Haritadan silinenler 21-30

Haritadan silinenler (11-20)

 

Haritadan silinenler (31-40)

21-Dilovası Organize Sanayi Bölgesi’ndeki endüstriyel kirlenme

Dilovası‘nda Kirlilik Var, Aksi İspatlanana Kadar Bu Doğrudur”

“Ellerindeki ölüm kayıtları, Kocaeli’de kanserden ölümlerin diğer kentlerden daha yoğun olduğunu gösteriyor. Bu sorun var? Niçin peki? Birileri daha fazla kazansın diye. Bu araştırma projesi artık bunun durdurulması gerektiğini haykırmak için başlatılmıştır.

h21

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, sanayi yatırımlarının yoğun olduğu Kocaeli’nin Dilovası ve Kandıra ilçelerinde hava kirliliği ve biyolojik materyallerle ilgili bir araştırma yaptı.

Araştırma sonuçları Kocaeli ve özellikle de Dilovası bölgesi ve bölge halkı için ciddi bir uyarı niteliğindeydi.

Elini taşın altına koydu Hamzaoğlu. “Bu durum böyle süremez” dedi. “Birileri daha çok kazansın diye insan sağlığı da, doğa da tehlikeye atılamaz. Bu duruma hep beraber bir çözüm bulmamız gerekiyor”. Bunları söyler söylemez de bir anda hedef adam haline geldi. Kocaeli’de kapasite artışına neden olacak “yeni yatırım”ların yapılmakta olduğu bir dönemde “birilerinin tekerine çomak sokmuştu” çünkü.

http://www.bianet.org/biamag/bilim/131146-dilovasinda-kirlilik-var-aksi-ispatlanana-kadar-bu-dogrudur

22-Ergene Nehri’nin ve su havzasının kirlenmesi

Edirne’nin Uzunköprü İlçesi’nden geçen ve fabrikaların bıraktığı kimyasal atıklar nedeniyle simsiyah akan, içinde canlı türü yaşamayan Ergene Nehri, vatandaşları canından bezdirdi. Bölgedeki tarım üretimi büyük oranda düşerken, Uzunköprü Belediye Başkanı Enis İşbilen, nehirdeki kirlilik nedeniyle çevrede kanser vakalarının büyük oranda arttığını ve ölümlerin yaşandığını söyledi. Trakya Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz da, Ergene Nehri’nin artık Trakya’ya hayat vermek yerine ölüm kusar hale geldiğini kaydetti.

h22

Marmara Bölgesi’nin Karadeniz kıyılarındaki Yıldız Dağları’ndan doğan, Çorlu, Çerközköy, Lüleburgaz, Babaeski ,Pehlivanköy ve Uzunköprü’den geçtikten sonra Meriç Nehri ile birleşen ve Saroz Körfezi’ne dökülen Ergene Nehri’ndeki kirlilik, bölge halkını çileden çıkarttı. 350 bin kişinin çalıştığı bin 350 fabrikanın bıraktığı kimyasal atıklar nedeniyle simsiyah akan, içinde canlı türü yaşamayan ve çevreye ağır koku yayan Ergene Nehri’nin temizlenmesi için ’Ergene Platformu’nun üyeleri ile vatandaşlar 2 defa büyük çaplı eylem yaptı. Ancak şu ana kadar bir sonuç elde edemedi.

http://gundem.milliyet.com.tr/ergene-nehri-ndeki-kirlilik-korkutuyor/gundem/gundemdetay/16.08.2011/1427434/default.htm

 

23-Fındıklı Paşalar Regülatörü ve HES projesi

Rize’de Doğal SİT Alanı ilan edilen Çağlayan Vadisi üzerinde kurulması planlanan Paşalar Regülatörü ve HES projesi için DSİ ile firma arasında yapılan Su Kullanım Hakkı Anlaşması mahkeme kararıyla iptal edildi.

h23

Ayen Enerji şirketinin DSİ ile Rize’nin Fındıklı ilçesi Çağlayan Vadisi üzerinde Paşalar Regülatörü kurmak ve HES projesi için imzaladığı Su Kullanım Hakkı Anlaşması’nı Ankara 3. İdare Mahkemesi iptal etti.

HES’lere karşı verilen hukuk mücadelesi açısından önemli bir nokta olarak değerlendirilen mahkemenin iptal kararına giden süreç şöyle yaşandı…

Ayen Enerji şirketi Rize’nin Fındıklı ilçesi Çağlayan Vadisi üzerinde Paşalar Regülatörü kurmak ve HES projesi için DSİ ile Su Kullanım Hakkı Anlaşması imzaladı. Ankara’da yaşayan Hasan Sıtkı Özkazanç da 2008’de, DSİ ile Ayen Enerji şirketi arasında imzalanan Su Kullanım Hakkı Anlaşması’nın iptali amacıyla DSİ aleyhine Ankara 3. İdare Mahkemesi’nde dava açmak istedi.

