Coldplay ve pura vida!

Öncelikle bir itiraf ile başlamak istiyorum:

Hayatımda doğru dürüst hiç Coldplay dinlemedim, bir iki popüler tınısı hariç şarkılarını pek bilmem, hayatımda konserlerine gitmedim ve grupla ilgili pek bir bilgim yok. Bazı okurları bu başlangıç ile hayal kırıklığına uğrattıysam özür dilerim. U2 muhabbeti yapmak isteyenlerle sabaha kadar laflayabilirim ama Coldplay ile ilgili konuşabileceğim bir tek konu var, o da yeni konser turneleri.

Yeni albümleriyle aynı adı taşıyan Music of the Spheres (Kürelerin Müziği) adlı turnelerine 18 Mart Cuma akşamı Kosta Rika’da başladılar. Bu turneyi bir Yeşilist yazısına konu yapan mevzu ise çevre dostu bir turne olması. 

Coldplay’in internet sitesinde ‘sürdürülebilirlik’ başlıklı bir sayfa açmışlar ve turnenin detayları orada var. Turnede önceki turnelere göre olan farklılıkları üç kategoride özetlemişler: Azaltmak, yeniden tasarlamak, onarmak. Sayfa başlı başına adeta bir çevre aktivizm sayfası. Şöyle bir özetleyeyim:

  • Karbon emisyonları: 2019’da uzmanlarla yaptıkları bilimsel çalışma sonrası bu turnede 2016/17 turnesine göre emisyonları yüzde 50 azaltmayı hedefliyorlar.  
  • Ağaçlandırma: Yine de azaltılmış da olsa saldıkları karbon için de ağaçlandırma benzeri çalışmalarla bir denge oturtmaya çalışıyorlar. Milyonlarca ağaç ektireceklerini ve bu ağaçları takip edeceklerini söyleyen grup, satılan her konser bileti için de bir ağaç ektirecek.
  • Enerji: Değiştirebilecekleri her kaynağı yenilenebilir enerjiye çevirmiş durumdalar. Her konser stadyumuna solar fayanslar döşeyecekler. Ulaşım ve jeneratörler için mümkün olduğunca biyoyakıt kullanıyorlar. BMW ile birlikte geliştirdikleri batarya teknolojisini enerji kaynağı olarak kullanan grup aynı zamanda kinetik enerji ile bataryayı şarj edecek, yani seyirciler dans ettikçe, zıpladıkça ve hareket ettikçe şarj etme işlemine katkıda bulunmuş olacaklar. Ayrıca etrafta seyircilerin konseri izlerken dilerlerse hem egzersiz yapmak hem de şarj etmeye yardımcı olmaları için egzersiz bisikletleri bulundurulacak! 
  • Seyahatler: Uçak seyahatleri kaçınılmaz ama grup konser şehirlerini seçerken uçak seyahatini minimize edecek bir program yapmış ve çoğunlukla özel uçak değil normal ticari uçakları tercih edeceklermiş. Her uçuştan sonra ekstra ödemeler yaparak yakılan yakıtları dengeleme amacı güdüyorlar. Kara taşımacılığı ve seyahatlerinde elektrikli araçları tercih ediyorlar.
  • Sahne: Geri döndürülmüş çelik ve bambu ağırlıklı sahne malzemelerinin yeniden kullanılabilmesine özen gösteriyorlar. Seyircilerin bileklikleri de kompost edilebilir malzemeden yapılıyor. Sahnedeki elektrik, ışık ve lazer sistemleri için LED ekranlar ve önceki turneye göre yüzde 50 daha az enerji harcayan teknolojiler kullanıyorlar. Konfetiler bile biyolojik olarak parçalanabilir ve yakılırsa kimyasal zarar vermeyecek malzemelerden yapılıyor.
  • Seyircilerin konserlere ulaşımı: Seyirciler için düşük karbon ulaşımına yardımcı olacak uygulamalar geliştiren grup aynı zamanda bunu yapan seyircilere indirim benzeri teşvikler sunuyor. Ayrıca uygulamalarında seyircileri çevre konularında bilgilendirecek içerikler de var.
  • Su: Konserlerde su sebilleri döşenecek ve seyircilerin kendi şişelerini getirmeleri rica edilecek, alternatif olarak da alüminyum, yeniden kullanılabilir bardaklar verilecek. Su israfını önlemek için düşük sifonlu tuvaletler kurulacak. 
  • Geri dönüşüm: Stadyumlarda geri dönüşüm için ekstra efor sarf edilecek ve kullanılan hiç bir şeyin eski anlamda çöpe gitmemesi hedeflenecek.
  • Yemekler: Konserlerde bitki bazlı yemek alternatifleri sunulacak, yerel olarak tedarik edilmiş yemekler getirilecek, laboratuvarda geliştirilmiş gıdalar menülerde olacak, fazla gıda atıkları kompost edilebilecek ve yenmeyen yemekler de yakınlarda ihtiyacı olan gıda bankalarına ve insanlara dağıtılacak.
  • Dükkânlar: Turnede satılan tişört ve benzeri ürünlerin paketlemesinde plastik yerine kağıt ve karton gibi ürünler kullanılacak, ürünlerin etik olarak tedarik edildiklerine emin olunacak. 
  • Kazançların yüzde 10’u doğayı ve çevreyi koruma amaçlı kurumlara dağıtılacak. Seçilen kurumlar arasında ClientEarth, The Ocean Cleanup ve One Tree Planted var. Bunlar ve diğer destekledikleri kurumların çalışmalarıyla ilgili detaylı bilgi ve videolar internet sitelerinde var. Ağaçlandırma çalışmalarının hangi coğrafyalarda hangi kurumlarla beraber çalışarak yapılacaklarına kadar detayları da şimdiden görebilirsiniz.

