!f 2014 seçkimiz

İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali !f’in biletleri bugün ön satışa çıkıyor! Her yıl birbirinden ilginç filmlerle sinemaseverleri heyecanlandıran !f, bu yıl da daha tanıtım filmiyle bizleri unutulmaz bir festival beklediğinin sinyalini verdi.

İstanbul’da 13 – 23 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin biletleri 31 Ocak – 2 Şubat tarihleri arasında yalnızca biletix.com’dan, 3 Şubat’tan itibaren biletix.com dışında biletix çağrı merkezleri ve satış noktalarından, 8 Şubat’tan itibaren ise festival gişelerinden temin edilebilecek. Ön satışta %10 indirimle satışa çıkarılacak biletler için biletix hizmet bedeli de yansıtılmayacak.

Filmler için karar vermek zor. Ancak biletler için acele etmek gerekiyor. Bu yüzden henüz programı inceleme fırsatı olmayanlar ve filmleri seçmekte zorlananlar için biz bir öneri liste hazırladık. Buyurun:

Manakamana

Manakamana, Nepal’in cangıllarının tepesinde, muazzam doğanın ve manzaranın içinden teleferik kullanarak ulaşabildiğiniz bir tapınak. Film hem bu yolculuğu yapanların teleferik seferleri etrafında kurulmuş bir nevi yol filmi, hem de gündeliğe yapılan tuhaf bir övgü. Yolculuklar bildiğimiz yolculuklara benzemiyor. Her biri farklı bir yüz ya da yüzler demek. Manakamana, bu yüzlerin deneyimlerinin, tedirginliklerinin hikâyesi; ya da seyircinin bütün bunlarla nasıl bir bağ kurabileceği üzerine bir tefekkür. Gündelik anları ve detayları bir araya getirirken, Pacho Velez ve Stephanie Spray -hareketsiz- kameralarıyla hac yolcularının hareketi arasındaki gerilimin gayet farkındalar ve bunu da izleme deneyiminin bir parçasına dönüştürüyorlar. Hülasa, film hem ses tasarımıyla hem de sadece 11 çekimden mütevellit deneysel yaklaşımıyla, kutsal olanla dünyevi arasında, mitle gündelik arasında nefis bağlantılar kuruyor.

Seans bilgileri:

13 Şubat 2014 19:00 / Cinemaximum Fitaş Salon 1

21 Şubat 2014 12:00 / Cinemaximum Fitaş Salon 1

Everyday Rebellion / Her Gün İsyan

Dünyadaki yaratıcı ve barışçıl direniş biçimlerinin ve sivil itaatsizliğin izinden giden Her Gün İsyan, bu ne doğuracağı belli olmayan zamanlarda bir umut ışığı gibi. New York’taki ‘Occupy’ hareketinden İspanya’daki ‘Indignados’a, oradan Mısır’daki Arap Baharı’na, Suriye’nin isyanına ve kısaca Taksim’e uğrayan bu şiir gibi belgesel, bugünün dünyasındaki tüm isyan hareketlerinin birbirine bağlı ve hatta tek olarak görülebileceğini hatırlatıyor.

Her Gün İsyan, Yes Men, Femen, Srdja Popovic ve John Jackson gibi tanınan aktivistlerin ve kolektiflerin yanı sıra, dünyanın her yerinden tutkulu insanlarla konuşuyor; barışçıl direnişlere ve bu direnişlerin önümüzde açtığı yeni olanaklara sevgi dolu bir selam çakıyor. Bir belgesel olarak, şiddet dolu sistemleri şiddetsiz yöntemlerle alaşağı etmek isteyenlere kulak veriyor; bir proje olarak ise (www.everydayrebellion.com) bütün bu fikirleri, metodları ve insanları birbirine bağlayan bir ağ olma yönünde ilerliyor.

