Sürdürülebilir bir yaşam için: Atölye Patika

[vc_row][vc_column][vc_column_text]Ayvalık’ta, doğayla uyum içerisinde yaşamayı amaçlayan çok yönlü bir sanat ve zanaat atölyesi bu yaz kapılarını açtı. Atölye Patika, farklı alanlarda yapılan çalışmalara yer verip, yuva olarak diyaloglar geliştirmeyi ve ‘kendi kendine yeten sistemler geliştirmeyi’ hedefliyor. Atölyenin kurucularından Emine Boyner Kürşat’la her şeyiyle Patika’yı konuştuk.

Röportaj: Deniz Aytekin & Umut Cantörü[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”2/3″][vc_column_text]Bize biraz kendinizden ve Atölye Patika’yı nasıl açmaya karar verdiğinden bahseder misiniz?

2012 baharında Bennington Üniversitesi’nin güzel sanatlar bölümünden mezun oldum. Hep hayalimde Türkiye’ye döndüğümde bir atölye açmak, buranın kendi işlerim üzerinde çalıştığım bir alan olması ve bunun dışında zaman zaman ortak kullanıma açık, yaratıcı ve paylaşımcı bir mekan olması vardı. Ne zaman ufkumu genişleten, hayatımda bazı alışkanlıklarımı gözden geçirmemi sağlayan bir şey öğrensem, birileriyle paylaşmak isterim. Aynı şekilde bana mutluluk veren şeyleri başka insanlarla birlikte yapabilmek beni mutlu ediyor. Atölye Patika da sadece benim değil, aynı duyguları paylaşan bir çok insanın kullanabileceği bir paylaşım alanı, daha doğrusu böyle bir alan olma yolunda veya patikasında diyelim. Eşim Ali ise zeytin çiftçisi ve hayalinde hep budanmış zeytin dallarından ahşap objeler yapmak, kendi zeytinyağından sabun üretmek varmış. İkimizin başka başka hayalleri ortak bir çatı altında buluşuverdi bir anda.[/vc_column_text][/vc_column][vc_column width=”1/3″][vc_single_image img_link_target=”_blank” image=”10953″ img_size=”medium” img_link_large=”yes”][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”1/1″][vc_column_text]Neler üretiyorsunuz Atölye Patika’da?

Atölyede ben kendi sanat çalışmalarıma devam ediyorum (resim, yerleştirme, fotoğraf vb.), bir yandan da seramik yapıyorum. Ali ve Usta Cemil abiyle birlikte ortak budanmış zeytin ağacından ahşap çalışmalar yapıyoruz. Bunun yanında zeytinyağından doğal sabun üretiyoruz. Katılıma açık atölyelerimiz ise yeni yeni oluşmaya başladı. İlk atölyelerimizden birini sevgili İlknur Urkun ilekompost üzerine yaptık. Sonrasında çok sevdiğimiz Lale Kemali Gonzales ve Nazan Kemali ile doğal sabun ve aromaterapi atölyelerimiz oldu. Ben ayrıca kağıt atölyesi vermiştim. Bunun dışında ilgilenen kişiler belirliyor çoğu zaman atölyeleri. Benim gönlümden geçen ise sabun, doğal (ev yapımı) kişisel bakım, fitoterapi, permakültür, arıcılık gibi atölyeler düzenlemek. Kışın ise bol bol film gösterimleri yapmayı düşünüyoruz, ağırlıklı olarak sürdürülebilir yaşam, gıda, tarım vb. konular üzerine belgeseller paylaşmak istiyoruz. Gün geçtikçe bu liste uzuyor ve renkleniyor.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text]

 

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”1/1″][vc_column_text]Konuklarla düzenlediğiniz atölyeleri ve bu atölyeleri kimin düzenleyeceğini nasıl belirliyorsun?

Ben seçmiyorum aslında. Güzel insanlar diğer güzel insanları getiriyor hayatıma ve o güzel insanlar da ilgilendikleri binbir renkli alanlarını heyecanla paylaşacak bir yer ararken, “Hadi atölyede şunu yapalım, bunu yapalım!” derken çıkıyor atölye fikirleri. Daha henüz her şey çok tazeyken bile birilerinin “Atölyede yoga dersleri organize etsek ya” demesi beni çok heyecanlandırıyor. Bu atölye sayesinde “ne güzel insanlar varmış da haberim yokmuş” diyorum kimi zaman. Toprakla uğraşan, daha masum ve diğer canlılara saygılı yaşamaya çalışan yaratıcı, özgür ruhlar çıkıveriyor karşıma ve ben her şeyden önce onların hikâyelerini duymayı, tecrübelerinden öğrenmeyi diliyorum. Atölyeler de, benim gibi hisseden insanlar için çok keyifli bir paylaşım ve öğrenme alanı oluyor aslında.

