İhtiyaç sahiplerinin ücretsiz alışveriş yapabildiği Destek Market’le tanışın

Ülkemizin yenilenebilir enerjideki başarılarıyla tanıdığı girişimci Serhan Süzer’in önderliğinde kurulan TİDER, ihtiyaç sahiplerinin önceden belirlenmiş alışveriş limitlerine göre temel ihtiyaçlarını ücretsiz olarak karşılayabildikleri bir destek marketi olarak kurgulanmış.

Geçtiğimiz yıl mart ayında Global Foodbanking Network tarafından dünyanın sayılı gıda bankası profesyonelleri arasından inovasyon ödülüne layık bulunmuş çok özel bir kurum. Şimdi kullandıkları Destek İnsan Kaynakları modülüyle tüm yurda yaymayı hedefliyorlar. Serhan Süzer’le TİDER’in kuruluşunu ve bu çatı oluşum altında yapılan işleri konuştuk. 

Ergem Şenyuva: Tider nasıl doğdu, biraz anlatır mısın?
Serhan Süzer: 2010 senesinde bir gıda perakende firmasının yöneticisiyken bir sosyal sorumluluk projesine imza atmak istiyorduk. Tam bu dönemde gıda bankacılığını geliştirmeyi hedefleyen, farklı ülkelerden gıda bankalarının üye olduğu Global Food Banking Network’ün (Küresel Gıda Bankacılığı Ağı) kurucu başkanı Bob Horney Türkiye’ye geldi. Kendisinin şerefine bir akşam yemeği düzenlendi ve tüm dünyada aynı yardımları ihtiyaç sahiplerine ulaştırarak gıda israfını azaltan “gıda bankacılığı” sistemini hepimiz ilk defa kendisinden dinledik.

Sonrasında sekiz gıda üreticisi ve perakendecisi bir araya gelerek Gıda Bankacılığı Derneği’ni kurduk. Amacımız kendi kurduğumuz derneğimiz aracılığıyla gıdaları şeffaflık, tarafsızlık, dürüstlük ve sürdürülebilirlik prensiplerini uygun bir şekilde ihtiyaç sahiplerine dağıtmaktı.

O dönem Türkiye çapında bağışlar yaptığımız gibi, dernek olarak kurulan diğer gıda bankalarına da danışmanlık veriyorduk. Kendimizi ilk başından itibaren çatı kuruluşu olarak konumladık. 2014 yılında da yaptığımız genel kurulda oy birliğiyle derneğimizi yeniden yapılandırma kararı aldık.

Buna göre her şeyin idealini sergileyeceğimiz bir gıda bankasını kendimiz açmaya karar verdik. Bir de kişilerin gıda, temizlik ürünleri ve kıyafet gibi temel ihtiyaçlarını karşılamanın sürdürülebilir olmadığına ve ihtiyaç sahiplerini istihdama kazandırarak gıda bankacılığını sürdürülebilir kılmak istedik. Böyle entegre bir model kurguladık ve ismimizi de değiştirerek Temel İhtiyaç Derneği olarak yolumuza devam ettik. 2015 yılının şubat ayında İlk Destek Marketimizi Maltepe’de açtık. Aynı dönemde istihdam programımızı da başlattık.


E.Ş.: Tider nedir ve Türkiye’nin bu konudaki ilk gıda bankası olarak nasıl bir fark yaratıyor?

S.S.: Tider, israfın önlenmesinde yapılan en ciddi ve sistematik çalışmadır. Biz kurulduktan sonra da bir çok gıda bankasının kurulmasına ve sistemin oluşturulmasına ön ayak olduk. Çatı kuruluşu misyonumuz devam ediyor.

Bu arada Türkiye’ye en uygun modeli teknolojiyle entegre ederek ortaya çıkardık. İhtiyaç sahiplerinin gıda, temizlik ürünleri ve kıyafet gibi temel ihtiyaçlarını standartları yüksek bir süpermarkette alışveriş olanağı sunarak, yani insan onuruna yakışır şekilde karşılar.

En önemlisi, derneğin ana misyonu insanların kendi ayaklarının üzerinde durmalarını sağlamaktır. Bunu da şehirlerde Destek İnsan Kaynakları’nın (Destek İK) yaptığı meslek edindirme çalışmaları sayesinde gerçekleştirir.

İlk Destek Market Maltepe, açıldığı 2015 Şubat ayından bu yana, paydaşlarımızın da yoğun katkısı ile Maltepe’de yaşayan 5.000’in üzerinde ailenin faydalandığı bir merkez haline geldi. İlk yılında son bağışlarla 900 bin TL’yi aşan miktarda temel ihtiyaç maddesi, iade ve imhaya gitmek yerine ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmış oldu. Bu konu gıda bankalarının tüm dünyada kabul gören en önemli değerlerinden biridir. İsrafın ve bununla bağlantılı atık ve çevresel olumsuz etkilerin önlenmesi çok önemli.

