Konteyner kentin eli belinde cesur kadınları

Van depreminin üstünden üç sene geçti, konteyner kentlerde yaşayanların barınma sorununa çözüm bulunamadı. Kış ayları boyunca boyunca konteyner kentlerin tahliyesi gölgesinde yaşamını sürdürürken bir yandan da hayata sıkı sıkıya tutunma mücadelesi verdiler. Mart ayında Anadolu Konteyner Kent’te açılan Kadın Atölyesi’ni bu tutunma mücadelesinin bir parçası olarak görüyor ve yazarımız Cansu Atlay’ın gözlemlerini sizlerle paylaşıyoruz.

Van Anadolu Konteyner Kent Kadın Atölyesi’ndeyiz. Dışarıdan gelen bireysel yardımlar ve STK’ların desteğiyle 8 Mart 2014’te açılışı yapılan bu atölyede toplanan kadınlar bir yandan bez çanta, lavanta keseleri, el örgüsü çorap gibi ürünler yaparken bir yandan da havadan sudan muhabbet ediyorlar. Buradaki kadınlarla söyleşiyor ve misafirperverliği geri çevirmemek için kimbilir kaçıncı çayımızı içiyoruz. “Siz de bir şeyler yapın kızlar” diye laf atıp gülüşüyorlar, bizim el işi becerilerimiz ev ekonomisi dersinde dikilen dikişten bir adım öteye gitmemiş yıllardır. O yüzden “eli belinde cesur kadın” dedikleri motifi gergefe işlemelerini izlemekle yetiniyoruz ancak. Çok sıcak karşılandığımız bu yerde bir yandan depremden sonra burada yaşadıklarını dinlerken bir yandan da politikadan dem vuruyoruz. Aslında hepsi barınma, çalışma, sosyal güvenlik, çocuklarının eğitimi gibi temel haklarının peşinde. Bu haklardan yoksun olduklarını ve ihmal edildiklerini, depremin üstünden geçen üç yılda unutulduklarını düşünüyorlar.

Taleplerini anlayabilmek için son üç yıl boyunca burada ne olduğuna dönüp bakmak gerekiyor öncelikle. Konteyner Kent, bölgedeki 23 Ekim ve 9 Kasım 2011’deki depremlerde evleri yıkılan veya ağır hasar gören depremzedelerin yerleştirilmesi için kurulmuş. İlk yerleştirilen ailelerden deprem öncesinde evi veya birikimi olanlar burada fazla kalmamış. Kurayla TOKİ evlerine yerleştirilenlerden kimileri de gelir yoksulluğu yüzünden ev taksitlerini ödeyememişler. Buna bir de aidat, su, elektrik ve merkezden uzak olan konutlara ulaşım masrafı da eklenince başlarda TOKİ evlerine çıkmayı kabul edenlerden konteyner kente dönmek isteyenler olmuş, fakat bu talepleri de reddedilmiş. Şimdi geriye kalan 30 -40 ailenin tüm zorluklara karşın burada kalmalarının en önemli nedenlerinden biri de kentten çıkınca geri dönme şanslarının olmayışı. Burada kalanları yıldırmak için kentin elektriği kesilince Ağustos 2013’te dönüşümlü açlık grevine başlanmış, bir grup ise Ölüm Orucu’na girmiş. Sonunda elektrik gelmiş fakat hala her an kesilebileceğinden eminler. Hala geceleri yerleşkenin güvenliğini sağlamak ve görevlilerin gelip elektriği kesmesini engellemek için üç-dört erkek bütün gece uyanık kalarak nöbet tutuyor.