Mahkeme, 13.03.2008 tarihinde, davayı açan Hasan Sıtkı Özkazanç‘ın “kişisel, güncel ve meşru bir menfaatinin olmadığı”nı gerekçe gösterilerek, “ehliyetsizlik” nedeniyle davayı reddetti. Ancak mahkeme kararında Danıştay yolunun açık olduğunu da vurguladı.

Tüm bu süreç işlerken Çağlayan Vadisi üzerindeki köylüleri Rize İdare Mahkemesi’nde Paşalar Regülatörü ve HES projesi için verilen ‘ÇED Olumlu’ kararının iptali istemiyle dava açtı. Rize İdare Mahkemesi de önce yürütmeyi durdurma kararı verdi, sonra 30 Haziran 2010’da Çevre ve Orman Bakanlığı’nın verdiği “ÇED Olumlu” kararını “hukuka aykırı olduğu” gerekçesiyle iptal etti.

Danıştay’ın kararı sonrasında davayı ele alan Ankara 3. İdare Mahkemesi ise Rize İdare Mahkemesi’nin “ÇED Olumlu Kararı”nı iptal etmesini de dikkate aldı ve Su Kullanım Hakkı Anlaşması’nın sebebinin ortadan kalktığı sonucuna vardı. Mahkeme “dayanağı kalmayan dava konusu işlemde hukuka uyarlılık görülmemektedir” diyerek DSİ ile Ayen Enerji şirketi arasındaki Su Kullanım Hakkı Anlaşması’nı iptal etti.

http://bianet.org/bianet/print/133219-hes-de-su-kullanim-hakki-iptali

 

24-Sinop’taki HES projesi

Son günlerde Sinop Gerze’de, Trabzon Çaykara’da HES inşaatlarına karşı protesto yapan köylülerle jandarma ve şirket çalışanları arasında gerginlik çıkınca nihayet HES mevzusu medyanın gündemine tekrar gelebildi. Mahkemenin verdiği yürütmeyi durdurma kararına rağmen, ihaleyi alan şirket gece yarısı çalışmalarını başlatınca, köylüler toplanıp şantiye alanına yürüyüşe geçmişler. Ama karşılarında jandarmayı bulmuşlar. Gerginlik artıp çatışma çıkınca, 7 kişi yaralanınca, konu ana haber bültenlerinde yer buldu.

h24

Haberi izlerken benim de aklıma Muğlalı kadınların öfkeli ve de keyifli rap şarkısı geldi yeniden: “HES HES HES, Hadi be sen de!”

Yuvarlakçaylılar şimdilik rahat bir nefes almış durumda. Ama Karadeniz başta olmak üzere, daha pek çok bölgede, pek çok nehir, dere üzerine yapılması planlanan HES projeleri tam gaz devam ediyor.

Köylüler duruma öfkeli ve bu projelerin sonuna kadar karşısında duracaklar; çünkü başka çareleri yok.

En yetkili ağızların “Boşa akan suyu, enerjiye çevireceğiz” diyerek destekledikleri HES projelerine inanmıyorlar. Çok kısa süre içinde projenin uygulandığı alanda suların kirlendiğini, balıkların ölmeye başladığını, inşaat için yüzyıllık ağaçlara kıyıldığını gözleriyle gördüler.

Kendi tarlalarını, ekinlerini, bahçelerini sulayamadıklarını, hasatlarının azaldığını yaşayarak öğrendiler.

Bu; geçinememeleri, borçlarını ödeyememeleri demek. Ötesi var mı? Bu nedenle, köylülerin bu mücadelesi sürecek, diyorum. Çünkü bu onların hayat memat mücadelesi. Ya sonuna kadar direnecekler ya da kentin yeni “Züğürt Ağaları”, köyden göçmüş işsizleri olarak, bu acımasız ve çarpık sisteme eklemlenmeye çalışacaklar. Başka çaresi yok. Tepkileri, “çevreci grupların kışkırtması” falan diye açıklayanlar, bu nedenle fena halde yanılıyor.

