Parfüm ve boyadaki kimyasallar, havayı arabalar kadar kirletiyor

Yapılan yeni araştırmalar, parfüm ve duvar boyası gibi tüketici ürünlerinde bulunan kimyasalların, hava kirliliğini ulaşım sektörünün salımlarına eşdeğer bir şekilde etkilediğini ortaya koyuyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Dünya’daki hava ve deniz olaylarını araştırması amacıyla görevlendirilmiş bir kurum olan Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi’nin (NOAA) Kimya Bilimi Departmanı tarafından yayınlanan araştırma, özellikle parfüm ve boya gibi içerisinde petrol bazlı kimyasal bulunan ürünlerin ciddi oranda Uçucu Organik Bileşenler (VOC) saldığını belirtiyor.

Uçucu Organik Bileşenlerin etkisi düşünülenden daha fazla

Yapılan araştırmalar bu uçucu bileşenlerin alerjik reaksiyonlara ve öksürme, deri tahrişi, astım atakları, yorgunluk ve bunama gibi kronik ve lösemi, lenfoma gibi daha ağır sağlık sorunlarına yol açabildiğini gösteriyor. Bileşenler havaya karıştığı zaman hem partikül maddelere hem de ozon kirliliğine yol açabiliyor.

Uçucu Organik Bileşenler, ev eşyalarında genelde halılarda, mobilyalarda, boyalarda ve kişisel bakım ürünlerinde formaldehit, benzen, amonyak ve yanıcı hidrokarbür şeklinde bulunuyor. İlk araba, ilk halı kokusunu bu kimyasallar sağlasa da bazen kokusuz da olabiliyorlar.

Maalesef, son 50 yılda,  içerisinde bu organik bileşenlerin de olduğu insan eli ile üretilmiş 80,000 kimyasal bileşen oluşturuldu ve bunların çoğunun insan ve hayvan sağlığına olan etkileri araştırılmadı. Buna rağmen üreticiler bu etkisi bilinmeyen kimyasalları kullanmaktan hiç çekinmiyor.

Önceki hesaplamalar yanlış olabilir

Petrol bazlı bazı ürünler

NOAA’da araştırmacı olarak bulunan Dr. Brian McDonald, ulaşım araçlarının emisyonları azaldıkça havayı kirleten diğer kaynakların etkisinin daha çok ortaya çıktığını belirtiyor.

Dr. McDonald ve diğer araştırmacılar, bu tüketici ürünlerinin endüstriyelleşmiş şehirlerde fosil yakıt bazlı uçucu organik bileşen salımının yarısından sorumlu olduğunu öne sürüyor. Bu sonuç oldukça ilginç zira, ham petrolün sadece %5’i rafine edilerek tüketici ürünlerine ekleniyor.

Biliminsanları ABD’de tüketici ve sanayi ürünlerinden ortaya çıkan uçucu organik bileşen salımının önceki hesaplamalardan 3 kat daha fazla olduğunu savunuyor. Uzmanlar daha önceki hesaplamaların, ulaşım araçlarından ortaya çıkan salımı da yüksek gösterdiğini belirtiyor.

Sorun tasarımda

Araştırmanın yazarlarından, Dr. Jessica Gilman; her ne kadar parfüm veya boya gibi bir ürünün, ulaşım için yakılan benzinden daha fazla hava kirliliğine yol açması imkansız gibi gözükse de, cevabın tüketici ürünlerinin tasarımında yattığını söylüyor.

Örnek olarak, benzin hava geçirmeyen kapalı varillerde saklanıp, içerisindeki uçucu organik bileşenler enerji için yakılıyor ama, tüketici ürünlerdeki organik bileşenler buharlaşması için tasarlanıyor. Kokulu ürünlerin etrafımıza yayılmasını istesek de, benzin için aynı şeyi düşünmüyoruz.

Araştırma, ulaşım araçlarındaki verimin artmasına rağmen, hava kirliliği seviyelerinde ciddi bir azalma olmasını bu duruma bağlıyor. Yapılan araştırmalar özellikle trafikten dolayı hava kirliliği yaşayan Los Angeles şehrinde bu durumun öne çıktığını gösteriyor.

Uzmanlar, Los Angeles şehrinde yapılan araştırmalarda özellikle bir noktadan sonra, evlerin içinde kullanılan tüketici ürünlerinden ortaya çıkan uçucu organik bileşenlerin, dışarıdaki bileşenlerden 10 kat daha fazla olduğunu öne sürüyor.

 

Bu durum her yerde geçerli olmayabilir

Araştırma, hava kirliliğinin farklı kaynakları olduğunu savunanlar tarafından pozitif olarak karşılandı. Brigton ve Sussex Tıp Okulu’nda solum ile ilgili çalışmalara yapan Prof. Anthony Frew, bu araştırmanın sadece arabalardan çıkan egzoz dumanlarının ölçülerek hava kirliliği ile ilgili yorum yapılamayacağı tezini güçlendirdiğini belirtiyor.

Bazı biliminsanları, ABD’de yapılan bu araştırmaların her yerde aynı sonucu vermeyeceğini düşünüyor. Özellikle Avrupa Birliği çerçevesinde dış ve iç boyaların içerdiği Uçucu Organik Bileşenler hakkında hazırlanan yasalar, Avrupa şehirlerinde ulaşılacak verilerin farklı olabileceğini belirtiyor.

Prof. Frew, her ne kadar tek kaynak olmasa da bu yüzden ulaşım araçlarındaki emisyonlarını tamamen unutmamamız gerektiğini belirtiyor. Frew, kişisel araçlar tarafından ortaya çıkan sera gazlarının hala oldukça yüksek seviyelerde olduğuna dikkat çekiyor.

Kesin kanı: Tüketici ürünlerini yeniden düşünmeliyiz

Ne olursa olsun, biliminsanlarının anlaştığı nokta bazı tüketici ürünlerinin nasıl üretildiğini yeniden düşünmemiz gerektiği. Uzmanlar özellikle evlerde ve günlük kullanılan ürünlerin doğaya dost bir şekilde hazırlanmasını öneriyor.

Örnek olarak, çoğu boya şu an organik bileşenler yerine su bazlı olarak üretiliyor ve bu ürünlerin salımı neredeyse hiç yok denebilecek kadar az. Kanada’da bulunan British Columbia Üniversitesi’nde çalışan Prof. Michael Brauer bu şekilde bir seçim yapmanın kazan-kazan durumu yaratacağını belirtiyor.

Brauer, uçucu bileşenlerin atmosferde kaybolmasından dolayı üretilen ürünlerin ömrünün kısaldığını, üreticilerin bu içerikler yerine alternatiflerin kullanmasının daha az hammadde kullanmasına yol açacağını, bunun da tasarruf sağlayacağını savunuyor.

Tabii biz de hem çevreyi hem de kendimizi zehirli kimyasallardan korumuş oluyoruz.

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Görkem Gömeç

Boğaziçi Üniversitesi ve SUNY Binghamton'da Küresel ve Uluslararası İlişkilerden sonra İsveç'te Uppsala Üniversitesi'nde Sürdürülebilirlik üzerine master yaptı. Teknoloji, kitlesel değişim ve akıllı politikalar ile çözümler bulabileceğimize inanıyor.

Bir cevap yazın

Daha fazla Ekoloji, İklim Değişikliği, Kurumsal Sürdürülebilirlik
İklim değişikliği hakkında her şey – Bölüm: 1

Hazırladığımız bu yazı dizisi iklim değişikliğinin temellerinden başlayıp, iklim sisteminde karbon ve enerji akışlarını, sık sık duyduğumuz iklim modellerini, dünya...

Kapat