Montreal’den Topraksız Tarım Örneği

Susuzluğun gittikçe hayatımızı tehdit ettiği şu günlerde, hidroponik tarım (topraksız tarım) hem su tüketimini azaltmak, hem de gıda talebimizi karşılamak için bir çözüm mü?

Hidroponik, diğer adıyla topraksız tarım, en basit şekliyle bitkilerin ihtiyaçları olan besleyici değerleri toprak yerine, özel olarak hazırlanan çözeltilerden alarak toprağa ihtiyaç duymaksızın bu çözeltiler içerisinde büyüdükleri bir tarım şekli olarak izah edilebilir. Bu yöntemin geleceğin tarım biçimi olarak görülmesinin ve her geçen gün yeni örneklerine rastlıyor olmamızın haklı bir çok sebebi var.

Hidroponik tarımın evinizin garajından, aşağıda örneğinden bahsedeceğim üzere fabrikaların kullanılmayan çatılarına kadar aklınıza gelebilecek hemen her yerde yapılabilecek olması oldukça geniş bir özgürlük alanı tanıyor. Bu durumun en büyük faydalarından biri, üretimi tüketicinin yanıbaşında yaparak lokal ürüne erişimi kolaylaştırmak ve bu sayede karbon ayak izini minimalize etmek olarak görülebilir.

Bunun yanısıra, topraksız tarım, normal tarıma nazaran çok daha az su sarfiyatı gerektiriyor. Buna ilave olarak, yağmur suyu dahil kullanılan suyun tamamının geri dönüştürülerek yeniden kullanılabildiği sistemler kurmak da mümkün.

Hidroponik tarımda bitkiler topraklı tarıma kıyasla çok daha hızlı büyüyorlar ve bu sayede üretici kısa zamanda çok daha fazla ürün elde edebiliyor. Bu durumun en temel sebebi, bitkilerin ihtiyaçları olan besleyici değerlere, toprağa uzun kökler salarak bulmak zorunda kalmadan, içerisinde bulundukları çözeltiden çok daha hızlı ve kolay ulaşabilmeleri olarak gösteriliyor.

Tüm bunların ötesinde hidroponik tarımın geleceğin başlıca tarım şekli olarak gösterilmesinin en önemli kanıtı, toprağa ve dolayısıyla da yeni tarım alanlarına ihtiyaç duyulmaması. Bunun dünya için ne kadar önemli olduğunu ise şu sekilde anlayabiliriz: Bugün dünya genelinde tarım sektörü toplam sera gazı emisyonunun beşte birinden sorumlu. Bu oran dünyadaki tüm arabalar, uçaklar ve trenlerin oluşturduğu gazın toplamından daha fazla. Endüstriyel tarımın sebebiyet verdiği orman katli ve sera gazı emisyonu, global inşaat sektörünün yol açtığından üç kat fazla. Tüm bu oranlar sadece endüstriyel tarımın kendi içerisindeki faaliyetinin etkileri. Gıdanın tüketiciye ulaştırılması, paketlenmesi, gıda israfı gibi yine tarıma dayalı zincirin diğer halkaları da  değerlendirmeye katıldığında, global gıda sisteminin dünyadaki sera gazı emisyonunun yüzde otuzundan sorumlu olduğu uzmanlarca hazırlanan raporlarda belirtiliyor.

Dünya Bankası’nın bildirdiği rakamlara göre 2016’da 700 milyon hektardan fazla alan mısır, buğday, pirinç gibi tarım ürünlerine ayrılmış durumda ki bu rakam gezegenimizdeki ekilebilir alanların yarısı demek. NASA ve FAO’ya (Food and Agriculture Organisation) göre günümüzde bu oran %80’e ulaşmış durumda. Buna ek olarak 2050’ye kadar artan dünya nüfusu ile birlikte 109 hektar daha yeni tarım alanına ihtiyaç duyulacağı tahmin ediliyor. Bunlara ek olarak tarım endüstrisi tek başına dünyadaki temiz suyun %70’ini kullanıyor.

Tüm bunlar açıkça gösteriyor ki, gezegenin iyiliği için endüstriyel tarımın bir noktada değişmesi gerekiyor. Toprağa ihtiyaç duyulmadan yapılabilmesi sayesinde geleceğin en önemli tarım yöntemlerinden biri olarak gösterilen hidroponik tarımın günümüzde de birçok örneği mevcut.

Montreal, Kanada’dan Hidroponik Tarım Örneği

Kanada’nın büyük şehirlerinden biri olan Montreal de hidroponik kentsel tarım yapan ‘LUFA’ hali hazırda şehrin %2’sini, taze, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir gıda ile besliyor.

