Doğada zaman geçirmenin insan psikolojisi üzerindeki etkileri ve hayatımıza doğayı dahil etmenin 5 basit yolu

Kendimize karşı dürüst olalım: Doğada en son ne zaman vakit geçirdiğimizi, en son ne zaman bir ağaca dokunduğumuzu hatırlıyor muyuz? Bizim için sağlıklı olduğunu içgüdüsel olarak bildiğimiz bu aktiviteyi hayatımıza ne kadar kattığımız, hepimizin kendine sorması gereken bir soru. Ancak bu sorudan önce, “Doğada bulunmanın olumlu etkilerini biliyor muyuz?” sorusu geliyor. Bu yüzden sizin için doğada bulunmanın beş olumlu etkisini ve eğer bu olumlu etkileri hayatınızda kolay bir şekilde gözlemlemek isterseniz, doğayı hayatınıza katmanın beş kolay çözümünü araştırdık. 

TIKLAYIN: Düzenli olarak yürüyüş yapmanın 8 faydası

#1 Doğa iyileştirir

Doğada olmak, hatta doğanın manzaralarına bakmak bile öfkeyi, korkuyu ve stresi azaltıyor ve olumlu hisleri artırıyor. Doğayla iç içe olmak sadece kendinizi duygusal olarak daha iyi hissetmenizi sağlamakla kalmaz, aynı zamanda fiziksel refahınıza iyi gelir, kan basıncını ve kalp atış hızınızı düzenler, kas gerginliğini ve stres karşıtı hormonların üretimine katkıda bulunur. Toplum sağlığı araştırmacıları Stamatakis ve Mitchell gibi bilim insanlarına göre ölüm oranlarını bile azaltabilir.

Diğer yandan,doğanın bazı organlarımıza direkt olumlu de etkisi var. Örnek vermek gerekirse, doğanın göz sağlığımız için doğal bir panzehir olduğunu söyleyebiliriz. Bilgisayar Görme Sendromu (CSV) uzun süre ekrana bakmaktan kaynaklanan bir durumdur. Doğal olarak, bu tür maruz kalmalar görme duyumuzu olumsuz etkiler ve kuru gözler, miyop ya da kronik baş ağrıları gibi sorunlar yaratır. Açık havada, özellikle de yeşilliklerde zaman geçirmek, bunun için en doğal çözüm olarak gösteriliyor. Yeşil çimlere bakıldığında, ağaçlar, çiçekler ve çevrenin diğer tüm yönleri odağı ve görme yeteneğini geliştiriyor. Benzer şekilde, araştırmalar, açık havada günde dört saatten fazla zaman harcayan çocukların, görme problemlerini geliştirme ihtimalinin her gün bir saatten az açık kalan çocuklardan dört kat daha düşük olduğunu gösteriyor. 

#2 Doğa yatıştırır

Doğa bize acı ile baş etmemiz konusunda yardımcı olur. Genetik olarak ağaçları, bitkileri, suyu bulma üzerine programlanmış olduğumuz için doğa sahneleri odak noktamız haline gelebilir ve bu sayede fiziksel ve mental acılarımız gücünü kaybeder. 

Bu, yakın zamanda safra kesesi ameliyatı geçirmiş olan hastaların klasik bir çalışmasında güzel bir şekilde gösterilmiştir; hastaların kaldıkları odaların yarısı ağaç, yarısı da duvar manzaralıdır. Araştırmayı yapan doktor Robert Ulrich’e göre, ağaç manzaralı hastaların ağrıyı daha iyi tolere ettiği, hemşirelere karşı olumsuz etkilerinin daha az olduğu ve hastanede daha az zaman harcadıkları görülmüştür. 

#3 Doğa yeniler

Mevcut araştırmaların en ilgi çekici alanlarından biri, doğanın genel refah üzerindeki etkisidir. Yapılan bir çalışmada görüşülen kişilerin yüzde 95’i, dışarıda vakit geçirdikten sonra daha sakin ve dengeli hale geldiğini söylüyor. Ulrich, Kim ve Cervinka’nın diğer çalışmaları, doğadaki zamanın olumlu bir ruh hali ve psikolojik refah, anlamlılık ve canlılıkla ilişkili olduğunu gösteriyor. 

Ayrıca, doğada geçirilen zaman veya doğadaki manzaraları izlemek, konsantrasyon yeteneğimizi artırıyor. İnsanlar doğayı doğal olarak ilginç buldukları için, doğal olarak doğada yaşadıklarımıza odaklanabiliriz. Bu aynı zamanda anksiyete düşüncelerine de son verir, taze düşünmemiz için bizi yeniler.

#4 Doğa bağları güçlendirir

Kuo ve Coley’nin İnsan-Çevre Araştırma Laboratuarı’nda yürüttüğü bir dizi saha çalışmasına göre, doğada harcanan zaman bizi birbirimize ve daha geniş dünyaya bağlar. Illinois Üniversitesi’ndeki bir başka araştırma, Şikago’daki kamu konutlarındaki binalarının çevresinde yeşil alan ve ağaç yer alan sakinlerin, çevrelerindeki insanları daha çok tanıdığını, komşularla daha güçlü birlik duygusu yaşadıklarını, birbirlerine yardım etme ve destekleme yönlerinin daha güçlü olduğunu buldu. Bu topluluk duygusunun güçlü olmasına ek olarak, sokak suçu riski düşük. Ev içi ortaklar arasında daha düşük şiddet seviyesi ve saldırganlık riski özellikle de yoksulluk içinde yaşamanın stresleriyle başa çıkma konusunda daha iyi güçlü bir topluluk olduğu da bulundu.

