Plastikleri geri dönüştürmeye çalışmak şimdiye kadar işe yaramadı, bundan sonra da yaramayacak.

Geri dönüşümün önemi, Avrupa ve Amerika’da şüphesiz bizde olduğundan daha çok vurgulanıyor. Ancak bazı malzemeler etkili bir şekilde geri dönüştürülebilir ve geri dönüştürülmüş içerikten güvenli bir şekilde üretilebilir olsa da bu durum plastik için geçerli değil. Plastikleri geri dönüştürmeye çalışmak şimdiye kadar işe yaramadı, bundan sonra da yaramayacak.

2021’de ABD’de plastik için son kullanıcının atık geri dönüşümü yalnızca yüzde 5 olarak kaydedildi. 2014’te ABD’deki plastik atıkların önemli bölümü Çin’e yollanırken bu oran yüzde 9,5 kabul ediliyordu. Oysa o zaman da Çin’e yollanan ve geri dönüştürüldüğü varsayılan atıkların büyük kısmı geri dönüşmüyordu. Aynen şimdi İngiltere’nin başını çektiği bazı ülkelerin atıklarını Adana’daki tesislere yollayıp geri dönüştüğünü varsayması gibi…

Genel olarak geri dönüşüm, doğal malzeme kaynaklarını geri kazanmanın etkili bir yolu olabilir. ABD’nin yüksek kağıt geri dönüşüm oranı (yüzde 68) bu argümanı kanıtlıyor. Plastiğin geri dönüştürülmesiyle ilgili sorun ise, konsept veya süreçten değil, malzemenin kendisinden kaynaklanıyor.

İlk sorun, her biri kendi bileşimine ve özelliklerine sahip binlerce farklı plastik türü olması. Bu türlerin her biri birlikte geri dönüştürülemeyen farklı kimyasal katkı maddeleri ve renklendiriciler içeriyor. Bu da trilyonlarca plastik parçasının işlenmek üzere ayrı türlere ayrılmasını gerektiriyor ki, bu imkânsız. Örneğin, polietilen tereftalat (PET#1) şişeler, farklı bir PET#1 malzemesi olan PET#1 şeffaf kapaklı plastik kutular ile birlikte geri dönüştürülemiyor. Yeşil PET#1 şişeler, şeffaf PET#1 şişelerle birlikte geri dönüştürülemiyor. (Bu nedenle Güney Kore renkli PET#1 şişeleri yasaklamıştır.) Yüksek yoğunluklu polietilen (HDPE#2), polivinil klorür (PVC#3), düşük yoğunluklu polietilen (LDPE#4), polipropilen (PP#5) ve polistiren (PS#6 )… Bunların her birinin geri dönüşüm için ayrıştırılmaları gerekiyor.

Bu farklı plastik türlerinin günlük hayatta nasıl karşımıza çıktığına bir de şöyle bakalım: Sadece bir fast-food öğünü, PET#1, HDPE#2, LDPE#4, PP#5 ve PS#6 gibi (bardaklar, kapaklar, plastik kutular, tepsiler, torba ve çatal bıçak takımı dahil olmak üzere) birçok farklı tek kullanımlık plastik türünü içerebilir. Bu ürünler birlikte geri dönüştürülemiyor. Bu, plastik fast-food servis ürünlerinin ABD’de yasal olarak geri dönüştürülebilir olarak kabul edilmemesinin birkaç nedeninden biri.

Diğer bir sorun da, plastik atıkların yeniden işlenmesinin (yapılabilse bile) son derece tehlikeli olması. Yanıcı bir madde olan plastik ve çoğunlukla düşük gelirli ya da azınlıkların yaşadıkları yerlere inşa edilen plastik geri dönüşüm tesislerindeki yangın riski, buralarda yaşayan toplulukları etkiliyor.

Metal ve camın aksine, plastikler başka maddelerle reaksiyona giren malzemeler. Plastik ürünler toksik katkı maddeleri içerebilir, kimyasalları emebilir ve genellikle plastik pestisit kapları gibi olası tehlikeli maddelerinin de atıldığı yol kenarı kutularında toplanır. Kanada hükümeti tarafından yayınlanan bir rapora göre, geri dönüştürülmüş plastikteki toksisite riskleri, ‘üretilen plastik ürünlerin ve ambalajların büyük çoğunluğunun’ gıda sınıfı ambalajlara dönüştürülmesine imkân vermiyor.

