Sonbaharda İstanbul

İnsan en çok doğduğu mevsimi severmiş derler. Gün gelir de birileri bu savı ispatlamaya kalkışırsa eğer koşa koşa giderim ‘ben de varım’ diye. Kendimi bildim bileli sonbaharı bekleyerek geçirdim üç mevsimi. Dışarı çıkarken yanıma ceket alacağım akşamları, havanın bulutlanmasıyla griye çalan durgun deniz suyunu, ayaklarımın altında çatırdayan yaprakları, yağmurda yürürken sümüklü böceklere basmamaya özen göstermeyi, buram buram kahve kokan evde battaniyenin altına girip kitap okumayı, tertemiz esen, saç dalgalandıran ama üşütmeyen rüzgârı bekledim.

Bu yıl, sert mevsim geçişleriyle hiç yapmadığı kadar korkutmuş olsa da bizi doğa, güz hâlâ bizimle. Yaz güneşinin kamaştırdığı gözlerimizi açtık artık. Doğa en yalın haliyle karşımızda. Vapurlarda rahat rahat dışarıda oturacağız; bisiklete binmek için güneşin alçalmasını beklemeyeceğiz; sıcaktan bunalmadan, üşümeden gezeceğiz şehirde önümüzdeki birkaç ay. İşte size bir sonbaharı daha gönlünüz rahat ardınızda bırakmanız için birkaç doğa dostu tüyo:

Bol bol yürüyün

Yürümek sonbahar geleneğidir. İşe, okula, arkadaşınızla buluşacağınız kafeye yürüyün. Ama en çok da yürümek için yürüyün. Mevsimin huzurlu sessizliğinin tadını çıkarın. Belgrad Ormanı’ndaki yürüyüş parkuru kulağa çok klişe gelse de iki milyon ağacın varlığının tehlikede olduğunu hatırlayıp yürüyün. Zaten adım attığınız anda tüm şehrin ezbere bildiği parkurun sükunetine hayran kalacaksınız. Peki orman içerisindeki Atatürk Arboreturumu’nu gezdiniz mi? İşte size 296 hektarlık alan üzerine kurulu tesiste, 1.500’ün üzerinde bitki türüyle tanışma fırsatı. Su kenarındaki yabani güllerden üst kısımdaki gölete kadar anlatılmayacak güzelliklerle dolu bu canlı müze ne yazık ki hafta sonları yalnızca üye ziyaretine açık. Yönetim son derece ender ve hassas bitkileri yoğun piknik tehlikesinden korumak adına böyle bir tutum sergilediklerini savunsada bu vahanın doğaseverlerin ziyaretine kapatılıyor olması çok acı.

Yürüyüşte yanınıza alınacak: Philips SA5125 mp3 çalar, düşük enerji tüketimi ile Philips’in ‘Yeşil Ev Projesi’ne dahil ürünlerinden.

Lüfer yiyin ama muhakkak 24 cm olsun

İstanbul demek lüfer demektir. Ama son günlerde her yerde yazıldı çizildi, lüfer elden gidiyor. Sizden ricam bir balık tezgâhına ya da balık restoranına yaklaştığınız her seferde lüferin soyu tükenmekte olan bir tür olduğunu aklınızda bulundurmanız. Çok net, açık ve tartışmasız bir şekilde 24 cm’den küçük lüfer yemeyi reddedin. Geçtiğimiz günlerde Boğaz’da çinekop avına izin verildiğinden (lüferin küçüğüne çinekop deniyor) bu durum artık çok daha ciddi. Çinekop avını yasaklayan bir madde bulunmuyor fakat talep azaldıkça arzın da azalacağını aklınızdan çıkarmayın. Yumurta bırakmamış yavruların yaşam alanlarından koparılmasına seyirci kalmayın.