Bu bağlılık deneyimi, beyin aktivitesini ölçmek için fMRI kullanan çalışmalar ile açıklanabilir. Katılımcılar doğa manzaralarını gördüklerinde, beynin empati ve sevgi ile ilişkili kısımları aydınlanırken, kentsel manzaraları gördüklerinde, beynin korku ve kaygı ile ilişkili kısımları harekete geçiyor. Doğanın bizi birbirimize ve çevremize bağlayan duygulara ilham verdiğini belirtebiliriz.

TIKLAYIN: Doğa içinde büyümek akıl hastalığı riskini önemli ölçüde azaltıyor

Doğanın yaşamımıza olumlu etkilerini uygulamanın 5 yolu

#1 Daha fazla yürüyüş yapın

Yürümenin kalp, kaslar ve genel metabolizma hızı için iyi olduğunu biliyoruz. Ve şimdi bilim insanları, doğal ortamda yürümenin duygusal sağlığımızı da iyileştirdiğini kanıtladı.

Stanford Üniversitesi tarafından yürütülen ve yayınlanan bir çalışma, yeşil park alanlarına giren katılımcıların, kapalı kentsel ortamlarda veya koşu bandında yürüyen katılımcılardan daha fazla dikkat ve odak gösterdiğini ortaya koydu.

#2 Bir doğa günlüğü tutun

Doğa günlüğü tutmak, doğanın olumlu duygularını günlük hayatımıza çekmenin yaratıcı ve benzersiz bir yoludur. Bu alışkanlığı teşvik eden birçok insan iç huzur ve neşe duygularını ifade eder. Bir doğa günlüğünde, dış dünyayla karşılaştığımız her şeyi toplayabilir ve not edebiliriz.

Örneğin, bulutlu bir akşam sahile doğru yürüdükten sonra, güneşte bazı bulutları çizebilir ya da denizi çizebilir ve havadar kıyılarda yürürken nasıl hissettiğimizi yazabiliriz. Birçok insan bir çakıl taşı, çiçekler, tüyler veya yapraklar gibi küçük şeyler toplar ve bunları düşüncelerine dökülerek doğa günlüğüne yapıştırır. “Ben-zaman” niteliğinde bir miktar kaliteli zaman harcamak için harika bir yol olan doğa günlüğü, kaçınılmaz olarak her zamanki hayatımızda doğanın bir parçasını getiriyor.

#3 Çalışma saatinizin bir kısmını dışarıda geçirin

Günümüzde çalışan çoğu profesyonel, dışarıdaki günlük işlere erişme esnekliğine sahiptir. Kapalı alan monotonluğundan ve aynı eski ofis alanından uzak durmak için çalışma günümüzün bir bölümünü dışarıda geçirmeyi seçebiliriz. Dışarıda veya iş arkadaşlarınızla biraz zaman geçirmek, zihninize anında bir tazelik kazandırır, bu sayede gergin ve saatlerce çalışmaktan kaynaklanan stres ve hayal kırıklığını azaltır.

#4 Evinizde bitkilere yer verin

Evde yetişen bitkiler sadece mekânınıza estetik güzellik katmakla kalmaz, soluduğunuz havanın arınmasına da katkıda bulunur. Evde bitkilerin olması, ev ortamını dengeler ve rahatlatır, solunum ve nefes almada yardımcı olur. Çalışmalar, iç mekân bitkilerinin veya bahçenin yakınlarında yaşamanın zihin sağlığı için yararlı olduğunu kanıtlamıştır. Duyusal farkındalığın, bilişsel işlevlerin geliştirilmesine yardımcı olur ve odaklanmayı geliştirir. Kapalı alanda bitkiler bizi doğaya yeniden bağlar ve bitkilere ne kadar yakın durursak o kadar sakinlik hissederiz.

#5 Diyetinizi daha doğal elementlerle dengeleyin

Diyet, şüphesiz, tabiat ana ile güçlü bir bağlantı kurmanın harika bir yoludur. Daha fazla bitki bazlı protein, vitamin ve mineral tüketerek, vücudumuzun en iyi çalışma durumunu ve homeostaz seviyesini korumasına yardımcı olabiliriz. Son sağlık araştırmaları, bitki bazlı protein tüketiminin, hayvan bazlı proteinlerin aksine, düşük ölüm oranlarıyla ilişiği olduğunu kanıtladı. 

Kaynaklar:
Positive Psychology Program
APA
Minnesota University
Bustle

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Sinem Uğurdağ

Istanbul’da başlayan hayat yolculuğum farklı kıtalarda yaşadığım uzun soluklu deneyimlerle birlikte tüm heyecanıyla devam ediyor. Yoga, kamp, fotoğraf, müzik festivalleri ve yemek yapmak vazgeçemediğim ve nerede olursam olayım hayatıma renk katan ilgi alanlarım. Bunların yanı sıra, doğayla ilişkimi her geçen gün daha da güçlendiriyorum; farklı coğrafyaları gözlemledikçe dünyamızın tabiatına hayranlığım artıyor. Herkesin önce kendi bedenine sonra etrafındaki canlılara karşı sorumlu olduğuna ve bunun bilincinde olan her bireyin farkındalık yaratması gerektiğine inanıyorum.

Yorumlar kapatıldı.