Seans bilgileri:
15 Şubat 2014 12:00 / Cinemaximum Fitaş Salon 1
22 Şubat 2014 15:30 / Cinemaximum Fitaş Salon 4

Al Midan / Meydan

Tahrir Meydanı’nda Mısırlı aktivistlerle tanışıyoruz. Ahmed, örneğin, enerji dolu genç bir adam, Magdy bir Müslüman Kardeşler üyesi, Khalid Abdalla ise tanınmış bir oyuncu. Meydan, duymaya alıştığımız kanlı savaş haberlerinin, seçimlerin, protestonun arkasındaki insanlara dair portreler ve kişisel hikâyeler veriyor bizlere. Son iki buçuk yıldır Mısır’ı kasıp kavuran şeyin yalnızca bir savaş değil, genç insanların haklarını geri almak ve vicdanlı bir toplum yaratmak için farklı cephelerde direnişleri olduğunu anlatıyor Meydan. Silah olarak yalnızca kameralara, sosyal medyaya, YouTube videolarına ve halklarını özgürleştirmek için sağlam bir kararlılığa sahip olan bu insanlar, aslında çok eski bir kavgayı yeni silahlarla kazanmaya çalışıyorlar. Bundan sonra ne olacağını hiçbirimiz bilmiyoruz. Ama hikâyenin ruhunu anlamak için, Meydan iyi bir başlangıç.

Seans bilgileri:
17 Şubat 2014 19:30 / Cinemaximum Fitaş Salon 4
20 Şubat 2014 17:30 / Cinemaximum Fitaş Salon 4
23 Şubat 2014 15:30 / Cinemaximum Budak

Ben Bir Slogan Buldum: Annem Benim Yanımda

Belki de bu yıl izleyebileceğiniz en duygulu, en yumuşak filmlerden biri Ben Bir Slogan Buldum. Amatör bir ruhla, basit kameralarla, bazen ters ışıkla, ama her zaman tam samimiyetle Gezi Parkı’nın etrafında dolaşan gençlerin filmini izliyoruz. Gençler ‘90 kuşağından, konuştukları insanlar ise Gezi Parkı’nda sanki kozalarından yeni çıkmış arkadaşları ve onların anne-babaları. Bazen evleri, oturma odalarındaki kanepeleri ziyaret ediyoruz. Gecelerini ve gündüzlerini parkta geçirmekte olan gençler, yanlarında anne-babaları ya da büyükanneleri, en korktukları anları, en güldükleri sloganları, anladıklarını ve anlamadıklarını anlatıyorlar. Büyükler bazen endişeli, bazen çocuklarından emin. Taksim’de, şu sözü geçen ‘apolitik’ kuşağın gözleriyle dolaşıyor, yalnızca evlerin içinde değil, çiçekçilerin orada, Talimhane’de, meyhanelerde, ağaçların altında, sokak köpekleriyle arkadaş olanların hayatlarında olan bitene yeniden tanık oluyoruz. Saflık ve sevgi ile ‘politika’ arasında, yürümeye alışık olmadığımız bir kısa yolun filmi bu.

Seans bilgileri:
14 Şubat 2014 17:00 / Cinemaximum Fitaş Salon 1

İstanbul Hayali

Türkiye’nin ilk şehir planlamacısı Aron Angel, İstanbul’u büyük bir müze olarak hayal ediyordu ve her köşesine paha biçilemez bir parçaymış gibi davranıyordu. Önce İstanbul’un Cumhuriyet döneminde bir kent olarak tasarlanması sırasında Henri Prost’un ekibinde yer alır, sonra onun yerine İstanbul Nazım Plan Bürosu başdanışmanlığına getirilir. Ta ki, bugünkü Gezi Parkı’nın içine bir otel yapılması söz konusu olduğunda “şahsi menfaatlerin revaçta olduğu bir müessesede çalışmaktan utanç duyuyorum,” diyerek istifasını sunana kadar. “Yeşillik bir alana tek bir çivi bile çaktırmam,” der Aron Angel ve yine bu yüzdendir ki, İstanbulluların parkına, yaşam alanlarına, ‘kent hakkı’na sermayeyi dokundurmadığı için adı “Bay Engel”e çıkar. İstanbul Hayali, Aron Beyefendi’nin hatıralarındaki İstanbul’un bugünkü AVM’ler diyarı haline gelişinin panoraması.

