Şeker endüstrisi sukrozun sağlığa etkilerini 50 yıl boyunca gizli tuttu

Çikolatalar küçülüyor, şekerli içeceklere vergi geliyor ve günlük şeker ihtiyacımızın aslında çok daha az olduğu yönünde araştırmalar arka arkaya çıkmaya devam ediyor. Son yıllarda şekere karşı bir ayaklanma başlatıldığını söylemek mümkün, ama şeker endüstrisi şekerin sağlığa etkilerini gerçeği gizli tutmasaydı bu ayaklanma daha önce başlayabilirdi.

Yapılan son araştırmalar, 1967 yılında biliminsanlarının şeker tüketimi ile kalp hastalıkları arasındaki bağı çözmeye çalıştığı süreçte, Uluslararası Şeker Araştırma Vakfı’nın yüksek nişasta tüketimi ile yüksek trigliserid seviyesi, yani kanda bulunan yağ oranının artması, arasındaki bağı gösteren çalışmaları gizlediğini ortaya çıkardı.

San Fransisco’da bulunan Kaliforniya Üniversitesi’nin yaptığı araştırmalar, bu süreci tütün endüstrisinin toplumu yanılttığı sürece benzetiyor, zira Uluslararası Şeker Araştırma Vakfı (ISRF) yüksek şeker tüketimi ile ilgili yapılan ve daha önce desteklediği çalışmalara yapılan bağışları aniden kesmiş.

ISRF belgelerini inceleyen araştırmalardan biri olan Cristin Kearns, bu hareketin yüksek trigliserid oranlarının kalp hastalıklarına yol açtığı şeklinde sonuçlanan diğer araştırmaların üzerine bir şüphe bulutu örtmek için yapıldığını savunuyor.

Şu anda trigliserid oranlarının bir risk faktörü olduğu biliniyor ama bu sonuca ulaşmak için biliminsanları bir çok karşı araştırmayı çürütmek için onlarca yıl uğraştılar. Kearns, eğer ISRF bu şekilde yapılan araştırmaların önünü kesmeseydi, biliminsanlarının bu sonucu çok daha önce kamuoyuna açıklamış olabileceğini öne sürüyor.

Vakıf daha sonra Proje 259 adı altında, sukroz tüketiminin bağırsak yoluna etkilerini inceleyen başka bir araştırmayı destekliyor. Araştırma sukroz tüketimi ile idrar torbası kanseri arasında bir bağ buluyor ve bunu sukroz ve nişasta tüketimi arasında bulunan ilk biyolojik farklılıklardan biri olarak tanımlıyor.

Ama ISRF araştırmaya 27 ay boyunca destek vermesine rağmen, yapılan testler kesin sonuçlara ulaşmadan bu projeden de tüm desteğini çekiyor. Vakfın şekerin kalp hastalıkları üzerindeki etkilerini gizlemeye çalışması insan sağlığını ekonomik çıkarların önüne koyduğunu gösteriyor.

Kearns ve grubunun daha önce yayımladığı bir diğer araştırma ise araştırma programlarının belli bir süreden sonra bu şekilde tasarlandığını gösteriyor. Kearns, ismi Şeker Birliği ve Dünya Şeker Araştırma Organizasyonu olarak değişen Uluslararası Şeker Araştırma Vakfı’nın ana amacının hala daha fazla sukroz satmak olduğunu belirtiyor.

Yapılan araştırmalar sadece bu iki çalışmanın değil, neredeyse 60 yıl boyunca yapılan bazı araştırmaların ISRF tarafından şekerin sağlığımıza etkilerini gizlemek amacı ile yapıldığını öne sürüyor. 1943 ile 1972 yılları arasında 300’den fazla araştırmaya fon ayıran ISRF’nin yarattığı problemin etkilerinin çok daha büyük olduğu düşünülüyor.

“Enerji Gıdası”: Şeker endüstrisinin 60’lı yıllarda yaptığı lobi çalışmalarından biri

Yapılan suçlamalar karşısında Şeker Birliği araştırmaların, beklenilenden daha uzun sürdüğünü, belirtilen bütçeden daha fazla harcama yaptığını ve bu ertelemelerin yeniden şekillenen kurumun yapısı ile çakıştığını belirtiyor. Birlik, araştırmaların devam edilmesinin planlandığını ama bilmedikleri nedenlerden dolayı bunun gerçekleşmediğini savunuyor.

Şeker endüstrisinin bilimsel araştırmaları mali güçleri ile yönlendirdiği aslında uzun zamandır bilinmekte. Kearns tarafından geçtiğimiz yıl Amerikan Tıp Derneği Akademik Dergisi’nde yayınlanan araştırması, 1950 ve 1960 yılları arasında, şeker endüstrisinin günümüz değeri ile 5,3 milyon doları, daha önce biyokimya dersi bile almamış “araştırmacılara” şekerin insanlığı canlı tutan ve gün içerisinde bize enerji veren en önemli madde olduğunu savunan araştırmalar için kullandığını ortaya çıkarmıştı.

Dünya Sağlık Örgütü günlük tükettiğimiz kalorilerin %10’undan fazlasının şekerden gelmemesini öneriyor. Her ne kadar şeker ve yağa vücudumuzun gerçekten ihtiyacı varsa da, çok fazla tüketildiğinde sonuçlar sağlığımız için çok büyük problemler yaratıyor.

 

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Görkem Gömeç

Boğaziçi Üniversitesi ve SUNY Binghamton'da Küresel ve Uluslararası İlişkilerden sonra İsveç'te Uppsala Üniversitesi'nde Sürdürülebilirlik üzerine master yaptı. Teknoloji, kitlesel değişim ve akıllı politikalar ile çözümler bulabileceğimize inanıyor.

Bir cevap yazın

Daha fazla Gıda, Gıda Gündemi
Kestaneli 4 harika tarif

Kestane zamanı geldi. Sonbahar ve kış aylarında zevkle tüketeceğiniz kestaneli tarifleri derledik.

Kapat