Gıda Bankacılığı ilk defa 1960’lı yıllarda Amerika’da ortaya çıkmış. Oradan Kanada’ya ve Avrupa’ya yayılmış. Amerika’da her yedi kişiden biri gıda bankalarından yararlanıyor. Dünya genelinde gıda bankacılığı bilinen ve teşvik edilen bir olgu. Örneğin Fransa’da marketlerin kullanılabilir gıda atıklarını gıda bankalarına bağışlamaları zorunlu hale getirildi. Türkiye’de henüz biz bu aşamada değiliz. Türkiye’de gıda bankacılığının yaygınlaştırılması üzerine çalışmalar yapılıyor.

Şu anda TBMM’de gıda bankacılığı ile ilgili çalışan bir Dilekçe Komisyonu var. Dilekçe Komisyonu üyeleri iki yıllık bir süreçte bu konuda araştırmalar yaptılar, örnekleri incelediler. Bizi de iki kere konuşma yapmak üzere Meclis’e çağırdılar. Biz de kendi modelimizi ilgili milletvekili ve bürokratlara anlattık. TBMM’de yaptığımız görüşmelerde hem modelimizin faydalarını hem de yaşadığımız problemleri aktardık. Burada üzerinde durulması gereken en önemli konu ürün bağışlarının artırılmasına yönelik çalışmalar yapılması gerekliliği.

Üreticilerin, perakendecilerin gıda bankacılığı ve israf konularında farkındalıkları artırılmalı. Ayrıca bireylerinde farkındalıkları arttırılmalı. Sonuçta tüketiciler gıda bankacılığına katkıda bulunmayı isterse bu işler daha büyük bir ivme kazanır.

Türkiye’de gıda bankacılığının şeffaflık, tarafsızlık, dürüstlük ve sürdürülebilirlik prensiplerinde işlemesi ve standartlarının yükseltilmesi için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.

E.Ş.: TİDER’den kimler yararlanabiliyor?
S.S.: Destek Market’lerden ve sonrasındaki istihdam ve yönlendirme çalışmalarından faydalanacak aileler derneğimiz tarafından çeşitli kurumlarla işbirliği ile belirleniyor. Kaymakamlıklar, belediyeler, muhtarlıklar, alanda çalışan diğer STK’lar gibi çeşitli kurumlara başvuru formu, gerekli evrak listesi ve tanıtım broşüründen oluşan başvuru kitlerimizi bırakıyoruz. Bu kitler aynı zamanda Destek Marketlerimizden de temin edilebiliyor.

Başvuru formunu dolduran ve gerekli evrak listesini tamamlayan aileler/bireyler başvuru formları ve evraklarını Destek Market’lerimize teslim ediyorlar. Gelen başvurular belli kriterler dahilinde değerlendiriliyor ve olumlu bulunan ailelere durumlarına göre aylık limitler belirleniyor. Aile bilgileri ve aylık belirlenen limitler bizim sistemimize giriliyor. Aileler bu limitler içinde kalacak şekilde her ay diledikleri şekilde Destek Market’ten alışveriş yapabiliyorlar.

Limit tanımlanan ihtiyaç sahibi TC kimlik numarasını Destek Market’in kasasında gösteriyor. Eşleştirme sonrasında, kasadaki yetkili “limitinizi görüyoruz, hanımefendi/beyefendi, Destek Market’imizde alışveriş yapabilirsiniz ama öncesinde insan kaynakları masamıza bir uğrayın” diyor.

Sonrasında ihtiyaç sahibi kasanın hemen yakınında olan insan kaynakları masasında ön mülakata giriyor. Bu ön mülakatta ailede kaç kişi yaşıyor, kaçı çalışabilir durumda ve çalışabilir durumda olanların temas bilgileri talep ediliyor. Bu bilgileri elde ettikten sonra ailenin temsilcisi “Buyurun hanımefendi/beyefendi alışverişe başlayabilirsiniz” deniliyor. İhtiyacı olan ürünleri kapalı devre bir sistemle bilabedel alan ihtiyaç sahibi marketten çıktıktan sonra devreye dernekteki insan kaynakları departmanı giriyor.

Ön mülakatta elde edilen bilgiler eşliğinde ailede çalışabilecek durumda olanlarla temasa geçilip mülakat organize ediliyor. Bu mülakat sonucunda ailedekiler, kabiliyetlerine göre yönlendiriliyor ve işe yerleştiliriliyor. İşbirliği yaptığımız kurum ve kuruluşlara yerleştirilen ve mesleki eğitimi de ilgili kurumdan alan ihtiyaç sahibi işe girdikten sonra ailesini taşıyabilecek duruma geldiği tespit edildiği durumda ailenin temsilcisi ihtiyaç sahibi listesinden çıkarılıyor.