HES şantiyelerini gezerek, “Anadolu’nun Son Çınarları” adlı bir belgesel film çeken Hakan Tosun, HES projeleri için “Anadolu’yu insansızlaştırma projeleri” demiş. Söyledikleri durumu iyi açıklıyor ne yazık ki.

http://cadde.milliyet.com.tr/2012/02/02/YazarDetay/1443068/“HEStir_“demenin_vaktidir

 

25-Abant Gölü Tabiat Parkı

KP’nin Abant ile ilgili projeleri bilim çevrelerinde ‘rant yağması’ olarak nitelendirildi. Milli Parklar Genel Müdürlüğü, mastır planda yer almamasına karşın Abant’a raylı sistem, kayak merkezi, golf ve çim kayağı sahaları yapmak harekete geçen hükümete bilim adamları, “Abant’ı Ankara’daki Gençlik Parkı’na döndürecekler” diyerek karşı çıktı.

h25

Çevre ve Orman Bakanlığı, Abant’taki planlarını ‘bilimsel’ açıdan meşrulaştırmak için Selin Ltd. Şti.’ye mastır plan hazırlattı. Ancak şirketin hazırladığı mastır planla bakanlığın uygulaması arasında büyük farklar var. Şirketin genel müdürü Yılmaz Bilensoy şöyle konuştu: “Mastır plan revize edilmiş. Turistlerin rahat dolaşması için raylı sistem konulmuş. Biz mastır planda raydan hiç bahsetmedik. Ray burayı mahveder. Bizim futbol sahası için öngördüğümüz bir yer vardı. Ancak değiştirerek gölün yakınına çekmişler. Aslında daha önce gölün yanına yapılan otellerin de burada olmaması lazım. Çim kayağı ve golf alanı da önerilmedi. Kayak pisti deniyor. Burada kayak yapmaya yetecek kadar kar var mı? Bu şekliyle Abant panayır alanına döner.”

‘Bilimsel yaklaşılmıyor’

Mastır planda ‘botanik uzmanı’ olarak çalışan Prof. Dr. Barbaros Çetin ise şunları söyledi: “Abant’ta öncelik zengin flora ve faunasıyla doğadadır. Bahsedilen şeyleri yaparsanız Abant’ı öldürürsünüz. Göl zaten S.O.S. veriyor. Göl ekosistemi ile karasal ekosistem arasındaki ‘geçiş bölgesi’nde yaşayan canlılar var. Bu nedenle tampon bölgede kesinlikle insan tarafından herhangi bir şey yapılmamalı. Çim kayağı, futbol sahaları altyapı gerektirir. Yani binlerce insanın iskân edilmesi gerekir. Orası çok küçük ve çok hassas bir ekosistem. Bunları yaparsanız Ankara’daki Gençlik Parkı’ndan farkı kalmaz. Doğal yaşam ölür. Buradaki insan sayısının sınırlandırılması lazım. Bakanlık bilimsel yaklaşmıyor.”

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=111202

 

26-Hotamış Sazlıkları

Son 40 yılda 1 milyon 250 bin hektarlık sulak alanın yok olduğu Türkiye’de çok sayıda türde binlerce kuşa ev sahipliği yapan Hotamış, Eşmekaya, Ereğli Sazlıkları ile Akşehir, Eber, Meke ve Suğla Gölü’ne kuşlar uğramaz oldu.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı-Türkiye (WWF-Türkiye), Doğa Derneği ile Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan aldığı bilgilere göre, yaklaşık 3-4 yıl önce yapılan ölçümlere göre Türkiye’de son 40 yılda 2.5 milyon hektarlık sulak alanın yarısı yok oldu.

h26

Dernek ve vakıfların değerlendirmelerine göre kaybedilen sulak alan Marmara Denizi büyüklüğü kadar, Van Gölü’nün 3 katı ya da Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü’nün 25 katı oranında sulak alana eşdeğer tutuldu.

Özellikle sulak alan miktarı ile Türkiye’de ve dünyada önemli konumda bulunan Konya Kapalı Havzası’nda sulak alanlar zamanla kururken, çok sayıda türde kuş bölgeye adeta küserek uğramaz oldu.

1994 ve 1995 yıllarında 350’şer ton sazın kesildiği, 1985 yılında 16 bin hektarlık alana sahip Hotamış Sazlığı, 1990’lı yıllardaki sayıma göre çok sayıda çiftte küçük karabatak, küçük balaban, alaca balıkçıl, çeltikçi, yaz ördeği, Macar ördeği, dikkuyruk, bataklık kırlangıcı, büyük cılıbıt, mahmuzlu kızkuşu, paspaş patka, dikkuyruk, uzunbacak, büyük ak balıkçıl, elmabaş patka, saz delicesi, tepeli pelikan türlerine ev sahipliği yaptı.