Yine bir başka sorun, plastik geri dönüşümünün hiç ekonomik olmaması. Plastik atıkların toplanması, sınıflandırılması, taşınması ve yeniden işlenmesi oldukça pahalı olduğu için geri dönüştürülmüş plastiği kullanmak yeni plastik üretmekten daha pahalıya mâl oluyor. Petrokimya endüstrisi hızla genişleyip geliştiğinden önümüzdeki dönemde plastiğin maliyetini daha da düşmesi bekleniyor.

Bu büyük fiyaskoya rağmen, plastik endüstrisi, malzemenin geri dönüştürülebilir olduğu efsanesini sürdürmek için on yıllardır süren bir kampanya yürütüyor. Bu kampanya, tütün endüstrisinin sigara içenleri filtreli sigaraların filtresiz sigaralardan daha sağlıklı olduğuna ikna etme çabalarını hatırlatıyor.

Plastik atıkların öğütüldüğü ve eritildiği geleneksel mekanik geri dönüşüm, onlarca yıldır kullanılmakta. Ama plastik endüstrisi şimdi de, plastik atıkların yüksek ısı veya daha fazla kimyasal kullanılarak parçalandığı ve düşük kaliteli bir fosil yakıta dönüştürüldüğü kimyasal geri dönüşümün faydalarını pohpohlama çabası içerisinde.

2018’de Dow Chemical, Salt Lake City’deki Renewlogy kimyasal geri dönüşüm tesisinin Boise, Idaho ve evlerden gelen karışık plastik atıkları ‘Hefty EnergyBag’ programı aracılığıyla yeniden işleyebildiğini ve dizel yakıta dönüştürebildiğini iddia etti. Ancak Reuters’in 2021 araştırmasında ortaya çıkardığı üzere, tüm farklı plastik atık türleri piroliz sürecini kirletiyordu. Bugün Boise, karışık plastik atıklarını çimento fırınlarında yakıyor ve bu da iklim krizine yol açan karbon emisyonlarına neden oluyor. Bu kanıta rağmen, plastik endüstrisi ‘karışık plastikler’ için kimyasal geri dönüşümün işe yaradığını iddia etmeye devam ediyor.

Kimyasal geri dönüşüm uygulanabilir bir yöntem değil. Plastiklerin geleneksel mekanik geri dönüşümünün bugüne kadar istisnasız olarak başarısız olduğu aynı gerçekçi nedenlerle bu yöntem de başarısız oldu ve başarısız olmaya devam edecek. Daha da kötüsü, bu zehirli emisyonlar çevremize, iklimimize ve sağlığımıza karşı yeni, bilmediğimiz tehditler de oluşturabilir.

Bu bulgular sizi ümitsizliğe sürüklemek için bir araya getirilmedi. Tam aksine, bireylerin ve karar vericilerin somut adımlar atabilmeleri için gerçeklere ihtiyacımız var. Plastik atık ve kirlilik sorunlarına kanıtlanmış çözümler mevcut ve gereken adımlar atılırsa hızla çoğaltılabilir. Bu çözümler arasında tek kullanımlık naylon poşetler ve geri dönüştürülemeyen tek kullanımlık plastik yemek servisi ürünlerinin yasaklanması, içme suyu akan halk çeşmelerine yaygın erişimin sağlanması, öğrencilerin tek kullanımlık yerine gerçek tabaklarda yemek yemelerini sağlamak için okullara bulaşık yıkama ekipmanlarının yerleştirilmesi ve yemek servisi yapan şirketlerin tek kullanımlık ürünlerden yeniden kullanılabilir bulaşık takımlarına geçmesi gibi yöntemler sayılabilir.

Kaynak: The Atlantic

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Deniz Aytekin

Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe okudu. Müzik, edebiyat, felsefe ve çevre konularında metin yazarlığı ve editörlük yapıyor.

Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement
Daha fazla Banner Right Side, Doğal Kaynaklar, Ekoloji, Genel, Geri Dönüşüm
Yeşil Posta: Ülkemizden ve dünyadan haberler

#1 Çevresel egzersiz fizyoloğu Dr. Shawnda Morrison’un Temperature dergisinde yayımlanan araştırmasına göre, çocuklar yükselen sıcaklıklar nedeniyle daha az formada. Kaynak:

Kapat