Esas amacımız da ihtiyaç sahiplerinin kendi ayaklarının üzerinde durabilmesini sağlamak. Gıda bankacılığı da bu amaca gidilen yolda onları süreli destekleyen ve aileyle aramızdaki güveni sağlayan en önemli unsur.

Bizler ailede çalışacak ve üretecek kişileri binaların taşıyıcı kolonları gibi görüyoruz. Esas amacımız da bu kolon sayısını artırmak ve binaları yani Türk ailelerini sosyal açıdan sağlamlaştırmak.

E.Ş.: Derneğin ileriye dönük projeleri neler?
S.S.: 2018 için en büyük hedefimiz yazılımını kendimizin yaptığı Destek Bulutu Platformu ile TİDER olarak ortaya koyduğumuz özgün modeli Türkiye’ye yaymak. Destek Bulutu Platformu’nda ürün bağışçısı üreticiler ve tedarikçiler ile bizim Destek Market’lerimizi ve platforma üye olan diğer gıda bankalarını buluşturuyoruz.

Türkiye’nin her yerinden gıda bankaları kendi bölgelerindeki ürün bağışlarını bu platform üzerinden görebiliyor ve gidip bağışları alabiliyor. Üyeliği de bizim tarafsızlık, şeffaflık, dürüstlük ve sürdürülebilirlik prensiplerimize uygun çalışan gıda bankalarına veriyoruz ve onları destekliyoruz. Destek Bulutu Platformu ve bu sistemle Türkiye’de ulaşmadığımız, modelimizi götürmediğimiz tek bir nokta kalmasın istiyoruz. Böylece dünyada örnek bir model olmayı hedefliyoruz.

E.Ş.: Sistemin işleyişinde ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
S.S.: TİDER’de hem kamuda hem özel sektörde hem de bireyler tarafında birçok zorluklar çekiyoruz. STK’larda ciddi bir yozlaşma olduğu için çoğu zaman kamudaki münasebetlerimizde “Siz kimlerdensiniz?” veya “Ne menfaatiniz var?” sorularıyla karşılaşıyoruz. Bu tabii çok can sıkıcı bir durum. İyilik yapmak için bile ciddi zorluk çekiyorsunuz ve insanları sadece iyilik yapmak için orada bulunduğunuza ikna etmeniz zaman alıyor.

Özel sektörde de STK’lara karşı ciddi bir güvensizlik var. Gıda firmaları tarafından kurulmuş bir dernek olmamıza rağmen kendimizi anlatmakta zorlandığımız zamanlar oldu. Kurulduğumuzdan beri bu konularda ciddi aşama kaydettik. Gıda, temizlik ürünleri ve kıyafet üreten ve bu ürünleri kendi mağazalarında satan birçok firma bizim destekçimiz olarak yerini aldı. Destekçilerimizin sayısı her geçen gün artıyor.

Diğer tarafta bireyleri istihdama yönlendirmekte zorluk çekiyoruz. Bazen istihdama yönlendirmek istediğimiz bir ailede dört kişi birden bel fıtığıyım, çalışamam diyebiliyor. İhtiyaç sahipleri her yerden yardım aldıkları için çalışmak istemiyorlar. Bu anlamda sosyal yardımlaşma sisteminin de düzenlenmesi ve ilgili tüm kurum ve kuruluşlar arasında bir koordinasyon sağlanması gerekiyor.

E.Ş.: TİDER’e destek olmak isteyenler ne yapabilirler?
S.S.: Bize nasıl destek olabiliriz diye soranlara “Ayni veya nakti bağış yapabilirsiniz. Gönüllü programlarımıza katılabilirsiniz.” diyoruz. Gönüllü programlarımızla ilgili detayları internet sitemizde bulabilirsiniz: www.tider.org

Aynı şekilde ayni bağış için de gerekli bilgiler internet sitemizde mevcut. Nakti bağış için de yine sitemize girip “Bağış Yapın” butonuna tıklayarak bağışlarını gerçekleştirebilirsiniz.
Son olarak gıda bankacılığı tüm dünyada açlıkla mücadelede bir araç olarak kullanıldığını vurgulamak isterim. Biz şanslıyız ki, Türkiye dünyanın geri kalanında olduğu gibi açlığın çok derin olduğu bir ülke değil, açlık sınırı altında yaşayan az insan var ama yoksulluk sınırı altında yaşayan 30 milyon civarında insan var.

Bugün tüm dünya nüfusunu doyuracak gıda üretim eksikliği varken ve yeni kaynaklar aranırken; Küresel gıda üretiminin de 3’te 1’i israf ediliyor. Bu israf hem üretici tarafında hem de tüketici tarafında. Bu dünyadaki beslenemeyen 868 milyon insanı doyurmak için gereken gıdanın dört katıdır.

