Türkiye’de günde 13 kişi hava kirliliğinden ölüyor

Temiz kömür diye birşey yok. Kömür yerli kaynağımızdır, sahip çıkmamız gerekir diyenlere de iki çift lafımız var: insan sağlığı. Harvard Üniversitesi, University College London ve diğer üniversitelerden bir grup bilim insanı çığır açan bir araştırma ile fosil yakıt kullanımından kaynaklanan hava kirliliğinin dünya çapında 5 ölümden 1’inden sorumlu olduğunu ortaya koydu.

Environmental Research dergisinde yayınlanan çalışma, her yıl kömür ve dizel gibi fosil yakıtların yanmasından kaynaklanan hava kirliliği nedeniyle 8 milyondan fazla insanın yaşamını yitirdiği tespit ediyor. Hava kirliliği kaynaklı ölümlere dair bu tespit, geçmiş tahminlere kıyasla büyük bir artış gösteriyor.

Sağlık ve Çevre Birliği HEAL (Health and Environment Alliance) tarafından geçtiğimiz hafta yayınlanan Türkiye’de Kronik Kömür Kirliliği: Kömürün Sağlık Yükü ve Kömür Bağımlılığını Sonlandırmak rapordan verilen çarpıcı. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre, hava kirliliği Avrupa, Türkiye ve küresel ölçekte insan sağlığına yönelik en büyük çevresel tehdittir. 2019 yılında Türkiye’de dış ortam hava kirliliği, DSÖ hava kalitesi kılavuz sınır değerinin altına indirilebilseydi, 45.398 yetişkin ölümü önlenebilirdi.

11 MİLYON 300 BİN HASTA GEÇİRİLEN GÜN

Kömürlü termik santraller pek çok kronik ve akut hastalığın nedeni. 2019’da bu santraller Türkiye’de 26 bin 500 çocuk bronşit vakası, 3 bin erken doğum, 3 bin 230 yetişkin bronşit vakası, bununla birlikte 11 milyon 300 bin hasta geçirilen güne ve hastalık nedeniyle 1,4 milyon iş günü kaybına neden oldu.

GÜNDE 13 KİŞİ HAVA KİRLİLİĞİNDEN ÖLÜYOR

Kömürlü termik santrallerin yol açtığı erken ölümler de raporun temel bulguları arasında yer alıyor. Buna göre, 2019 yılında bu santraller yaklaşık 5 bin erken ölüme neden oldu, yani günde ortalama 13 kişi kömürün yarattığı kirlilik nedeniyle hayatını kaybetti. Türkiye’de elektrik üretiminin kömürden sağlanmaya devam ettiğini belirten Funda Gacal, sözlerini şöyle sürdürüyor: “19 GW’lık mevcut kurulu kömür gücüne ek olarak toplam 33 GW’lık 30 yeni kömürlü termik santral projesi bulunuyor. Bu santrallerin ortalama ömrü en az 40 yıl. Bu nedenle, her bir yeni kömürlü termik santral yıllar boyunca insan sağlığına zarar veren bu emisyonlarda kilitlenmeye yol açacak. Bu durum, diğer sektörlerin hava kirletici emisyonlarını azaltma çabalarını da boşa çıkarır.”

