Moyyatölye ile tanışmanız şart

Bazı insanlar vardır, yaptıklarıyla uzaktan hayatınıza dokunurlar. Moyyatölye kurucusu Özlem Erol’un oluşturduğu marka ve ürünleri de uzaktan baktığınızda bile ruhunuza dokunuyor. Kaldı ki herbiri birbirinden zevkli, özenle üretilmiş bu ürünler evinizde de sizi değiştirecek. Biz aslında kendisini harika bir ekoturizm girişimi olan Moyymini Otel’le tanıdık. Halen aynı yerde, ama başka bir güzel iş yapıyor. Çamlıhemşin’de alışılagelmişin dışında, bilinçli, doğaya ve insana ve saygılı birbirinden güzel ve zarif tekstil ürünleri üretiyor. İçinde bulunduğumuz tüketim çılgınlığına, doğa ve insana saygı duymadan üretim yapan tekstil dünyasına harika bir alternatif sunan Moyyatölye, bize göre herkesin tanıması gereken ender markalardan biri. Özlem Hanım’la yaptığımız röportajda, kendisi hem markasını hem de Moyyatölye’ye dair vizyonunu anlatıyor.

Biz sizi Moyymini Otel’le tanıdık. Moyymini Otel girişiminiz Moyyatolye’ye nasıl evrildi ?

2009 yılında İstanbul’dan Çamlıhemşin’e yerleşme kararı aldım. İstanbul’da moda tasarımcısı olarak çalışıyordum. Profesyonel olarak yaklaşık 10 yıl çeşitli tekstil firmalarında çalıştım. Tasarımı, tekstili ve sanata dair her şeyi çok seviyorum fakat şehir yaşamı ve o yaşantının getirdikleri bana iyi gelmiyordu. Tekstil dünyasının sert ve hızlı döngüsü de beni mutsuz ediyordu. Kısacası devam edemedim ve çocukluğumun en güzel zamanlarının geçtiği, anne babamın dolayısı ile de benim memleketim olan Fırtına Vadisine yerleşme kararı aldım.

Evet, ilk geldiğimde küçük bir otel deneyimim oldu. Aslında pek de küçük sayılmaz, 7 sene sürdü. İlk karşıma çıkan fırsat buydu. Bina ağlıyordu ve çok güzeldi, orayı canlandırmam hem hak ettiği değeri bulması için bir fırsat, hem de bana bir iş imkanı sağladı. İşletme konusunda  tecrübeli değildim ama kardeşimin de desteği ile becerdik bir şekilde. Birlikte güzel konuklar ağırladık harika vakit geçirdik ama Çamlıhemşin turizminin bir türlü iyiye evrilmemesi ve kitlesel bir yığılmanın başlaması bizi çok yordu. Yerel yönetime sunduğumuz ekoturizm projeleri ve işbirliği teklifleri de karşılık göremeyince, umutsuz bir durum oluştu. Otel merkezdeydi ve her gün penceresinden çöp fırlatan yüzlerce arabanın vadiye girişini izlemek dayanılmaz oldu. Oteli devrettim. Otelcilik devri kapandı. Şimdilik, bölgedeki otelci ve turizmci arkadaşlarla beraber sevdiğimiz küçük gruplara özel programlar yapıyoruz.Turizmin ve hizmet sektörünün reforma ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Gezen kesimin de işletmecilerin de daha bilinçli olması gerekiyor. Bir yere gezmeye gittiğiniz için orada herşeyi yapma hakkına sahip olmamalısınız. Oranın kültürüne, doğasına, insanların gündelik yaşamlarına saygı göstermelisiniz. Bunun dışındaki vahşi gezme şeklini kabullenemiyorum ve bu güruha hizmet etmeyi tercih etmiyorum. İleride daha izole ve yıpratmayan bir model oluşturulabilirse yeniden düşünebilirim. O güzelim binaya veda etmeye karar vermek kolay olmadı ama oradaki insanları daha çok dahil edebileceğim, kollektif bir iş yapmak istiyordum. 