“Van’da deprem oldu”, “Van’a yardım yağıyor”, “Konteyner Kent’te Açlık Grevi başladı”, “Açlık Grevi 100. Gününde” gibi başlıklarla medyadan takip ettiğimiz sürecin bugün geldiği noktada, “Biz eylem nedir bilmezdik” diyen kadınlar artık taleplerini duyurmaktan, sivil toplumla iş birliğinden ve anayasal haklarından bahsediyor. Buradaki örgütlülüğün bir örneğiyle de misafirler için ayrılmış olan konteynıra girdiğimiz anda bir gürültü duyup dışarı çıkmamızla karşılaşıyoruz. Atölyenin önünde 15-16 tane kadın kentten çıkmakta olan TEDAŞ arabasının arkasından bakıyorlar. Kontrol bahanesiyle elektrikleri kesmeye gelen görevliyi “geri gönderdiklerini” söylüyorlar. Şaşıp kalıyoruz, gergefe işledikleri eli belinde cesur kadınlar geliyor aklımıza.

İşte Van Anadolu Konteyner Kent Kadın Atölyesi bu kadınlardan oluşuyor. Atölye burada yaşayan aileler arasındaki gelir yoksulluğu ve düzensizliğine de bir çözüm yolu olmuş. Burada yapılan ürünlerin satışından elde edilen gelir, her kadının emeğini değerlendirerek ailesine destek olmasını sağlıyor. Atölyenin bir diğer önemli fonksiyonu ise kentin sosyal etkinlik alanı haline gelmiş olması. Kapıda “İşi olmayan giremez” yazsa bile arada uğrayan erkekler de kadınların sohbetine katılabiliyor. Duvarda ise “dedikodu ve kavga etmek yasaktır”ı da içinde bulunduran kurallar listesinin yanında Van Kadın Derneği (VAKAD) gönüllülerinin haftada iki kez verdiği eğitimlerin programı asılı. Bu eğitimler kadına şiddetle mücadeleden cinsel sağlığa kadar uzanan çeşitli konuları kapsıyor. Eğitimi alan kadınlar da bu çalışmadan memnun olduklarını söylüyorlar. Şimdilik atölye ile ilgili dertleri düzenli bir öğreticinin olmayışı – mesela boş halı dokuma tezgahları kenarda kullanılmayı bekliyor. Yine de kendi aralarında birbirlerine yol gösterdiklerini, el işi yapmayı bilenlerin bilmeyenlere öğrettiklerini söylüyorlar. En önemli kurallardan biri de “Atölyede yapılan, atölyede kalır”. Malzeme hesabının karışmaması ve kadınların beraber çalışabilmesi için konulan bu kuralı çiğneyenler düzeni bozmuş sayılıyor. Arkadaşım ben gelmeden önce yaptığı el işini eve götüren bir kadının diğerleriyle uzun uzadıya bir tartışmaya girdiğini ve sonunda özür dileyerek bir daha yapmayacağını söylediğini anlattı. Atölyenin dayanışma kurallarını bozmak yok!

Ertesi sabah kentten çıkarken rastladığımız birkaç kişinin küçük bir alanda çoraplarını çıkarmış ve toprağa bastığını görüyoruz. “Bir yeşillik yok ki, üç senedir bu kahverengi topraktan başka yerde oynamıyor bu çocuklar” diye dert yanıyorlar. Aç gitmeyelim diye hazırladıkları kahvaltıyı ediyor ve yola çıkıyoruz, buraya gelirken aklımızdaki “ne yapabiliriz?”, “nasıl destek olabiliriz?” sorularının cevapları biraz daha net şimdi. Kimilerimiz depremden hemen sonra yiyecek veya kıyafet yardımı yapmış veya gönüllü olarak deprem bölgesinde çalışmış olabilir. Bence bugün yapılması gereken en önemli şey konteyner kent kadınlarının uğraşına elimizden geldiğince destek vermek; onların ve ailelerinin hak arayışlarını daha geniş çevrelere duyurmak ve bu süreçte ürettiklerini ve kazanımlarını sürekli kılmak. Sahip çıkmak için çabaladığımız doğaya ve insana dair birçok değerin arasına onların var olma mücadelesini de katmak.

Van Anadolu Konteyner Kent Kadın Atölyesi hakkında detaylı bilgiye ulaşmak için sayfalarını buradan ziyaret edebilirsiniz

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Bir cevap yazın

Daha fazla Gündem, Kent, Topluluklar
Istranca ormanlarına kuvarsit ocağı tehdidi

Ozan Çoban ile röportaj.

Kapat