İstanbul Film Festivali’nden seçtiklerim

Baharın gelişi ile yine film festivali şehrimizi şenlendirecek. 30. İstanbul Film Festivali, seyircisine kapılarını 2 Nisan’da açıyor. 15 gün boyunca farklı mekanlarda sürecek olan festivalde benim favorilerim NTV kuşağından. Ben beğendiğim ve gideceğim birkaç filmin bilgilerini sizinle de paylaşmak istedim. Ayrıca festivalin programına da buradan ulaşabilirsiniz

ÇÖPLÜK | Yönetmen: Lucy Walker / İngiltere-Brezilya / 2010 / HDCAM / Renkli / 98’ / İngilizce-Portekizce; İngilizce ve Türkçe altyazılı 2010 Berlin İnsan Hakları Ödülü, Panorama–İzleyici Ödülü, 2010 Seattle En İyi Belgesel, 2010 Sundance İzleyici Ödülü

Çekimi üç yıldan fazla süren Çöplük, tanınmış sanatçı Vik Muniz’i Brooklyn’deki evinden memleketi Brezilya’da Rio de Janeiro’nın dışında yer alan dünyanın en büyük çöplüğü Jardim Gramacho’ya kadar izliyor. Muniz burada renkli bir “catador” grubunun fotoğraflarını çekiyor: Catador’lar, geri dönüşüme uygun atıkları toplayıp onlardan sanat üretiyor. Eleştirmenler Çöplük’ü “belgesellerin Slumdog Millonaire’i, ilham verici, dokunaklı ve herkesi memnun edecek bir film” olarak tanımlıyor.

GERİ SAYIM| Yönetmen: Lucy Walker / Katılanlar: Valerie Plame Wilson, Rolf Mowatt-Larssen, Joe Cirincione / ABD / 2010 / 35 mm / Renkli / 90’ / İngilizce; Türkçe altyazılı

ABD eski başkanlarından John F. Kennedy gerçekleri söyleyeli çok oldu: “Her adam, kadın ve çocuk, Damokles’in nükleer kılıcının altında yaşıyor.” Soğuk Savaş’ın ardından, kırktan fazla ülkenin nükleer silah üretim kapasitesine sahip olduğu, teröristlerin fiili olarak nükleer silah aradığı ve bir kaza olasılığının her geçen gün arttığı ikinci nükleer çağa girdik artık. Tanınmış belgeselci Lucy Walker, Soysuzlar Çetesi ve Uygunsuz Gerçek adlı filmlerin yapımcısı Lawrence Bender’la birlikte, uzmanları ve dünya liderlerini konuk ederek nükleer silahların yarattığı tehlikenin korkutucu bir manzarasını sunuyor.

BİNANIZ KAÇ KİLO, BAY FOSTER? | Yönetmenler: Norberto López Amado & Carlos Carcas / Anlatan: Deyan Sudjic / İngiltere-İspanya / 2010 / HDCAM / Renkli / 78’ / İngilizce; Türkçe altyazılı 2010 San Sebastian En İyi Avrupa Filmi–İzleyici Ödülü, 2010 Leuven Docville (Belçika)

En İyi Belgesel Norman Foster, sahip olduğu vizyon ve mükemmellik tutkusuyla mimarinin kurallarını yeniden yazarak zamanımızın eşsiz yapılarından bazılarını yarattı. Senaryosu yazar ve mimari eleştirmeni Deyan Sudjic tarafından yazılan bu film, Norman Foster’ın mimari ve mimarinin önemi hakkında konuşurken Manchester’dan başlayarak yaptığı küresel yolculuğu, önemli projelerinin görüntüleri eşliğinde aktarıyor. Filmde mucit ve mimar Buckminster Fuller, sanatçı Anish Kapoor, düşünür Alain de Botton, Bono ve Cai Guo-Qiang gibi isimlerle söyleşilere de yer veriliyor.

EKÜMENOPOLİS: UCU OLMAYAN ŞEHİR | Yönetmen: İmre Azem / Türkiye-Almanya / 2011 / HDCAM / Renkli / 88’ / Türkçe; İngilizce altyazılı

Ekolojik eşikler aşılmış, ekonomik eşikler aşılmış, nüfus eşikleri aşılmış, sosyal uyum bozulmuş. İşte neoliberal kentleşmenin fotoğrafı: “Ekümenopolis”. Bu ilk uzun metrajlı belgeseliyle İstanbul’a bütüncül bir yaklaşımla bakmayı amaçlayan ve değişim kadar onun dinamiklerini de sorgulayan İmre Azem, bizi yıkılmış gecekondu mahallelerinden gökdelenlerin tepelerine, Marmaray’ın derinliklerinden üçüncü köprünün güzergâhına, gayrimenkul yatırımcılarından kentsel muhalefete, bu uçsuz bucaksız kentte bu sayede belki de yaşadığınız İstanbul’u yeniden keşfedeceğinizuzun bir yolculuğa çıkartıyor.

KAPAK OLSUN | Yönetmen: Burak Serkan Çetinkaya / Türkiye / 2011 / DigiBeta / Renkli / 28’ / Türkçe; İngilizce altyazılı

Ülkemizde 1930’larda başlayan yerel gazoz üretimi hızlı bir artış göstererek, 1960’larda bin civarı yerli üretici sayısına ulaşır. 1990’lara kadar uzanan yerel üretim, ülkeye giren uluslararası markalarla rekabete dayanamayarak yavaş yavaş yok olur. Her yörenin kendi koşullarına ve damak tadına uygun üretilen yerel gazozlar dünyanın her yerinde aynı tadı tüketmenin mutluluk verdiğini vaat eden kolaya yenik düşmüştür. Kola karşısında kaybeden sadece gazoz değil bir neslin yaşam biçimidir. Bu belgesel, eğlenceli bir dille bu değişimi anlatırken kaybolan gazoz markalarını yöre yöre yeniden hatırlatıyor.

 

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Nil Kayarlar Sarrafoğlu

1969 yılında doğdum. Aklım başıma geldiğinde ailemden sonra ilk doğayı sevdim. Taşı toprağı, çiçeği ve hatta böceği... Okudum, çalıştım ve büyük şehirlerde yaşadım. Dünya üzerinde doğanın en uzak yerlerine de gittiğim ve kaldığım zamanlar oldu, işte o zamanlarda kendimi çok iyi hissettim,. Döndüm dolaştım şimdi yine şehirdeyim. Bu sefer 4 yaşında bir oğlum var, onu doğanın içinde büyütmeye çalışıyorum, hafta sonları kaçıyoruz şehirden küçük köyümüze. Mutluyuz böyle şimdilik. Anne olduktan sonra dünyayı kurtarmak için ille de büyük kahraman olmak gerekmediğini anladım, anne olmak yetiyormuş! Atık yönetimi, enerji tasarrufu ve sağlıklı beslenme gibi konulara önem veriyoruz evimizde. Payımıza düşeni ve mümkünse daha fazlasını yapmaya gönüllüyüz ailece de. Yeşilist kanalı ile sesimi duyurabildiğim için mutluyum.

Bir cevap yazın

Daha fazla Doğal Kaynaklar, Ekoloji, Hayat, İklim Değişikliği, Sanat ve Tasarım
Tekrar bir düşünün

Türkiye'de nükleer santral olsun mu?

Kapat