Yalın üretim sistemi nedir, günlük yaşama nasıl uyarlanabilir?

Endüstride uygulamaya konulduğunda başarılı ve verimli süreçlerle sonuçlanan yalın üretim sistemi ilkelerini günlük yaşamımıza uygulayarak; zaman yönetimi, minimalizm, sıfır atık yaşam ve kişisel verimlilik gibi konularda kendimizi geliştirebilir miyiz?

Yalın üretim sistemi nedir?
Yalın üretim sistemi (lean manufacturing) ilk olarak Japonya Toyota’da Taiichi Ohno tarafından geliştirilen ve uygulamaya konulan bir üretim felsefesidir. İlk ve en iyi uygulayıcılarından biri Toyota olduğundan, Toyota Üretim Sistemi (TPS) olarak da bilinen yalın üretim sistemi, dünyanın pek çok yerinde üretim ortamında çalışan kişiler için oldukça bilinen bir kavram. Yalın üretim sistemi ilkelerinin amacı, kaynak kullanımının optimize edilmesi, hatanın en aza indirilmesi ve gereksiz iş, zaman ve stok gibi her türlü ‘israf’ın (waste) ortadan kaldırılmasıyla süreç verimliliğini artırmaktır

Yalın üretim sistemi ilkelerini günlük hayata uygulamak mümkün mü?Endüstride uygulamaya konulduğunda başarılı ve verimli süreçlerle sonuçlanan yalın üretim sistemi ilkelerini günlük yaşamımıza uygulayarak; zaman yönetimi, minimalizm, sıfır atık yaşam ve kişisel verimlilik gibi konularda kendimizi geliştirebilir ve bu alışkanlıkları sürdürülebilir hale getirebiliriz.

Yalın üretim sistemi; Japonca muda, muri ve mura olarak adlandırılan üç çeşit israf sınıfından bahsediyor. 

Muda (değer katmayan aktiviteler)
Sürece hiçbir değer katmayan ve bir işin tamamlanma süresini artıran her türlü durum ve aktivitelerdir. Muda yedi başlık altında inceleniyor. Bunlar; taşıma (hammadde, yarı mamül ve bitmiş ürünlerin gereksiz taşınmaları), stok (gereksiz stok tutmak), hareket (bir hammadde ya da ekipmana ulaşmada geçen gereksiz zaman), bekleme (birbirini bekleyen operasyonlar), fazla işleme (gereksiz işlem uygulamak), fazla üretim (talep edilenden fazla üretim yapmak) ve hata (hatalı ürün çıkışları, hatayı düzeltmek için harcanan kaynak ve zaman). 

Bizler de bu ilkeden yola çıkarak kendi hayatımızdaki ‘muda’ları tespit ederek işe başlayabiliriz. Kendi ‘muda’larımızı tespit edebilmek için yalın üretim metodunun araçlarından biri olan değer akış haritalama (value stream mapping) yönteminden faydalanabiliriz:

İş yerinde, okulda ve evde günlük alışkanlıklarımıza ve aktivitelerimize bir göz atıp, aktivitelerimizin bir listesini çıkarabiliriz.

Her bir aktivitenin ortalama süresini çıkararak bize en çok zaman kaybettiren aktiviteyi belirleyebilir, süreci daha verimli hale getirmek için çözümler üretebiliriz.

Bu aktiviteler arasından bize ve yaptığımız işe değer katmayanları eleyebilir, bizi hedefimize götürecek değer katan aktivitelere odaklanabiliriz.

Bu metot sayesinde, sizi boş yere meşgul tutan aktiviteleri elediğinizde başarılı bir zaman yönetimi gerçekleştirebileceksiniz.

Bu ilkeden doğaya karşı daha bilinçli ve sorumluluk sahibi bir tüketici olabilmek için de faydalanabiliriz. Kişisel tüketim alışkanlıklarımızdaki ‘israf’ları belirleyebilir ve bu israflardan kaçınabiliriz. Gereksiz tüketimden ve plastik kullanımından kaçınarak, doğal kaynakları verimsiz ve yok edici bir biçimde kullanan, ürüne geri dönüşüm yaşam hakkı vermeyen üreticileri tercih etmeyerek tüketim alışkanlıklarımızı değiştirebiliriz.