2009 yılında kurulan ve dünyada ilk kez bir binanın çatısında konumlandırılan ticari serası ile şirket şehirli insanın yanı başında üretilen taze ve lokal gıdaya kolayca ulaşabilmesini öncelikle amaç edinmiş. Montreal şehrindeki endüstriyel binaların atıl kalan çatılarına kurdukları hidroponik sistem ile ilaçsız tarımı şehrin her yerine elektrikli araçlarla ve çevre dostu ambalajlarda gönderiyorlar. Üretici adeta şehirli ve sürdürülebilir tarımın yeni bir bina daha kurmaksızın ve yeni bir orman daha yok etmeksizin nasıl yapılabileceğini gösteriyor.

Kalabalık dünyada yeni bir yer işgal etmemek ve zaten %80’i kullanımda olan tarım alanlarına bir yenisini eklemek gibi çevre dostu edinimlerin yanı sıra, LUFA, üretimini endüstriyel binaların çatılarında yaparak  binanın yukarıya çıkan ısısından faydalanabildiklerini ve bu sayede büyük oranda bir enerji tasarrufu sağladıklarını belirtiyor. Öyle ki toprak üzerine kurulmuş geleneksel bir seranın harcadığı enerjinin ancak yarısını harcadıklarını söylüyor.

Buna ek olarak, yağmur suyunu hapsederek kapalı devre sulama sistemlerine dahil ediyorlar ve suyun yeniden kullanımı ile birlikte ciddi bir su tasarrufu da sağlayabilirler. Aynı şekilde atıkları da kendi kompost sistemlerine dahil ederek geri dönüştürebilirler. 

Hidroponik tarım, her ne kadar sentetik pestisit (böcek öldürücü), herbisit (yabani ot öldürücü) ve fungisit (mantar öldürücü) ilaçlar kullanılmadan yapılmış olsa dahi, ürünün toprakta yetişmemesi sebebiyle henüz ‘organik’ tarım olarak görülmüyor ve bu sebeple de organik sertifikası verilmiyor.

Buna karşın LUFA ve benzeri hidroponik seralarda üretim yapanların ortak tecrübesi, tarladaki topraklı tarımın hidroponik tarıma nazaran çok daha az verimli olduğu yönünde. O kadar ki üreticiler, hidroponik tarım ile %97 oranında daha az su sarfiyatı yaparak ve %100 yenilenebilir enerji kullanarak topraklı tarımdan 300 kat daha fazla ürün elde edebildiklerini belirtiyorlar.

Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda özellikle antropojenik (insan kökenli) sera gazı emisyonunun dünyayı her geçen gün daha da ısıttığı ve kuruttuğu biliniyorken, geleceğin sürdürülebilir tarım yöntemlerinden hidroponik tarımın hızla artan örneklerini görmek son derece umut verici.

Kaynaklar:

https://www.verticalroots.com/the-what-and-why-of-hydroponic-farming/
https://ag.umass.edu/greenhouse-floriculture/fact-sheets/hydroponic-systems
https://www.verticalroots.com/the-what-and-why-of-hydroponic-farming/
http://www.environmentreports.com/how-does-agriculture-change/#section2 https://www.nationalgeographic.org/article/environmental-impacts-agricultural-modifications/
http://www.verticalfarm.com
http://www.panna.org/pesticides-big-picture/lynchpin-industrial-ag https://montreal.lufa.com/en/lufa-faq
https://www.theglobeandmail.com/business/industry-news/property-report/article-four-storeys-up-a-commercial-vegetable-garden-thrives-in-a-converted/ https://montreal.lufa.com/press-release-lufa-farms-breaks-ground-on-their-fourth-greenhouse
https://montreal.lufa.com/about
https://montreal.lufa.com/en/farms


Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Aslı Nart

Aşağı yukarı beş yıllık bir avukatlık kariyerinin ardından asıl tutkum mutfağı, 2016-2017 döneminde eğitimini alarak meslek edindim. Hali hazırda, iki yıl önce yerleştiğim Kanada’da aşçılık ve pastacılık yapıyorum. Tümüyle bitki temelli reçeteler geliştirerek, vegan mutfağın aslında ne kadar lezzetli olabileceğini göstermeye çalışıyorum.    Fakat mutfak benim için sadece yemek yapmaktan ibaret değil. Özellikle profesyonel mutfakta çalışanlar olarak sürdürülebilir tarım, yerel ürünün kıymeti ve gıda israfının azaltılması gibi konularda önemli bir sorumluluğumuzun olduğuna inanıyorum ve hem profesyonel hayatımda hem de evimde bu bilinçle yaşamaya özen gösteriyorum. 

Yorumlar kapatıldı.

Daha fazla Doğal Kaynaklar, Ekoloji, Gıda, Gıda Gündemi, İklim Değişikliği, Kent, Yeşil alanlar
Yunuslar değil insanlar balık stoklarının azalmasına sebep

Son günlerde ortaya çıkan yanlış bir bilgiyi düzeltmek için WWF'ten gelen şu aşağıdaki açıklamayı ve önerileri sizinle paylaşıyoruz. Balık stoklarının

Kapat