Tarımsal sulama adeta sazlığın sonunu getirdi ve 1990 yılında 8 bin hektara kadar küçülen sazlık 1996 yılında birkaç yüz hektara geriledi ve sonunda kurudu. Şimdi su birikintisinin bile bulunmadığı sazlıklara kuşlar uğramıyor.

http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/417833.asp?cp1=1

 

27-Aliağa endüstriyel ihtilaflar

Aliağa ve Çandarlı kıyılarında yaşanan çevre ve insan katliamına dikkat çeken Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nı göreve davet etti.

h27

Partiden yapılan açıklamada son bir haftada gemi söküm tesislerinde iki işçinin yaşamını kaybetmesine dikkat çekildi ve “Yöre halkının yanı sıra konuya duyarlı tüm İzmirlileri çevre katliamına karşı mücadele etmeye çağırıyoruz” denildi. Açıklamada tesislerde çalışan işçilerin sendikalaşmasını engelleyen uygulamalara son verilmesi de istendi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın görevlerini yerine getirmediğini, gerekli denetimleri yapmadığını ve önlem almadığını belirten Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi İzmir eşsözcüleri Güneş Akçay ve Osman Doğan “Yetkililer, önemli bir sorun yok, gerekli incelemeler yapılıyor, gibi durumu olağan gösteren açıklamalar yaparak konuyu geçiştiriyor. Ancak durum yetkililerin söylediği gibi olağan değil, ürkütücü” diyor.

Türkiye’nin gemi söküm sektöründe Hindistan, Çin ve Pakistan’dan sonra dünyada 4ncü sırada yer aldığına dikkat çeken Akçay ve Doğan, özellikle son üç yılda dünya hurda gemi sektöründe yaşanan canlanmanın, Aliağa’daki gemi söküm tesislerinden yayılan çevre kirliliği ile can kayıplarında artışla fazlasıyla hissedildiğine vurgu yapıyor.

http://www.yesilgazete.org/blog/2013/04/08/yesillersol-aliagadaki-katliami-durdurun/

 

28-Kocaçay Deltası

Bursa’nın el değmemiş güzelliklerinden biri olan Kocaçay Deltası, Nilüfer Çayı’nın taşıdığı atıklar sebebiyle her geçen gün biraz daha kirleniyor.

Karacabey Belediyesi de Kocaçay deltasında bir gezi düzenleyerek, kirliliğe dikkat çekti.

h28

Karacabey Ticaret ve Sanayi Odası‘nın ilçenin doğal güzelliklerini tanıtmak amacıyla düzenlediği tekne gezisinde bölgenin sorunları masaya yatırıldı.

Çevre kirliliği ile ilgili bilgi veren Karacabey Belediye Başkanı Ergün Koç, yer üstü kaynaklarının, kirliliğe en fazla maruz kalan bölge olduğunu söylüyor.

Karacabey Tema ilçe gönüllü sorumlusu Naci Güncü, Karacabey’in kendi çocukluk dönemlerindeki gibi temiz olmadığından şikayetçi.

Karacabey Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Özer Matlı ise sanayi atıklarının arıtılmasının da soruna çözüm olmadığına dikkat çekerek, yetkilileri göreve çağırdı.

http://www.denizhaber.com.tr/serbest-kursu/19066/kocacay-deltasi,-kirlilik-tehdidi-altinda.html

 

29-Seyfe Gölü kuraklık problemi

Kırşehir’in Mucur ilçesindeki Seyfe Gölü Kuş Cenneti‘nde yaz aylarında su seviyesinin giderek azalması nedeniyle bölgedeki turna, flamingo, ördek, angıt ve çıkrıkçı gibi kuşların yaşam alanlarının daraldığı bildirildi.

Seyfe Gölü Ekoloji Derneği Başkanı Ömer Çetiner, dernek binasında düzenlediği basın toplantısında, yaz aylarındaki buharlaşma, yağış azlığı, Seyfe, Eski Doğanlı, Malya pınarlarındaki su girişlerinin kesilmesi gibi nedenlerle gölde su seviyesinin giderek düştüğünü söyledi.

Bu durumun devam etmesi halinde Seyfe Gölü Kuş Cenneti’nin eski kötü günlerine dönme riskiyle karşı karşıya kalacağını belirten Çetiner, Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu‘nun da büyük önem verdiği göl için hazırlanan projelerin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

h29

Seyfe Gölü Kuş Cenneti‘nin ilgi beklediğini dile getiren Çetiner, “Güzelliklerini görmeye başladığımız Seyfe Gölü Kuş Cenneti’ni kaderine terk etmeden, uygulamaya başladığımız Seyfe Gölü Yönetim Planının hızla hayata geçirilmesi gerekmektedir” diye konuştu.

