İlaçsız, sağlıklı bir kış için

[vc_row][vc_column][vc_column_text]Bu seneye kadar nezle ve grip olmaktan, öksürmekten çok sıkılmıştım. Her gelen kışla birlikte hastalıkların da geliyor olduğunu bilmek beni telaşlı hale getirmişti. Ofisten, toplu taşıma araçlarından, eşimin ofisinden, görüştüğümüz kişilerden her yerden hastalığın gelme ihtimali vardı… Kışlarım; kağıt mendil kutuları, öksürük şurupları ve birçok ilaçla geçiyordu. Bu geçen yıllar, beni hastalıktan korunmanın yollarını bulmaya ve bunu uygulamaya itti. Ben ve eşim yapmamız gereken işlerden, oğlum da okuldan uzak kalmasın diye ilaç kullanmak haricindeki yolları teker teker araştırmaya başladım. Pahalı antibakteriyel ilaçların ağına düşmeden bu hastalıklardan kurtulmanın yollarını araştırdım. Siz de kışın getirdiği hastalıklardan sıkıldıysanız umarım yazımdan faydalanabilirsiniz. Zira ben oldukça yararını gördüm bu listenin…

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”1/4″][vc_single_image image=”8639″ img_link_large=”yes” img_link_target=”_blank” img_size=”medium”][/vc_column][vc_column width=”3/4″][vc_column_text]Bol su için.
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki; büyüklerimizin dediği gibi “su verenleriniz çok olsun” çünkü su içmek sisteminizde birikmiş toksinlerden arındırıyor. Aynı zamanda su hastalanmayı da önlüyor. Yeterli miktarda su almak solunum sistemini de nemli tutabildiğinden mikropların yerleşmesini engelliyor ve bağışıklık sistemini kuvvetli tutuyor. Suyu içerken iyi su olmasına da ayrıca özen gösterin lütfen. BPA’lı damacana suların çok sağlıklı olmadığını biliyorsunuzdur. Cam şişeden veya evinizde kullanabileceğiniz karbon filtrelerden geçmiş suları için. Hem de bol bol için. Filtreniz yoksa eğer, su şişesine koyacağınız suyu ağzı açık olarak birkaç saat buzdolabında bekleterek klorundan arınmasını sağlayabilirsiniz.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”1/4″][vc_single_image image=”8640″ img_link_large=”yes” img_link_target=”_blank” img_size=”medium”][/vc_column][vc_column width=”3/4″][vc_column_text]Sağlıklı beslenin.
Havuç, kivi, kuru üzüm, bezelye, portakal ve çilek gibi C vitamini ve karetonoidler yönünden zengin besinler bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirir. Brokoli, Brüksel lahanası, lahana, karnıbahar da betakeroten açısından kuvvetli olup serbest radikal hasarlarından korur. Aynı zamanda C vitamini ve kalsiyum açısından da etkilidir. Özellikle çocuklarınızın günde beş öğün meyve ve sebze yemelerine özen gösterin. En azından bu miktarların yarısını çiğ yemeleri, geri kalanını da çok pişmemiş yemeleri genelde tavsiye edilir. Besini çok pişirmek bağışıklık sistemini kuvvetlendiren öğelerin yok olmasına sebep olur.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”1/4″][vc_single_image image=”8642″ img_link_large=”yes” img_link_target=”_blank” img_size=”medium”][/vc_column][vc_column width=”3/4″][vc_column_text]Çorba için.
Kış hastalıklarından dolayı hasta olan aile ferdinize bir çorba ikram etmek istediğinizde lütfen eliniz hazır konserve veya paket çorbalara uzanmasın. Kendi çorbanızı kendiniz yapın. Evinizde bulunan tahıl ve sebzelerle şahane çorbalar yaratabileceğinizi düşünüyorum. Fikriniz olsun diye size buradan bazı örnekler sunuyorum. Bir kış klasiği olan tavuk suyuna çorbayı da evinizde sık sık yapabilirsiniz.