Nasıl geri dönüşler alıyorsunuz katılımcılardan?

Şimdilik sadece dört farklı atölyemiz oldu. Kimi zaman çok az kimi zaman da beklediğimizden çok daha fazla katılım oldu. Katılanlar da hep mutlu ve yeni bir şeyler öğrenmiş olmanın heyecanıyla ayrıldı: “Hadi şimdi bunu gidip evde deneyelim” hevesiyle ve “şu atölyeleri daha güzel duyur da gelelim bak ne güzel oldu” gibi yorumlarla mutlu ettiler bizi de.

Atölye Patika 12 ay boyunca açık mı? Tüm yıl burada mı yaşıyorsun?

Evet. İstanbul’da aile, eş dost ziyaretleri dışında yaz-kış Ayvalık’ta yaşıyorum. Atölyemiz her daim çalışma halinde.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”2/3″][vc_column_text]Peki Atölye Patika dışında bir şeyle uğraşıyor musun?

Bahçe ve bitkilerle ilgilenmek beni çok mutlu ediyor. Çocukluğumdan beri toprağa ve diğer canlılara yakın temasta olmayı sevmişimdir. Büyüdükçe de bu temas arayışı birçok farklı alana ilgimi artırdı .Son birkaç senedir doğal arıcılık, permakültür ve fitoterapi gibi konularla ilgili fırsat buldukça okuyorum ve kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Yakın zamanda Vermont’ta, Rosemary Gladstar’ın Sage Mountain adlı otacılık okulunda bir bitkisel tedavi atölyesine katıldım ve bir yandan da otacılık sertifika programını tamamlamaya çalışıyorum. Evde hasta olunca çaylar, şuruplar yapıyorum; kremimi, yağlarımı ve tabii sabunlarımı, kısacası bizi besleyen her şeyi mutfakta yapmaya çalışıyorum. Hayalimdeki sürdürülebilir atölye ve çiftlik hayatını kurabilmek adına da mümkün olduğunca tecrübe ve bilgi edinmeye gayret ediyorum. Kısmetse bir de “otacı teyze” olup sevdiklerimin ömürlerini şifalı bitkiler yoluyla uzatmaya vesile olmak istiyorum. Ot diye yolunan, üzerine ilaç atılan, yakılan canların kıymetini ve her şeyden öte onların birey olduğunu hatırlatmanın güzel bir yolu bu.[/vc_column_text][/vc_column][vc_column width=”1/3″][vc_single_image image=”10956″ img_link_large=”yes” img_link_target=”_blank” img_size=”medium”][/vc_column][/vc_row]

Günlük hayatında ne kadar “yeşil” bir insansın?

Yeni bir şeyler öğrendikçe “yeşil” çıtası devamlı yükseliyor. Bir konuda daha masum yaşamayı başardıkça, başka bir alanda bunu hala başaramadığımı hissedebiliyorum kimi zaman. Ama asla bahaneler uydurup da kendimi kandırmıyorum. Sanırım bu iyi bir başlangıç. Evimizde yediğimize, içtiğimize bunların başka canlılara zarar vermeden üretilmesine çok önem veriyoruz Ali de, ben de. Bir başka canlıya zarar vererek üretilmiş gıdaların kendime de bir faydası olacağına inanmıyorum. Hem kendi sağlığımız, hem de doğaya bıraktığımız, her şeyin masum olmasına gayret ediyoruz; temizlik malzemelerimizden, kişisel bakım malzemelerimize kadar hepsini kendimiz ve doğal bir şekilde mutfakta üretiyoruz. Küçük bir vermikompost (solucan kompostu) kutumuz var, olabildiğince gıda atıklarımızı solucanlarımıza veriyoruz. Plastik vb. maddeleri hayatımızdan yavaş yavaş çıkartmaya çalışıyoruz. Henüz birçok şeyi çözmüş değiliz, ne evde ne de atölyede ama çözebilmek, diğer canlılara saygılı ve onlarla denge içerisinde yaşamaya yönelik mümkün olduğunca kafa yoruyoruz.

Sürdürülebilir yaşam ile ilgili takip ettiğin kişi ve kaynaklar neler?