Seans bilgileri:

13 Şubat 2014 14:30 / Cinemaximum Fitaş Salon 1

Kurtarılmış Bölge? Bir Seçki

Üzerinde yaşadıkları toprağın sunduklarıyla hayatta kalanlar var ya da yanı başlarından akan suyun verdikleriyle… Nesiller boyunca, doğa ananın bereketli döngüsünün bir parçası olageldiler, ondan beslendiler ve verdikleriyle yine onu beslediler. Fakat kurulan bu mikro ama organik düzen, kendi kendine yetmenin huzuru bir gün bir yerde hoyrat iş makinelerinin sesleriyle kırılıverdi, ertesi gün başka bir yerde, derken bir yerde daha… En basit anlamıyla yaşam hakları gasp edilenler için tek bir yol vardı: mücadele etmek. Onlar da öyle yaptılar, gerektiğinde pasif direnişle, gerektiğinde hukuk önünde. Mesela Yuvarlakçay’dan yaşam bulan Köyceğiz halkı, suyun gözündeki anıt ağaçların kesilmesi üzerine bir direniş kampı başlattı, sularının başında nöbet tuttular. Suyun Gözü bunun hikâyesi. Loç Vadisi Vadi’nin el değmemiş zamanlarından Sarıyazma’nın isyanına, baraj şantiyesinin engellemesinden şirket önünde gerçekleşen “borunu al da git” eylemlerine, nehrin direnişini takip ediyor. Derelerin Kardeşliği Doğu Karadeniz’de derelerin ticarileşmesine karşı bir araya gelen yerel platformlardan oluşan sivil toplum inisiyatifini izliyor. Onlar o vadilerin çocukları, kadınlar, gençler, yaşlılar, erkekler, binler, on binler; milyonlarca yıldır varlığını sürdüren, suyun beslediği ekosistemleri yok edecek HES projelerini yenilenebilir temiz enerji kaynağı olarak görmüyorlar ve doğal yaşam ile su ilişkisini dikkate almayan hiçbir kararı, uygulama ve yasal düzenlemeyi kabul etmiyorlar. Kamilet’te vadinin el değmemiş bir köşesinde doğal arıcılık yapan Erkan Can’ın emek ve yaşam hikâyesine tanık oluyoruz.

Bu bölgeleri izleyen filmleri yan yana getiren bir sebep vardı, o da hukuk önünde kazanılmış olan hakları. “Peki sevinebilir miyiz; bu kararlar bu bölgelerin korunmasını garantiliyor mu, yoksa hukukun gücü ‘bağzı’ şeylere yetmiyor mu?” diye düşünürken, elinizdeki katalog matbaaya gitmek üzere olduğu sırada kötü haber bize de ulaştı. Kamilet Vadisi’ne kurulması planlanan HES ile ilgili imar planı kabul edilmişti. Bu yüzden hepimize umut vermesini dilediğimiz ‘Kurtarılmış Bölge’ seçkisi ‘Kurtarılmış Bölge?’ sorusuna dönüştü. Ama yine de umutsuzluğa kapılmadan, sormaktan hiç çekinmeyeceğimiz bir soruya…

Seans bilgileri:
14 Şubat 2014 15:30 / Cinemaximum Fitaş Salon 4

Biz onlarca etkileyici film arasından yakın geçmişte yaşadığımız toplumsal olaylara vurgu yapan ve gerek görsel gerek içerik yönünden çevresel farkındalık geliştirme güdüsü taşıyan filmleri derledik. Hepsini görmek için sabırsızlanıyoruz!

Kaynak ve ayrıntılı bilgi için:
www.ifistanbul.com/tr/index.asp

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Bir cevap yazın

Daha fazla Etkinlikler, Hayat, Kent, Sanat ve Tasarım
Yürüme kavramı üzerine

Yürümenin insan hayatındaki önemi ve köklerini öğrenin.

Kapat