Şeker yemeyin.
Şeker vücudu asidik hale getirir. Patojenler genelde şekerle beslenirler ve onlar için en uygun ortam şekerle beslenmiş bir bünyedir. Soğuk ve hastalık dönemlerinde özellikle şekerden uzak durmak gerekir.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”1/4″][vc_single_image image=”8645″ img_link_large=”yes” img_link_target=”_blank” img_size=”medium”][/vc_column][vc_column width=”3/4″][vc_column_text]Uykunuzu alın.
Birçok araştırma sonucunda varılan nokta, uykusuzluk neticesinde hücrelerinizin öldüğü ve bunun bünyenizin hastalıklara açık olmasına neden olduğudur. Yetişkinlerin ortalama 6-8 saat, okul öncesi çocukların 10 saat, bebeklerin ise 18 saat uyku gereksinimleri vardır.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”1/4″][vc_single_image image=”8646″ img_link_large=”yes” img_link_target=”_blank” img_size=”medium”][/vc_column][vc_column width=”3/4″][vc_column_text]Ailece hareket edin.
Egzersizler hastalıkla savaşan hücrelerinizin miktarını artırır. O yüzden ailece etkinliklerde bulunun. Yürüyüş, gezintiler, yoga, bisiklete binmek gibi etkinlikleri benimsemeye çalışın. En kötü ihtimalle bir müzik koyup, hep beraber dans edin.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”1/4″][vc_single_image image=”8647″ img_link_large=”yes” img_link_target=”_blank” img_size=”medium”][/vc_column][vc_column width=”3/4″][vc_column_text]Evinizi havalandırın.
Dışarının soğuğu sizi korkutmasın. Evinizin her odasını mutlaka günlük olarak havalandırın. Bağışıklık sisteminize yüklenmiş olan kirli havayı ve mikropları camdan dışarı gönderin.

Evinizi serin tutun.
Fazla ısınan evin havası kuru olur ve virüslerin yaşaması için gerekli alanı oluştururlar. Burnunuz, ağızınız ve boğazınız kuruduğunda, mikropları dışarıda tutmakta çok başarılı olamazlar. Evinizin ısısını iki derece düşürerek ve odanızda hava nemlendiricisi kullanarak evinizde kış için sağlıklı bir ortam yaratabilirsiniz.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”1/4″][vc_single_image image=”8648″ img_link_large=”yes” img_link_target=”_blank” img_size=”medium”][/vc_column][vc_column width=”3/4″][vc_column_text]Temizliğe özen gösterin.
Ailede herkesin elini sık sık sabunla yıkamasına özen gösterin. Antibakteriyel sabunlardan uzak durun diğer sabunlardan hiç bir farkları yoktur. Avuç içini, parmak aralarını, tırnak aralarını ve ellerinizin üzerini yıkadığınıza emin olun. Yemekten önce ve sonra, dışarıdan geldikten sonra, tuvaleti kullandıktan sonra, hayvanlarla oynadıktan sonra ve burnunuzu temizledikten sonra mutlaka ellerin temizliğine özen gösterin.

Ellerinizi yıkamak için evinizde kendi yaptığınız sabunu kullanmak daha güvenli olacaktır.
Eğer ailede biri hastaysa ona ait diş fırçasını herkesin diş fırçasından uzak bir yere koyun. Mikropların veya virüslerin evde kalmasını istemiyorsanız, arada diş fırçalarını kaynar suda tutun.
Hastalık zamanında ellerinizi kuruladığınız havluları üç günde bir yıkayın.
Hapşırırken, kolunuza veya bir kağıt mendile hapşırın. Elinize hapşırarak dokunduğunuz her yere, her şeye ve herkese mikroplarınızı bulaştıracağınızdan emin olabilirsiniz.

Reklamlardaki temizlik safsatalarını bir kenara koyun. Onlar içeriklerindeki toksik kimyasallarla sağlığınızı bozuyor. Evinizde hazırlayacağınız temizlik formülleri ile de aynı temizliği başarabilirsiniz. Deterjan dolabınıza koyabileceğiniz sihirli bir formül ile her yeri temizleyebilirsiniz. Özellikle uzaktan kumandalar, bilgisayar klavyeleri, cep telefonları, tezgah yüzeyleri ve kapı kollarını sık temizlemenizde yarar var.
Karbonatın mucizesi de sizi şaşırtacaktır.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”1/4″][vc_single_image image=”8649″ img_link_large=”yes” img_link_target=”_blank” img_size=”medium”][/vc_column][vc_column width=”3/4″][vc_column_text]Kendi ilacınızı kendiniz yapın.
Çocuğunuz öksürüyorsa ona evde hazırladığınız ilaçlardan verebilirsiniz. Üstelik bunları yapmak için doktor olmanız gerekmediği gibi çocuğunuza lezzetli ve güvenebileceğiniz ürünleri vermenin rahatlığını da yaşayacaksınız.