Moyyatolye sürdürülebilir moda ve tekstil ürünleri konusunda aslında Türkiye’de bir ilk sayılır. Hikayesi nedir?

Otelde benimle çalışan bir arkadaşım halk eğitim kurslarından bahsetmeye başladı. Feretiko nam-ı diğer Rize Bezini, el dokumasını, kenevir kumaşları, yeniden canlandırma çalışmaları olduğunu söyledi. Konu tekstil ve el işi olunca heyecanlandım. Kurslara gidip izlemeye başladım, kendim denemeler yaptım. Bu süreç birkaç yıl devam etti ve sonunda işletmeciliğe veda etmeye karar verdiğimde feretiko işini nasıl organize edebileceğim kafamda oturmuştu.Rize ve civarında halk eğitim kurslarında kumaşı dokuyan bir sürü kadın olduğunu öğrendim. Kurs hocalarını buldum ve onlara işbirliği teklif ettim. Birbirimizi anlama ve güvenme aşamasında birçok deneme yaptık. Feretiko’yu anlamaya ve inanılmaz bir hayranlık beslemeye başladım. Kenevir tarımının yasaklanması ile kenevir iplerinin yurtdışından gelmesi canımı çok sıkıyordu. Bu yüzden bu işi bir markaya dönüştürmek ve bu markanın etrafında çeşitli üretim şekillerin, yeniden hayata geçirmeyi hayal etmeye başladım. Kumaşın kıymetini anlatabilmek gerekiyordu fakat kolay değildi. 1 kişinin 1 günde 2-3 metre dokuyabildiği ve hiçbir standardı olmayan bir kumaştan üretim yapmak hem riskli hem de epey zahmetli bir iş. Küçük parçalarla başladık, dokunan kumaşlarla bebek kıyafeti ve küçük ev tekstili ürünleri üretmeye başladık. Fakat kumaşın hissi ve dokusu o kadar çekiciydi ki, önce kendime birkaç parça giysi yaptıktan sonra, insanların da bunu giymeleri gerektiğini düşündüm ve çok küçük koleksiyonlar yapmaya başladım. Kumaş üretimi kurslarında dalga dalga yayılan moyy atölye hareketi diğer üretim şekillerine de kaymaya başladı. Geleneksel el örgüsü sepet ve sandalyeler, el örgüsü yünler, kısacası Hemşin ve civarında elde üretilen ve kültürel miras olarak korumamız gerektiğini düşündüğüm tüm üretim şekillerini yavaş yavaş koleksiyona dahil ettim. Zaman içerisinde 3-4 ana başlık altında çok çeşitli yaşamsal ürünler üretmeye başladık.

Ürünlerinizde Çamlıhemşin’li kadınların el emeği göz nuru var. Alışık olduğumuz tekstil ve ev ürünlerinden farklı bir tarzınız var. Biraz anlatır mısınız?

Moyy Atölye’nin kuruluş hedeflerinin başında sürdürülebilir üretim var. El dokuması Feretiko dediğimiz kumaşın hammaddesinin (Kenevir) tarımının yeniden kendi topraklarımızda yapılmasını sağlamak. Feretiko pamuk ve kenevir karışımlı Rize ve civarına ait antik çağlardan süregelen eski bir dokuma şekli. Kenevir bir zamanlar her evin bahçesinin büyük bir kısmında ekilir, gündelik hayatın çeşitli alanlarında kullanılırmış. Ekonomik trendlerin değişmesi ve global politik sebeplerden ötürü kenevir tarımı artık yasak. Birkaç senedir yeniden gündeme geldi fakat gerçek bir hareket göremiyoruz. Kenevirin ekilmesi ve işlenmesi için devlet ve yatırımcı desteği şart.  Moyy atölye markasını bilinir ve görünür hale getirmek istememizin ana sebeplerinden biri bu üretime dikkat çekmek ve  gerçekten sürdürülebilir bir üretim şeklini başarabilmek. Şu anda tekstil hammaddesi konusunda %100 sürdürülebilir üretim yapıyoruz diyemeyiz. Kullandığımız kenevir kimyasal içermiyor, doğal ve çözülebilir bir malzeme fakat lokal değil. Ne zaman biz kenevirimizi de kendi yöremizden temin ederiz işte o zaman %100 sürdürülebilir bir üretim yaratmış oluruz.