Türkiye’de ise 30 milyondan fazla yoksul insan var ve 1,5 milyar liralık ekmek çöpe gidiyor, yaş meyve ve sebzedeki kayıp 16 milyar liraya ulaşmış durumda. İsrafın yüzde 39’u üreticiler, yüzde beşi perakendeciler, yüzde 14’ü ise catering sektöründe. Gıda bankacılığı bu iki probleme birlikte çözüm üretiyor. İsrafa gidecek ama kullanılabilir durumdaki ürünleri israftan kurtarıp açlık ve yoksulluk yaşayan insanlarla ücretsiz olarak paylaşıyor.

İsrafı önleyebilmek ve ihtiyaç sahiplerini kalkındırabilmek için desteklerinizi bekliyoruz…

Serhan Süzer kimdir?
1999 yılında Montreal, Kanada’da bulunan McGill Üniversitesi’nin finans ve muhasebe bölümlerinden mezun olduktan sonra aile işleri ile ilgilenmek üzere Türkiye’ye döndüm. 2001 yılından itibaren The Ritz-Carlton İstanbul otelinin varlık yönetimi ve 2003-2007 yılları arasında Süzer Grubu’nun uluslararası ilişkilerinin yürütülmesi görevini üstlendim. 2007-2009 yılları arasında ise Irak’ta yıllar sonra kurulan ilk Coca-Cola fabrikasına Süzer Grubu’nun yaptığı yatırımın proje yöneticiliğini yaptım.

2008 yılında Kosta Rika’nın Nobel Barış Ödülü sahibi Başkanı Oscar Arias tarafından, İstanbul Fahri Konsolosu olarak atandım ve halen devam ediyorum. Ayrıca 2010 senesinde bir sosyal girişim olan TİDER’in kurucu başkanı olarak yer aldım ve o tarihten beri yönetim kurulu başkanıyım.

2009-2011 yılları arasında KFC ve Pizza Hut Türkiye’de Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO pozisyonlarında görev yaptıktan sonra 2011 yılının Kasım ayında, tüm dikkatimi sürdürülebilirlik alanındaki projelere vermek üzere bu görevlerimden ayrılmaya karar verdim.

KFC ve Pizza Hut’ın Türkiye ve dünyadaki sahibi YUM!’ın LEED sertifikalı ilk çevre dostu restoranını açtık. İstanbul’un Bostancı semtindeki KFC, ABD Yeşil Bina Konseyi “Enerji ve Çevre Tasarımında Liderlik” (LEED) sertifikasına sahip ilk restorandır.

2011 yılının Aralık ayında bir CSP (Concentrating Solar Power – Solar Termal) şirketi olan Hitit Solar Enerji’ye yatırım yaptım ve şirkette CEO olarak görev aldım, sonrasında Aralık 2012’de Eko Yenilenebilir Enerjiler A.Ş. firmasını kurdum. EkoRE, PV, rüzgar enerjisi ve biyokütle konusunda uzmanlaşan bir proje geliştirme, EPC (mühendislik, tedarik, inşaat) ve O&M (işletme & bakım) şirketidir.

Aynı şekilde 2012 senesinden beri çağrı merkezi ve yazılım geliştirme alanında faaliyet gösterin EkoCC şirketini devraldım ve belli bir büyüklüğe geldikten sonra 2016 senesinin sonunda Vodasoft firmasıyla birleşip, EkoCCS olarak yolumuza devam ettik. Ayrıca sırasıyla Ağustos 2014’te fintech (finansal teknoloji) firması Moka Ödeme Kuruluşu A.Ş., Temmuz 2016’da wi-fi analitik firması, Bonbon Teknoloji A.Ş. şirketlerini kurdum.



Ergem Şenyuva

İstanbul'da doğdum büyüdüm. Hep bu şehri, kültürel ve doğal mirasını koruma derdindeydim. Bir yandan yeşili ve doğayı nasıl gelecek nesillere bırakırız kaygım vardı. 2006 senesinin sonunda hayatımı değiştiren olay oldu ve kızım doğdu. Yaptığım her şeyi sorguladığım ve tekrardan en başa döndüğüm bir dönemden sonra, kurumsal hayata veda ettim. 2009 yılında Al Gore'un iklim değişikliğiyle mücadeleyi hedefleyen Climate Project derneğinin Türkiye temsilcisi oldum. İklim değişikliğini ve yaşadığımız dünyanın nelerle karşı karşıya olduğunu fark ettikçe, elimi taşın altına sokma zamanı geldi diye düşündüm. 2010 yılının sonunda Yeşilist'i kurdum. Bizden sonraki nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabileceğimize, hepimizin atabileceği küçük adımlarla büyük şeyler başarabileceğimize inanıyorum.

Bir cevap yazın