Bölgedeki kuraklığa karşı öneriler

Seyfe Gölü için hazırlanan Çatak Projesi’nin öncelikle hayata geçirilmesini gerektiğini belirten Çetiner, şu önerilerde bulundu:

“Çatak Projesi sürdürülmeli ve daha uygun hale getirilmeli. Göl kıyısına yakın yerlerdeki destek oranı artırılmalı. Seyfe havzasından alınan içme suları için alternatif yerler bulunmalı. Eski Doğanlı civarındaki ve Malya Devlet Üretme Çiftliğindeki derin kuyu pompalarıyla alınan su miktarı kontrol edilmeli. Damlama sulama sistemine geçilmeli. Sulama amaçlı, ruhsatlı derin kuyu pompalarıyla alınan sular kontrol altına alınmalı, su tüketim miktarı ölçülmeli. Ruhsat alırken belirtilen miktar kadar su verilmeli. Çok fazla su çekiliyor, kiralama yöntemiyle çok büyük arazi sulanıyor. Havzadaki su seviyesi ölçülerek, o oranda su verilmeli. Damlama tipi sulama teşvik edilerek zorunlu tutulmalı.”

http://www.haberler.com/seyfe-golu-kus-cenneti-nde-kuraklik-tehlikesi-4849642-haberi/

 

30-Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP)

Yetkililerden alınan bilgiye göre, 75 bin 358 kilometrekare alana sahip GAP bölgesinin, Türkiye yüzölçümünün yüzde 9.7’sini kapsadığını, Türkiye’de sulanabilir 8.5 milyon hektar tarım arazisinin ise yüzde 20’sinin bölgede bulunduğunu belirtildi.

h30

GAP projesiyle bölgedeki arazinin sulanması, tarımsal üretimin ve ürün çeşitliliğinin artırılmasının hedeflendiğini belirten yetkililer, buna bağlı olarak tarımsal sanayinin geliştirilmesi ve bölgenin sosyo-ekonomik geri kalmışlığının ortadan kaldırılmasının planlandığını ifade ettiler.

Yetkililer, Şanlıurfa Harran Ovası’nda, yoğun pamuk tarımı ile birlikte bilinçsiz sulama ve tarım yöntemlerinin uygulanması sonucu, “taban suyunun yükselmesi, tuzlanma, erozyon, sulama suyunun yetersizliği, ürünlerde hastalık ve zararlıların artması” gibi bazı sorunların yaşandığına dikkat çekerek, şu bilgileri verdiler: “Aşırı sulama ile birlikte taban suyu seviyeleri, ovanın güneyi başta olmak üzere toprak yüzeyinde görülmeye başlandı. Akçakale İlçesi’nde 3 bin 400 hektar tuzlu, 6 bin 700 hektar da aşırı sulak alan bulunmaktadır. Bunlara ilave olarak 20 bin hektar alan da ikinci ve üçüncü sınıf tuzlama tehdidiyle karşı karşıyadır. Bilinçsiz sulama ve yetersiz tesviye nedeniyle günde 450 ton toprak erozyon nedeniyle kaybedilmektedir.”

GAP projesinin tamamlanacağı 2010 yılına kadar, çağdaş tarımsal üretim gereği başta traktör olmak üzere bölgede çok sayıda tarım makinesi alımının yapılacağını belirten yetkililer, “Üreticiye modern tarım uygulamaları anlatılırsa, sürdürülebilir kalkınma sağlanabilir” dediler.

Bu arada sulama ile birlikte drenaj sorunu görülen Akçakale ve Harran’a bağlı Aşağıderen, İkizce, Uzunyol, Sütlüce, Konağa, Öncüler, Arıcan, Fatmakuyu ve Varlılan köylerinde 6 bin 650 hektar alanda çalışmaların sürdürüldüğü bildirildi.

http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/188962.asp

 

Haritadan silinenler (31-40)

Haritadan silinenler (41-50)

Haritadan silinenler (51-60)

Haritadan silinenler (61-70)

Haritadan silinenler (71-80)

Haritadan silinenler (81-90)

Haritadan silinenler (91-96)

Haritaya dön

 

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Deniz Aytekin

Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe okudu. Müzik, edebiyat, felsefe ve çevre konularında yazarlık ve editörlük yapıyor.

Bir cevap yazın

Daha fazla Doğal Kaynaklar, Ekoloji, Kent, Mimari, Yeşil alanlar
Haritadan silinenler 31-40

Son 11 yılda bu ülke sınırları içerisindeki doğal ve kültürel varlık tahribatlarının ayrıntılı listesi ve haritası - Haritadan silinenler 31-40.

Kapat