Yenilenebilir enerji doğayı yok eder mi?

HES yapımlarından yazık ki iyi haber gelmiyor. Erzurum’daki Ayvalı Barajı Hidro Elektrik Santrali henüz inşa aşamasındayken doğayı tanınmaz hale getirdi.

Erzurum’un Olur ilçesine bağlı Oltu Çayı üzerinde yapımı üç yıldır süren Ayvalı Barajı Hidro Elektrik Santrali (HES) inşası, yazık ki Çukurbağlar Mahallesi’nin eski verimli halinden eser bırakmadı. Süreçten etkilenen Ormanağzı, Çataksu ve Taşlı köyleri Karadeniz ikliminin tüm özelliklerini taşıyan, bölgede organik sebze ve meyve üretim merkezleri olarak bilinen yerleşimler. Ancak şimdi bu özellikleri neredeyse yok olurken arazilerine de yok pahasına el konuluyor.

Tarımın bittiği her yerde olduğu gibi topraklarını kaybeden köylüler aynı zamanda gelir kapılarını da yaşam alanlarını da yitiriyorlar. Kısa zaman önce gerçekleşen Soma faciasının ardından ortaya çıkan vahim tabloda bölgede tarımın bitirilmesi sonucu halkın maden ocaklarına girmeye neredeyse ‘mecbur’ kaldığına hepimiz tanıklık ettik. Bu bölgede durum ne olur, meçhul.

24627911

Kamulaştırma bedellerinin, proje başladığı sırada kendilerine sunulandan oldukça düşük olması karşısında köylüler mahkemeye başvurmuş. Henüz davalar sonuçlamamışken baraj inşaatı ve yol yapımına başlanması da yazık ki yine oldukça aşina olduğumuz bir manzara. Dava nasıl sonuçlanır, doğanın tahribatına karşı da bir hukuki süreç başlatılır mı bilemiyorum; ama bu kadar kısa zaman içerisinde gerçekleşen yıkımın boyutu oldukça büyük.

Bu bölgeyi ülkenin tarım politikalarındaki değişimin yarattığı genel yıkımdan ve HES’lerin yenilenebilir enerji değil de adeta kurutan yapısından ayıran bir başka özelliği de var. Burası, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından ‘Kafkas Arı Irkının Gen Koruma Alanı’. Ayrıca UNESCO tarafından da Türkiye’nin ilk ve tek ‘Biyosfer Rezerv Alanı’ olarak tanımlanıyor. Yazık ki ‘koruma alanı’ ve ‘rezerv alan’ söz konusu maddiyat olunca adeta görünmez hale geliyor.

HES’lere karşı çıkan çevrecilere Bakanlık’lardan yapılan eleştiri neredeyse sabit: hem yenilenebilir enerji istiyorsunuz hem de HES’lere karşı çıkıyorsunuz!

Salarha Deresi’nin üzerine kurulan HES’in deneme üretimine başlamasının ardından 2 saat içerisinde derenin kuruduğunu unutmak mümkün değil. Yalnızca kar odaklı bir üretim söz konusu olur da doğanın bütünlüğü, bölgede yaşamın sürdürülebilirliği ikincilleştirilirse enerjinin ‘yenilenebilirlik’ kısmını korumak da pek mümkün olmuyor. Bu sürecin telafisi de güç, doğanın kendini yenileme hızı ile bizim onu tahrip hızımız karşılaştırıldığında yazık ki bizim daha önde olduğumuz biliniyor. Tam da bu nedenle varlığımızla doğa arasındaki sıkı ilişkiyi her defasında ön plana çıkarmak gerekiyor. Tarih gösteriyor ki, son sözü doğa söylüyor.

 

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Bir cevap yazın

Daha fazla Doğal Kaynaklar, Ekoloji, Kent, Topluluklar, Yenilenebilir Enerji
TOMA’nın suyu nereden?

'Vatandaş için' harcanan sular.

Kapat