Moyyatölye kurucusu Özlem Erol

Ev tekstilinden giyim eşyalarına uzanan bir ürün yelpazeniz var. Ürünlerinizi hazırlarken nelere dikkat ediyorsunuz?

Moyy Atölyedeki ürünlerin hepsi buradaki geleneksel üretim yöntemleriyle var oluyor. Kumaşlar elde dokunuyor, yünler elde örülüyor, sepetler ve benzeri el yapımı ürünlerin hepsi burada yaşayan insanların elinden çıkıyor. Tasarımların daha evrensel ve basit olmasına çalışıyorum. Geleneksel motifleri kullanıyorum, çünkü zaten varlar ve çok güzeller. Ama biraz daha zamana uygun ve gündelik hayatta kullanılabilir bir hale sokmaya çalışıyorum. Tasarım ile ilgili ekibimle hiçbir çatışma yaşamıyorum. Bana karşı güvenleri ve inançları var, teslim oluyorlar. Ellerinden gelenin en iyisini ve yeni olan her şeyi denemeyi seviyorlar. Bu coğrafyada yaşayan  “özellikle” kadınlar ve insanların zihinleri çok açık ve üretme istekleri çok yüksek. Keşke  bu insanların potansiyellerini açığa çıkarabilecekleri  daha fazla imkan olsa… Bu ürünleri var etme isteği, bunların tüm dünyaya ulaşmasını sağlamak amacıyla doğdu tabii ki. Ancak bu şekilde sürdürülebilir olacak. Zanaat ile üretilen ürünlerin devamlılığı ancak satışla  olabiliyor. Elde ve az adetle üretilen ürünlerin fiyatları da ucuz olmuyor. Dolayısı ile ekonomik alım gücü çok da yeterli olmayan bir ülkede işimiz kolay değil. O yüzden yurt dışında satmak mühim. Tüketiciye  kitlesel olarak üretilmiş, herhangi bir mağazadan alınmış ürünler ile ile Moyy Atölye ürünlerinin kıyaslanmaması gerektiğini anlatmak zahmetli. Ama tabiiki usanmadan anlatmaya devam etmek de bu işin bir parçası.

Nasıl bir üretim süreciniz var?

Tüm organizasyonu ben ve asistanım yürütüyor. Üreticiler hariç 2 kişilik bir ekibiz yani :) Üretim süreci kendi içinde gayet sistemli. Önce koleksiyonu belirliyoruz, daha sonra muhakkak denemeler yapılıyor. Üründen emin olduğumuz noktada, üretime geçiyoruz. Pandemi ve dünyanın genel gidişatından ötürü, özellikle yapımı uzun süren ve maliyetli ürünlerde ön sipariş ile çalışıyoruz.  Periyodik olarak yeni ürünler ekliyoruz. Fakat hızlı moda akımı ya da tüketim alışkanlıklarının dayattığı sezon ve trendlere takılmıyoruz. Bir yazımız bir de kışımız var. Dönemsel olarak da küçük gruplar halinde yeni ürünler ekleniyor.

Moyyatolye içinde olduğumuz tüketim çılgınlığına güzel bir alternatif sunuyor. Bu konuyla ilgili tüketicilere ne tavsiyeleriniz olur?