29mlpaz-meh10

Vapura binin, Adalar’a gidin

Karşıya geçmek yetmez, vapur sefasını Adalar’a dek uzatın. Vapurdan şehir karmaşasının göbeğine değil sık sık aklımızdan çıkan dibimizdeki Adalar’a atın adımınızı. Eylül başında açılan Adalar Müzesi’ni ziyaret etmenin tam zamanı. Vapur iskelesinin yanı başındaki amcadan bisiklet kiralayıp Büyük Ada turu yapın, manastırı bir kez daha gezin, eve ciğerlerinize doldurduğunuz toprak kokusuyla dönün.

kahvefalı_kitap

 

Okuyun, okuyun, okuyun

Kitap incelikli konudur. Seçmesi ayrı, okuması ayrı özen ister. Göz diktiğiniz kitapları kapınıza kadar getiren internet siteleri bir yana, okumayı sevenin kitapçı aşkı hiç bitmez. Rafların arasında gezerken gözünüze çarpan hoş bir sürpriz ya da adını bile duymadığınız bir yazarla atıldığınız bir macera. Sonbaharda okumak deyince şehirlinin aklı hemen TÜYAP’a kayar. Ekim sonunda binlerce eseri bir araya getiren fuara bu yıl giderken arabanızı evin önünde bırakın. Tramvay ya da metrobüsle düşün TÜYAP yollarına.

Kazakları raftan indirin

Buz gibi bir kışın kapıda olduğu söyleniyor. İklim değişikliği; alev kapanı bir yazdan sonra, şimdi de kendini belli edecek demek. Paniğe gerek yok, yün kazak ve şallar bu sene çok moda. ‘Kürke hayır’ hareketinin başını çeken isimlerden olan modacı Stella McCartney’nin de bu sezonki favorileri arasında bolca örgü ceket ve kazak bulunuyor. Sırtınıza yün kazaklarınızı geçirin ve ısıtıcınızın derecesini düşük tutmaya çalışın. Hem modayı takip edin hem yakıt kullanımınızı düşürerek çevreye yarar sağlayın.

İÇERİ-ÜÇKUYULAR PAZAR (1)

Organik pazarlara gidin

Mis gibi tarhana çorbasını ve çeşit çeşit ev yapımı turşuları özlemeyen var mı? Organik pazarlara düzenli ziyaret mevsimi açılmıştır. Tezgâh başına geçmeye meraklıysanız pazar filenize mevsim sebzelerini doldurup evdekilere kış türlüsü ziyafeti çekin.

İzleyin

Battaniye altında izlenecek filmler: The Cove ve Food, Inc.
The Cove, bu yılın en iyi belgesel dalında Oscar ödülü kazanmış muhteşem belgeseli. Onu izleyenlere; yönetmenliğini Leonardo Di Caprio’nun üstlendiği 2007 yapımı belgesel The 11th Hour: Dünya ekosistemlerindeki düşüşe bakış ve olası çözüm önerileri. Food, Inc; gerçekten ne yediğinizi ve gıdanızın nereden geldiğini öğrenmek istiyorsanız harika bir belgesel. Seyrettikten sonra, gerçek gıdayı arayacaksınız, bizden söylemesi.

Bitirirken: Dev gibi bir şehirde yaşıyor ve kimbilir neleri gözden kaçırıyoruz. Lütfen siz de yeşil güz önerilerinizi bizimle paylaşın. Burada yayınlayalım, mevsimin tadını hep beraber çıkaralım.

Fotoğraflar: 2.bp, 3.bp, av marketi, vira haber, blogher, orkide bulut, alsancak turizm, maxdes

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Deniz Aytekin

Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe okudu. Müzik, edebiyat, felsefe ve çevre konularında yazarlık ve editörlük yapıyor.

Bir cevap yazın

Daha fazla Etkinlikler, Hayat, Kent, Sanat ve Tasarım, Yeşil alanlar
Bu aralar kompost yapıyoruz

Çöpten şahane bir toprak yaratın.

Kapat