Kömürlü termik santrallerden kaynaklanan hava kirliliğinin sağlık etkileri

  • Partikül Madde havadaki küçük partikülleri tanımlar. PM kısaltmasının yanındaki sayı, partikül (parçacığın) büyüklüğünü belirtmektedir; PM10 10 mikron ve daha küçük, PM2,5 ise 2,5 mikron ve daha küçük partikülleri ifade eder. Partiküller solunduğunda, kan dolaşımına girerek akciğerlerimize ve kalbimize zarar verebilir, felce yol açabilir ve erken ölüme neden olabilir. Yeni bulgular, PM’nin çocukların sağlıklı gelişimine zarar verdiği, ve obezite ve alzheimer gibi hastalıklarla ilişkili olduğunu göstermektedir.
  • Kükürt (sülfür) dioksit (SO2) solunması halinde çok toksik bir madde olarak sınıflandırılmıştır. Burun ve boğazda ciddi tahrişe neden olabilmektedir. Yüksek konsantrasyonlarda, akciğerlerde hayati tehlike teşkil eden sıvı birikimine (pulmoner ödem) neden olabilmekte ve öksürük, nefes darlığı, zor nefes alma ve göğüste sıkışma gibi belirtilere yol açabilmektedir. Yüksek konsantrasyonda SO2’ye tek bir kez maruz kalmak bile astım gibi uzun süreli bir hastalığa neden olabilmektedir. SO2, atmosferde tepkimeye girerek “ikincil PM” olarak adlandırılan partikül madde oluşumuna neden olabilir.
  • Azot (nitrojen) oksitler (NOx) solunum yollarında yangıya (enflamasyona) neden olan gazlardır. Bunlar oksitleyici maddelerdir, yani oksidatif strese yol açarlar. Normal hücre mekanizmalarının bozulmasına ve dokularda hasara neden olarak, bağışıklık mekanizmasını zayıflatabilirler. Havada tepkimeye girerek “ikincil PM” olarak adlandırılan partikül madde oluşumuna yol açabilirler.
  • Cıva (Hg) hem kronik hem de akut zehirlenmeye neden olabilen nöro-toksik bir ağır metaldir. Kömürden enerji üretimi (elektrik, ısı gibi) ise insan faaliyetlerine bağlı cıva emisyonun en büyük ikinci nedenidir. AB’deki bir çalışma her yıl 1,8 milyondan fazla çocuğun 0,58 µg/g sınırının üzerinde metil cıva (MeHg) maruziyetiyle doğduğunu göstermiştir. Bu bebeklerin yaklaşık 200 bindeki metil cıva maruziyeti DSÖ’nün üst sınır değeri olan 2,5 µg/g’u aşmaktadır. Maruziyetin önlenmesiyle yılda en az 600 bin IQ puanı kaybının önleneceği tahmin edilmiştir ki bu da yılda 8-9 milyar EUR’lık bir ekonomik fayda anlamına gelmektedir.

Her ülke fosil yakıt kaynaklı hava kirliliğinden mustarip; ancak araştırmacılar, fosil yakıt kullanımı kaynaklı hava kirliliğinin en yüksek ölüm oranlarına sebep olduğu ülkeler olarak Çin ve Hindistan’ı tespit etti. Yakın zamana kadar hangi boy partikül madde kirliliğinin doğrudan fosil yakıtlara ve buna bağlı ölümlere atfedilebileceğini belirlemek oldukça zordu. Ancak araştırma ve modelleme alanlarında kat edilen ilerlemeler, bugün bilim adamlarının fosil yakıt kaynaklı kirliliğin oranını tam olarak belirlemesini mümkün kılıyor. Fosil yakıt kullanımının sonlandırılmasının aciliyetini vurgulayan araştırma, aynı zamanda bu yakıtların kullanımından kaynaklanan doğrudan zararlara karşı yasal süreçlerin ve davaların yolunun da açılabileceğini ortaya koyuyor.

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Ergem Şenyuva

İstanbul'da doğdum büyüdüm. Hep bu şehri, kültürel ve doğal mirasını koruma derdindeydim. Bir yandan yeşili ve doğayı nasıl gelecek nesillere bırakırız kaygım vardı. 2006 senesinin sonunda hayatımı değiştiren olay oldu ve kızım doğdu. Yaptığım her şeyi sorguladığım ve tekrardan en başa döndüğüm bir dönemden sonra, kurumsal hayata veda ettim. 2009 yılında Al Gore'un iklim değişikliğiyle mücadeleyi hedefleyen Climate Project derneğinin Türkiye temsilcisi oldum. İklim değişikliğini ve yaşadığımız dünyanın nelerle karşı karşıya olduğunu fark ettikçe, elimi taşın altına sokma zamanı geldi diye düşündüm. 2010 yılının sonunda Yeşilist'i kurdum. Bizden sonraki nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabileceğimize, hepimizin atabileceği küçük adımlarla büyük şeyler başarabileceğimize inanıyorum.

Yorumlar kapatıldı.

Daha fazla Doğal Kaynaklar, Ekoloji, Genel, Gündem, İklim Değişikliği, Kent, Sağlık
Hayvanların Yaşam Hakkı Anayasal Güvenceye Kavuşturulmalıdır

Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi: Hayvanların yaşam hakkı anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır 2019’da aramızdan ayrılan hayvan özgürlüğü aktivisti Burak Özgüner’in annesi Eray

Kapat