Genel olarak,  tüketim alışkanlıklarını değiştirmeye çalışan ve bilinçli bir kesim bizden alıyor.  Dünyaya fazla atık bırakmak istemeyen, almış olmak için almayan bir grup insan var. Ama çok değil. Umarım çoğalır. Yurtdışından bizi takip eden ve alışveriş eden bir kesim var ve önümüzdeki sezon internet sitemizi uluslararası alışverişe açıyoruz. Fiyatlarımız ürüne göre değişiyor. Daha küçük ve üretimi daha kolay olan ürünlerimiz de var. Kıyafet gibi kumaş metrajı yüksek olan ve üzerine işçiliği de zahmetli olan ürünler genel olarak daha yüksek fiyatlı. Fakat alınan ürünün kumaşının doğal bir hammaddeden ve tamamen elde dokunduğunu ve gelecek nesillere miras niteliğini taşıdığını unutmamak gerekir. Fiyat belirlerken son derece adil olmaya özen gösteriyoruz. Köydeki insanlara çok ucuz yaptırıp, inanılmaz karlarla satmıyoruz. Maddi ve manevi olarak herkesin hakkını vermeye özen gösteriyoruz. Karşılıklı bir ticaret içerisindeyiz ama daha da önemlisi beraber bir dünya yaratmaya  çalışıyoruz. Onlar olmasa Moyy Atölye olmaz.Tüm bu önceliklerle para kazanmak kolay olmuyor ama herşeyin bir sırası olduğunu düşünüyorum. Muhakkak işimizi döndürmenin de ötesinde kazanç sağlayacağımız günler gelecektir. Para kazanmanın da bir adabı olmalı, insanlık bu adapsızlık yüzünden zor zamanlar geçiriyor.

Moyyatolye’den nasıl alışveriş yapılabilir?

Ürünlerimizi şimdilik sadece internet mağazamızdan ve Çamlıhemşin ‘deki ofis mağazamızdan satın alabilirsiniz. Moyy Atölye olarak içerisinde bulunduğumuz çılgın tüketim alışkanlıklarına bir alternatif sunuyoruz. Tüketicilerin gıdada olması gerektiği gibi, evlerinde kullandıkları ya da giydikleri fakat özellikle son 50 yıldır, insanoğlu dünyada sonsuz bir kaynak varmış gibi, sorgusuz sualsiz tüketiyor. Bu gidişatın sonu tabii gene insan ırkını etkileyecek. Kainatın da kendini koruma içgüdüsü var, doğa bir noktadan sonra kendini savunmak üzere insan ırkının altından kalkamayacağı tepkiler verecek. Bunu yıllardır konuşuyoruz ve daha da çok konuşmalıyız. Konuşmaktan öteye geçip, yaşam alışkanlıklarımızı değiştirmeliyiz. Kendi küçük dünyalarımızdaki küçük değişimler ile başlamamız gerekiyor. Elbette, içinde bulunduğumuz bu bu  sıkıntılı durumu, devletlerin ve ekonomik güçlerin desteğiyle çözebiliriz fakat, bireysel dönüşüm herşeyin başı. Alırken bir kere alın, iyisini alın. Ürünün kaynağını sorgulayın, nerede hangi koşullarda yapılmış, yapılırken doğanın, canlıların ve insanların sömürülmediğinden emin olun. Yoksa, almayın gitsin. 

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Ergem Şenyuva

İstanbul'da doğdum büyüdüm. Hep bu şehri, kültürel ve doğal mirasını koruma derdindeydim. Bir yandan yeşili ve doğayı nasıl gelecek nesillere bırakırız kaygım vardı. 2006 senesinin sonunda hayatımı değiştiren olay oldu ve kızım doğdu. Yaptığım her şeyi sorguladığım ve tekrardan en başa döndüğüm bir dönemden sonra, kurumsal hayata veda ettim. 2009 yılında Al Gore'un iklim değişikliğiyle mücadeleyi hedefleyen Climate Project derneğinin Türkiye temsilcisi oldum. İklim değişikliğini ve yaşadığımız dünyanın nelerle karşı karşıya olduğunu fark ettikçe, elimi taşın altına sokma zamanı geldi diye düşündüm. 2010 yılının sonunda Yeşilist'i kurdum. Bizden sonraki nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabileceğimize, hepimizin atabileceği küçük adımlarla büyük şeyler başarabileceğimize inanıyorum.

Yorumlar kapatıldı.

Daha fazla Hayat, İyi haberler, Kurumsal Sürdürülebilirlik, Moda
Nefes seansımıza katılır mısın?

2020 hepimizin için çok sert sahneleri gerçek yaptı. Yorulduk, yıprandık, kayıplar yaşadık. Şimdi tekrardan iyi niyetlerle 2021'ye bir başlangıç için

Kapat