Öksürük pastili hazırlamak çok kolay. Kolay olmasına kolay da ben de ilk olarak tarifte bal ve balı pişirme işlemini gördüğümde, “aaa, hiç bal pişirilir miymiş?” diye düşündüm. Sizin de bu şekilde düşüneceğinizi bildiğimden, derinlemesine bir araştırma yaptım internette. Balı pişirmenin toksik bir etkisi olmadığını, sadece çok yüksek ısılarda enzimlerin bir bölümünün ölebileceğini öğrendim. Yani duyduğumuz balın ısıtılmaması durumu bir mitten öteye gitmiyormuş. Bazı ayurvedik tanımlarda balın ısınmaması gerektiğini savunuyorlar ancak bu da toksik olma ihtimalinden dolayı değil. Neyse gelelim öksürük pastili tarifimize;
Dilediğiniz kadar bal (ben yarım bardak kullandım),
Küçük lolipop kalıpları (kalıplarınız yoksa da problem değil, yapışmaz bir yüzeye az miktarda dökeceğiniz karışım şekilsiz olacaktır ama aynı fonksiyonu olacaktır).
Balı küçük bir tencereye dökün ve düşük ısıda kaynayana dek devamlı karıştırın. Hazır olup olmadığını anlamak için soğuk suyun içine bir damla bal damlatın, sertleşip şeker kıvamına geliyorsa hazırdır. Eğer hazır değilse bir süre daha kaynatın. Kalıbınız varsa çok az yağladığınız kalıplarınıza balı dökün ve oda ısısında soğumaya bırakın. Kalıplarınız yoksa da yağlanmış, pişirme kağıdı gibi de olabilecek yapışmaz bir yüzeye balı dökün. Formsuz olması yaratıcılığınızı kamçılayabilir! Yaratıcılığınızı aynı zamanda lezzet açısından da kullanabilirsiniz. Tarçın, zencefil, papatya, kekik ve nane gibi ürünleri kullanabilirsiniz. 1 yaşından küçük çocuklara botulizm riskinden dolayı bal verilmediğini de lütfen unutmayın.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”1/1″][vc_column_text]Tadının çok şahane olduğunu söyleyemeyeceğim ancak etkisine inandığım bir de grip ilacı tarifim var;
2 su bardağı limon karışımı (1 limon suyu ve kabuğunun rendesi ve üzerini tamamlamak için dinlendirilmiş su),
Çok az toz kırmızı biber,
2 diş sarmısak, dövülmüş,
1/2 cm taze zencefil, dövülmüş,
Tatlandırmak için bal.
Tüm malzemeyi karıştırıp kaynatın, süzgeçten geçirip bardaklara koyun ve sıcakken için.
Son olarak da hem tadına bayıldığım hem de 3 ay boyunca karanlık bir dolapta saklayabileceğiniz bir ev yapımı öksürük ilacı tarifim var sizinle paylaşmak istediğim. Bu ilaç tarifinin eczanelerde bulabileceğiniz tüm ilaçlardan daha etkili olduğu konusunda sizi uyarmak isterim. O yüzden bu tarifi bir yere not almanızda yarar var.

2 yemek kaşığı taze kekik
2 yemek kaşığı taze adaçayı
1 yemek kaşığı papatya
1 tatlı kaşığı rezene tohumu
15 diş karanfil
1/2 tatlı kaşığı toz zencefil
4 bardak dinlendirilmiş su
4 yemek kaşığı bal

Bal hariç tüm malzemeyi 40 dakika boyunca kaynatıp, balı ekliyorsunuz. Dilerseniz temizlenmiş bir öksürük şurubu şişesine bile koyabilirsiniz. 3 ay içinde tüketmeniz gerekir.

Hastalıksız, güzel bir kış diliyorum.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Nil Kayarlar Sarrafoğlu

1969 yılında doğdum. Aklım başıma geldiğinde ailemden sonra ilk doğayı sevdim. Taşı toprağı, çiçeği ve hatta böceği... Okudum, çalıştım ve büyük şehirlerde yaşadım. Dünya üzerinde doğanın en uzak yerlerine de gittiğim ve kaldığım zamanlar oldu, işte o zamanlarda kendimi çok iyi hissettim,. Döndüm dolaştım şimdi yine şehirdeyim. Bu sefer 4 yaşında bir oğlum var, onu doğanın içinde büyütmeye çalışıyorum, hafta sonları kaçıyoruz şehirden küçük köyümüze. Mutluyuz böyle şimdilik. Anne olduktan sonra dünyayı kurtarmak için ille de büyük kahraman olmak gerekmediğini anladım, anne olmak yetiyormuş! Atık yönetimi, enerji tasarrufu ve sağlıklı beslenme gibi konulara önem veriyoruz evimizde. Payımıza düşeni ve mümkünse daha fazlasını yapmaya gönüllüyüz ailece de. Yeşilist kanalı ile sesimi duyurabildiğim için mutluyum.

Bir cevap yazın

Daha fazla Ev ve Bahçe, Gıda, Hayat, Kendin yap, Kişisel Bakım, Şifa, Tarifler
Akıntıya Karşı

HES'lere boyun eğmeyen Karadeniz halkının mücadelesini izlemek isterseniz.

Kapat