayata veda ettim. 2009 yılında Al Gore'un iklim değişikliğiyle mücadeleyi hedefleyen Climate Project derneğinin Türkiye temsilcisi oldum. İklim değişikliğini ve yaşadığımız dünyanın nelerle karşı karşıya olduğunu fark ettikçe, elimi taşın altına sokma zamanı geldi diye düşündüm. 2010 yılının sonunda Yeşilist'i kurdum. Bizden sonraki nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabileceğimize, hepimizin atabileceği küçük adımlarla büyük şeyler başarabileceğimize inanıyorum.

Yorumlar kapatıldı.

Daha fazla Çocuk ve Bebek, Eğitim, Ekoloji, İklim Değişikliği, İyi haberler
Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali 2020 Başlıyor

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Sürdürülebilir Yaşam Festivali 2020 gerçekleşiyor. Covid-19 sebebiyle çevirimiçi gerçekleşecek 1 - 6 Aralık tarihleri

Kapat