Davranışlarımızı; tüketimi azaltma, yeniden kullanma, tamir etme, ikinci el tercih etme, geri dönüştürme ve kompost yapma olarak yeniden şekillendirebilir, minimalizm ve sıfır atık yaşam felsefelerini benimseyebiliriz. Bu uygulamayı başarılı bir şekilde gerçekleştirebilmek için kendimize şu soruları sorabiliriz:

Bu ürüne gerçekten ihtiyacım var mı?
İhtiyacımı karşılayacak benzer bir şeyim var mı?
Bu ürün yerine benzer bir şey kullanabilir miyim?
Bu ürünü kullanabileceğim en az başka üç alan daha var mı?

Muri (aşırı yük)
Sürece değer katan insan ve makine gibi unsurlara aşırı yüklenmek ve bu aşırı yüklenmenin getirdiği emniyet ve kalite sorunlarının tümüdür. 

Mura (düzensiz ve dengesiz yüklenme)
Tıpkı muri gibi sürece değer katan insan ve makine gibi unsurlara düzensiz ve dengesiz bir biçimde iş yüklemesi yapmak ve sonucunda doğan emniyet ve kalite sorunlarının tümüdür.

Zamanın çok hızlı aktığı, her şeyin hızla tüketildiği ve hayatın mücadele ile dolu olduğu çağımızda hepimizin hayatı muri ve mura’nın etkisi altında. Evde, iş yerinde kendimizden ve çevremizden hep daha fazlasını ve daha iyisini yapmak konusunda büyük bir beklenti içerisindeyiz ve çoğu zaman bu beklentiler strese yol açarak zor zamanlar geçirmemize neden oluyor. Bu ilke bize daha verimli ve mutlu bir hayat sürmek için enerjimize ve dengemize odaklanmanın, kendimize zaman ayırmanın ve bize iyi gelen aktiviteler ve insanlarla hayatımızı doldurmanın önemini hatırlatır.

Kaizen (sürekli gelişim)
Yalın üretim sistemi felsefesinden öğrenip hayatımıza uygulayabileceğimiz bir diğer metot ise Japonca’da kai: değişim ve zen: daha iyi kelimelerinin birleşiminden oluşan kaizen, yani ‘sürekli gelişim’. Bir fabrika ortamında kaizen, proses iyileştirme sürecine tüm çalışanları dahil ederek insan faktörüne önem veren ve iyileştirici aksiyonların bir anda radikal bir biçimde değil de adım adım ve sürekli olarak uygulandığı yalın üretim metodudur. Bu metot bize, hayatta her zaman daha iyi işler yapabileceğimizi, iyileşme ve gelişme için çok büyük değişikliklere ihtiyacımız olmadığını, sürekli ve istikrarlı atılan adımların büyük gelişimleri mümkün kılacağını hatırlatır.

Kaynak: Toyota Production System – 4th Edition,Yasuhiro Monden, CRC Press ISBN 978-1-4398-2097-1

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Selda Renda

Merhaba, ben Selda. Kimya mühendisiyim. Western Michigan Üniversitesi'nde Endüstri mühendisliği üzerine master, Sürdürülebilirlik üzerine de yan dal yapıyorum. Sürdürülebilirlik benim için kendimizi ekosistemin bir parçası olarak görmeyi ve doğa ile uyum içerisinde yaşamayı öğreten bir yaşam felsefesi. Doğaya, özümüze dönmeyi hatırladığımızda ve paylaşarak birbirimizden öğrendiğimizde hepimiz için daha yaşanabilir bir dünya inşa edebileceğimize ve bu gezegenin güzelliklerini gelecek nesillere de aktarabileceğimize inanıyorum.

Yorumlar kapatıldı.