Charles Eisenstein’ın yazdıklarını ve konuşmalarını yakından takip ediyorum. Bir yandan acı gerçekleri ortaya koyup bir yandan da değişimin mümkün olduğuna dair ümit veriyor bana. Dünyadaki birçok sorun ve insanın kendini diğer canlılardan “ayrı” hissetmesi üzerinde duruyor Charles. Bütünün bir parçası olduğumuzu hatırlamak bir anda davranışlarımızı da değiştiriyor, daha şifalı ve saygılı bir yaşam sürmeyi mümkün kılıyor. Bunun dışında Victor Schauberger’in doğa üzerine gözlemleri, Rudolf Steiner’in biyodinamik tarım üzerine yazdıkları ve Bill Mollison gibi permakültür ve sürdürülebilir tarım konularında yazanları mümkün olduğunca okumaya çalışıyorum. Rosemary Gladstar’ın bitkisel tedavi kitapları da devamlı elimin altında. Bunlarla birlikte sosyal medyada da takip ettiğim gıda ve sürdürülebilir yaşam üzerine bir çok kaynak var. Türkiye’de permakültür gruplarının ve sevgili arkadaşım Filiz Telek’in organize ettiği atölyeleri de yakından takip ediyor katılabildiklerime dahil olmaya çalışıyorum.

Favori eko-tatil destinasyonun neresi?

Karadeniz bölgesine ayrı bir hayranlığım vardır. Pokut yaylasında çok sevdiğimiz arkadaşımız Yasemin Şişman ve güzel ailesinin işlettiği ev/pansiyon “Plato’da Mola” şu ana kadar bulunduğum yerlerden en sevdiğim, ayrılırken en çok hüzünlendiğim yerdir. Binbir renkli çiçeklerin açtığı, gökyüzünün her beş dakikada bir renk değiştirdiği, ineklerin evden istedikleri saatte çıkıp eve istedikleri saatte geldikleri masal gibi bir yer burası. En güzel kahramanları ise Yasemin ve ailesi. Bu güzel yaylaya armağan edilmiş güzel insanlar. Yaylanın taşına, toprağına, suyuna her bir canlısına saygı ve sevgiyle kıymet veren can insanlar. Ayvalık’tan ulaşımımız biraz uzun sürdüğünden gönlümüzün dilediğince sık gidemiyoruz ne yazık ki Plato’da Mola’ya. Gittiğimizdeyse, Yasemin ve Ahmet abi ile uzun yürüyüşler, yayladan yaylaya keşifler yapıp, sevgili köpekleri Ares ve güzel inekleriyle rüya gibi birkaç gün geçiriyoruz. Yasemin’in annesi Zeyne abla ve teyzeleri Aysel ve Aynur ablanın muhteşem yemekleriyle kuzine başında keyif yapıyor, sütünden yumurtasına her şeyini kendi üreten, mucizeler yaratan küçük mutfaklarından çıkan her şeyi gözümüz kapalı ve dışarda gezinen ineklere ve tavuklara müthiş bir şükranla yiyoruz. Yasemin ve ailesinin doğaya olan saygıları ve etraflarındaki tüm canlılara olan sevgileri insanın içini ısıtıyor, insan olmaktan utandıran bir dönemde, beni bir ömür yetecek bir ümitle besliyor. Atölye Patika’nın ismi de bu güzel yaylada geçirdiğimiz günlerin, patikalarında, pınar başlarındaki muhabbetlerimizin ve maceralarımızın anısıdır bir nevi.

Atölye Patika’nın geleceğini nasıl görüyorsun? Planların neler?

Atölye Patika ile ilgili en büyük hayalim buranın sürdürülebilir bir çiftlik/atölye olması ve daha kapsamlı (mesela permakültür) atölyelerine ev sahipliği yapması, güzel bir ekolojik örnek olması. Şu anda atölye kendi kendine yetmekten çok uzak. Ayrıca sanat çalışmalarımın daha sürdürülebilir olmasını diliyorum. Mesela elektrikli fırın yerine ilkel fırınlama yöntemlerini öğrenmek ve pratik etmek, kendi çamurumu kendim çıkartabilmek istiyorum. Her şeyi daha masum ve doğaya yakın yapmak mümkün ve buna yönelik bir alternatif her zaman var. Maksat kafayı buna yormak ve elinden geldiğince araştırmak. Biz de şu an bunlara kafa yoruyor, elimizden geldiği kadar ufak adımlarla da olsa ilerlemeye çalışıyoruz.

Atölye Patika
Tellikavak mevkii, 10400, Ayvalık
E-posta: info@atolyepatika.com
Telefon: +90 266 312 34 54

www.atolyepatika.com
facebook.com/atolyepatika
instagram.com/atolyepatika
emineboyner.com/
recordmag/emineboyner

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Bir cevap yazın

Daha fazla Doğal Kaynaklar, Ekoloji, Ekoturizm, Hayat, Kent, Mercek, Sanat ve Tasarım
3 adımda ofiste daha sağlıklı olun

İş yerinde verim artırmanın yolları.

Kapat