Hakiki gıdayı talep ediniz

Bu sabah maillerim arasında Erol Scott’tan gelmiş bir mail okudum. Erol ile Fethiye’de kendi elleriyle yapmış olduğu ekolojik bir proje olan Patika yazım için röportaj yapmış ve etik ve ekolojik açıdan çok yönlü olmasından da oldukça etkilenmiştim. Arada çevresini hem bilgilendirmek hem de yardım almak amacı ile mailler gönderir. O da aldığı bir mailden etkilenip yazmış. Bizlerin şehirdeki günlük yaşantımız içinde kaçırdığımız bir noktaya çok güzel değinmiş; hakiki gıda hakkımız için yapmamız gerekenleri….

Koydeki çocuklarin sehirlerdeki cocuklardan cok farkli yasam alanlari var.
Bu yasam alanlarinin kucuk cifciye sahip cikarak korunmasi gerektigini dusunuyorum.
Sehirdeki her ailelerin cocuklarin besinlerini hazirlayan kardeslerinin ailesine sahip cikmalari gerektigi ortadayken bugun sehirlerdeki aileler gidalarin uretim ortamlarini unutmus durumda olup modern tarimin topraklari oldurdugunden habersiz durumdalar…
Unutulmamasi gereken bir durum var ki.. Kırsal kesim kulturu su anda sehirleri beslemek durumundayken yavas yavas oluyor. Ve aslinda herhangi bir sosyal, ekolojik veya ekonomik krizde en cok gereksinmemiz olan endustriyellesmis tarim degil bu kucuk cifcilerdir.
Kirsaldaki bu kucuk cocuklarin yasam alanlarina ve onlarin ciftliklerine ve hatta bizim oradaki bilgilere ve yasama daha yakin olmamiz onlara sahip cikmamiz gerekmiyor mu?
iste size okumanizi onerdigim bana bu konuyu cagristiran mektup..
Son günlerde gündemde bir tarımla ve gıdayla ilgili yönetmelikler, konuyla ilgili bilimsel veriler ve tartışmalar var. Amaç temiz gıda ise bunlar harika olabilir. Öncelikle “gıda nedir, ne işe yarar” sorusu ve arkası incelendiğinde çok şeyler ayan beyan açığa çıkacaktır.
Tarıma, gıdaya her geçen gün daha fazla boş bilgiyle yön verilmeye çalışıldıkça daha da karışık durumlar ortaya çıkacaktır. Sonrasında yanılgılardan geri dönüşler aranacak ama geç kalınmış, yapılabilecek fazlada bir şey kalmamış olacaktır. Biz bu doğayı üç beş yılda da, elli yüz yılda da olsa tarumar edemeyiz.
Son günlerde kentli Sivil Toplum Örgütleri ve gruplar yeni çıkan yönetmeliklere, hep gıda kontrolüne ve hijyene odaklanmaktadır. Oysa asıl sorun şudur: Gerçek üreticiler, küçük çiftçiler üretimden, ata bilgilerinden, ata kültüründen, tohumlarından ve en önemlisi topraktan uzaklaşmaktadırlar. Topraklarını terk etmekteler, toprakları ellerinden alınmakta, kırsal boşalmakta. Kentli insan hakiki gıda görmek isterse, sofrasında, manavında, kasabında, bu gıdalarla beslenmek isterse, doğasına, hakiki gıda üreticisi olan küçük çiftçisine sahip çıkmalıdır. Küçük çiftçiler bitmek üzeredir, kentli sahip çıkmalıdır. Kentli örgütlenmeli, kentli kooperatifleşmelidir .
Kentli Kullanıcılar, Sivil Toplum Örgütleri ve birçok topluluklar ortak bir duyuru, bir manifesto kaleme alıp bunu tüm toplumla paylaşmalıdır. Bir çağrı metni hazırladım ve sizlerle paylaşmak istedim, aşağıda size sunuyorum.
Sevgiler,
Genç Ailesi
Üç Elma Doğal Tarım
Gerçek gıdayı üreten küçük çiftçilerden kentli kardeşlerine çağrı
Kırsalda yaşayan, geleneksel tarım yöntemleri kullanarak ata tohumlarından meyve, sebze yetiştiren, kendi kendine doğum yapan inek besleyen, özgür tavuk besleyen, horozları ötebilen, kazları uçabilen, hakiki gıda üreten, hazırlayan, kendi kendine yetebilen, dostları ve kentli çoluk çocuğu ile ürettiklerini paylaşabilen çiftçilerin varlığını sürdürebilmesi için,
Ata kültürlerinin, bilginin, hakiki tarımın ve hayvancılığın var olması, çoğalması, hepimize yetebilmesi için,
Tertemiz toprak, tertemiz su, tertemiz gökyüzü için,
Hakiki gıdanın var olabilmesi, hepimize tertemiz ulaşabilmesi için,
Kırsaldaki küçük çiftçilere destek olun
Çünkü siz donanımlısınız.
Nasıl mı destek olacaksınız?
Hakiki gıdayı talep ediniz,
Ara sıra da olsa kırsala uzanınız,
Kırsalda sizlerin dostları, kardeşleri var, çok az da kalmış olsalar,
Desteklerinizle gün ve gün çoğalacaklardır

K-965

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Nil Kayarlar Sarrafoğlu

1969 yılında doğdum. Aklım başıma geldiğinde ailemden sonra ilk doğayı sevdim. Taşı toprağı, çiçeği ve hatta böceği... Okudum, çalıştım ve büyük şehirlerde yaşadım. Dünya üzerinde doğanın en uzak yerlerine de gittiğim ve kaldığım zamanlar oldu, işte o zamanlarda kendimi çok iyi hissettim,. Döndüm dolaştım şimdi yine şehirdeyim. Bu sefer 4 yaşında bir oğlum var, onu doğanın içinde büyütmeye çalışıyorum, hafta sonları kaçıyoruz şehirden küçük köyümüze. Mutluyuz böyle şimdilik. Anne olduktan sonra dünyayı kurtarmak için ille de büyük kahraman olmak gerekmediğini anladım, anne olmak yetiyormuş! Atık yönetimi, enerji tasarrufu ve sağlıklı beslenme gibi konulara önem veriyoruz evimizde. Payımıza düşeni ve mümkünse daha fazlasını yapmaya gönüllüyüz ailece de. Yeşilist kanalı ile sesimi duyurabildiğim için mutluyum.

Bir cevap yazın

Daha fazla Doğal Kaynaklar, Ekoloji, Gıda, Gıda Gündemi, Yeme İçme
Sevgiyle hazırlanan kahvaltı ve brunch’lar

Kahvaltıda sevdiklerimize sürprizler yaparak arada farklı menüleri deneyebiliriz.

Kapat