İstanbul Film Festivali çevrimiçi gösterimlerinden sizin için seçtiğimiz 6 film

40. İstanbul Film Festivali çevrimiçi gösterimlerinin biletleri 17 Haziran’da satışa çıkıyor. Festivalin haziran programında 35 film yer alıyor. 11 filmin büyük ödül Altın Lale için yarışacağı Uluslararası Yarışma gösterimleri de Atlas 1948 Sineması ve Kadıköy Sineması’nda yapılacak. Festival programından 16 uzun 6 kısa metrajlı filmin yer aldığı çevrimiçi gösterimler filmonline.iksv.org adresinde, Türkiye’nin her yerinden izlenebilecek.Festival programından Yeşilist okuyucularının seveceğini düşündüğümüz 6 filmi listeledik.

#1 Dünyada / In The Earth

Dünyada, pandemi dönemine en uygun filmlerden biri. Ölüm Listesi, Büyülü Tarla, Gökdelen gibi filmlerin kült yönetmeni Ben Wheatley, pandeminin hemen başında eve kapandıkları ilk günlerde senaryosunu yazmaya başladığı filmi İngiltere’de kısıtlamaların gevşetildiği Ağustos 2020’de, sadece 15 günde ve çok düşük bir bütçeyle çekti. Dünyada, gizemli bir virüsün yayıldığı sırada, kaybolan meslektaşını bulmak için bir milli parka gelen araştırmacı Martin’i izliyor. Toprağın olması gerektiğinden daha verimli olduğu bu ormanlık arazide Martin ile park görevlisi Alma, tahmin ettiklerinden çok daha fazlasıyla karşı karşıya gelmek zorunda kalıyor. “Kimse neler olup bittiğinden bahsetmiyor; COVID bir kuşağa damgasını vuracak” diyen Wheatley’nin ekolojik korku filmi olarak tanımlanabilen bu son filmi, dünya prömiyerini çevrimiçi gerçekleştirilen 2021 Sundance Film Festivali’nde yaptı.

#2 Washingtonia

WFarklı bir Atina tahayyülünün içindeyiz. Palmiyeler hastalanmış, onların dilinden konuşmaya çalışan bir adamın şiirsel üst sesi eşliğinde şehre bakıyoruz. Palmiyeler ve şehir aynı hastalıktan mustarip. Sevgisizlik ve melankoli şehrin üzerine serpilmiş. Zürafaların gözlerine bakıyoruz, onların kalplerinin büyüklüğünü öğreniyoruz. Kotzamani’nin filmlerinde tekrar tekrar karşımıza çıkan ağaçlar, hayvanlar ve şehir filmin başrolünde. Dünya prömiyerini Berlinale’de yapan Washingtonia, Kotzamani sinemasının imzasına dönüşen imgelere ve temalara sahip.

#3 Sarı Humma / Yellow Fieber

Kotzamani’nin 2014 yapımı filmi Washingtonia ile birbirini tamamlayan Sarı Humma, tüm Atina’nın sarı bir toz bulutuyla kaplı olduğu şiirsel bir gündüz düşü. Ağaçları hasta eden sarıhumma hastalığı tüm şehre yayılmış. Etrafta fazla insan yok. Anlatıcımız boş şehirde yürüyor, hastalığa kapılmış palmiye ağaçlarıyla birlikte adeta yas tutuyor. Yunanistan’daki krizin bir alegorisi olarak okunabilecek film, birkaç farklı katmanda, şiirsel bir tonda ilerliyor. Kurgusu da Kotzamani’ye ait olan film, son derece olgun bir kentsel ağıt.

#4 Şubat / February

Cannes 2020 etiketini taşıyan Şubat, yönetmen Kamen Kalev’in tarifiyle “sıradışı bir adamın sıradışı bir portresi”ni çiziyor. Kamen Kalev, ilişkilerde çatışmaları ele aldığı Saadet Aksoy’lu Şark Oyunları ve Ada’nın ardından, üçüncü filminde içine kapalı olduğu kadar karmaşık karakteriyle kendisini çok etkileyen büyükbabasının mütevazı hayatını anlatıyor. Film, büyükbaba Petar’ın 8, 18 ve 82 yaşlarındaki günlerini izliyor: Çocukken köyde, evlendikten sonra deniz üssünde zorunlu askerliğini yaparken ve son olarak da Türkiye sınırında ücra bir köyde tek başına, etrafı insanlar yerine doğayla çevriliyken. 16mm filme çekilmenin getirdiği benzersiz görselliğiyle Şubat aile geleneklerinin vurgulandığı müthiş bir atmosfer yaratıyor ve Kamen Kalev’in Bulgaristan’ın en yetkin genç sinemacılarından biri olduğunu teyit ediyor.

#5 Nemesis

Yönetmen Thomas Imbach, yedi yıl boyunca kendi evinin penceresinden, Zürih Aussersihl garının “mimari vandalizm” dediği yıkım sürecini kayda aldı. Zürih’te 1897’de kurulan Aussersihl Yük Treni Garı, yerine Kanton Emniyet ve Adalet Merkezi yapılmak üzere inşasından 125 yıl sonra yıkılmaya başlandı. Yıllar boyu bir dönüşüm ve değişim merkezi olan, uluslararası devinimin hiç eksik olmadığı bu emektar yapı yıkılacak, yerine de ülkeden sınırdışı edilecek bireylerin tutulacağı bir hapishane inşa edilecekti. Imbach, evinin penceresinden yıkımdan inşaata tüm süreci ve durmayan devinimi çoğu zaman plansız ve rastgele gözlemledi; göçmenlerden bir tilkiye kadar merceğine takılanları da sürecin parçası olarak filmine dahil etti. Dünya prömiyerini Kasım 2020’de IDFA’da yapan Nemesis, 35mm filme çekilmenin getirdiği eşsiz sinema hissini de içeren, kurmacayla deneysel belgesel arasındaki noktada dengeyi yakalıyor.

#6 Ormana Hoş Geldiniz / Terrible Jungle

Amazon ormanlarında gizemli bir kabile… Üstüne çok düşen annesinden uzaklaşmak için bu kabileyi gözlemlemek bahanesiyle Fransız Guyanası’na giden genç bir antropolog… Meslektaşlarının bile nefret ettiği, kontrol delisi etnolog anne… Çok geçmeden cangılın derinliklerindeki araştırma gezisi cehenneme dönüşür, sevimli sanılan yerliler düzenbaz ve alkolik çıkarken, mesafeli anne pişman olup yanına paralı askerler katarak oğlunu aramaya başlar. Buz yürekli anne rolünde Catherine Deneuve yağmur ormanlarında ve komedide oynarken de parladığını bir kez daha kanıtlıyor.

Program ve ayrıntılı bilgiler için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Kapak Görseli: Jeremy Yap

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Deniz Aytekin

Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe okudu. Müzik, edebiyat, felsefe ve çevre konularında yazarlık ve editörlük yapıyor.

Yorumlar kapatıldı.

Daha fazla Banner Right Side, Hayat, Sanat ve Tasarım
Bitki çizimlerini sevenlere 7 instagram hesabı önerisi

Bitki çizimlerine meraklıysanız bu instagram hesapları çok hoşunuza gidecek.

Kapat