İnanılmaz, değil mi? En çok hoşuma giden yani: Enerji harcamayacağız, ekran kullanmayacağız, konseri küçük tutacağız, yemek vermeyeceğiz, şov yapmayacağız demiyorlar. Yani bir konser tecrübesini yine her zamanki eğlence faktörleri ve ihtişamıyla yaşatmaya kararlılar – ama tüm çevre etkilerini hesaplayıp seyirciye her bir noktasını azaltma çabası ve alternatifleriyle gelmiş durumdalar. Kendilerini tanımadığımı itiraf etmiştim, o yüzden bunun ne kadarının hakiki bir misyon olduğunu tam kestiremiyorum (Bono’nun politik tavrı gibi), ama başka gruplara örnek olmalarını isterdim.

Ve turneye Kosta Rika’da başlıyorlar. Bunun ne kadar manidar olduğunu vurgulamamız lazım. Kosta Rika bugün yeniden ormanlaştırma tarafında gezegenimizin en başarılı örneklerinden biri. EarthShot Prize yazılarımızdan hatırlarsınız, Kosta Rika dünyaya örnek olarak 1970/80’lerde berbat bir orman kıyımı döneminden geçtikten sonra (o devirde tüm ormanlarının yarısının kesildiği düşünülüyor) sonraki on yıllarda bilinçli yeniden ormanlaştırma eforlarından geçmiş ve su anda ülkenin yüzde 60 kadarı tekrar ormanlaştırılmış durumda. Kuş, kurbağa, kelebek ve tabi bitki türlerinde dünyanın en özel ülkelerinden biri olan Costa Rica aynı zamanda ekoturizm liderlerinden biri. 

Yıllar önce Kosta Rika’ya gitme fırsatı bulmuş ve tropik bitkilere, ormanlara, nehirlere, volkanlara ve uluyan maymunlarına hayran kalmıştım. O zamanlar EBird hesabım yoktu ve gördüğüm kuşları kaydetmiyordum. İlk fırsatta dürbünümle ve bu sefer çocuklarımla bir daha gitmek isterim. 

Kosta Rika’da hayat felsefesi ‘pura vida’ yani saf veya sade hayat. Hatta yalın hayat diye çevirmeme kızmazsınız umarım. Optimistik, pozitif, sakin, doğayla barışık ve doğaya minnettar bir hayatı tarif ediyor. Dünyaya yeniden ormanlaştırmanın yani sıra bu felsefeyle de örnek olması güzel olurdu.

Coldplay’in bildiğim tınılardan biri Viva la Vida, yani ‘that was when I ruuuled the wooorld’ diye giden nakaratı olan şarkı, dünyayı yönetmekten bahsediyor. Simdi Coldplay’in dünyayı kurtarmaya çalışmasına şapka çıkartıyorum ve müziklerine de biraz daha ilgiyle yaklaşacağımı tahmin ediyorum. 

Pura vida!

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Yalın Karadoğan

Doğasever, amatӧr doğal hayat gӧzlemcisi, ara-sıra yazar, Londra’da sivil toplum kuruluşu Turkey Mozaik Foundation kurucularından, private equity yatırımcısı.

Yorumlar kapatıldı.

Daha fazla Banner Right Side, Doğal Kaynaklar, Ekoloji, İklim Değişikliği, Sanat, Yenilenebilir Enerji
Özge Özgün’le Türkiye’de hayvan hakları, feminizm ve veganlık üzerine söyleşi

Uzun yıllardır hak savunuculuğu meselesi için çaba sarf eden Özge Özgün’le uzunca bir söyleşi yaptık. Her türlü canlının maruz kaldığı...

Kapat