Turşulu, buğdaylı, elmalı bir brokoli salatası

Benim soframda salata sıkça yer aldığı için farklı malzemelerden çeşitli salatalar yapıyorum. Evde ve buzdolabında ne varsa onları kullanarak yaptığım salatalara yine evde olan malzemelerden sos hazırlayıp sofraya koyuyorum. Dikkat ettiğim nokta ise mevsimi dışında malzeme kullanmamak. Bu hafta yine böyle bir salata anlatacağım.

Fotoğraf: Isabella Rozenbaum

Brokoli Türkiye’ye geç gelen ama kış sebzeleri arasında yerini alan bir sebze oldu. Ben çocukken evde veya okuldaki yemekhanede yediğimi, annemle pazarda dolaşırken tezgahlarda gördüğümü hatırlamıyorum. Demek ki 1990’ların bitimiyle tezgahlarımıza gelmiş. Lahana ile akraba olan brokolide sağlımıza iyi gelen farklı bileşikler var. Ayrıntısına girmeyeceğim ama uzmanlar brokoliyi tüketirken birkaç noktaya dikkat edilmesini öneriyor. Brokoliyi yıkadıktan sonra parçalayıp 10 dakika bekleterek tüketmek, (havayla temas nedeniyle) sebzede bulunan yararlı bileşiklerin (sülforafan) miktarını artırıyor. Bu şekilde haşlanmış veya çiğ olarak tüketebilirsiniz. Uzmanlara göre, 7 dakikadan fazla pişirilirse yukarıda bahsettiğim yararlı bileşikler azalmaya başlıyor. Faydalı bileşenlerin faydasını artırmak için ise brokoliyi hardalla tüketmemizi öneriyorlar.

Fotoğraf: Nikolai Chernichenko

Brokolinin sadece çiçeklerini değil sapını ve yapraklarını da kullanıyorum. Brokoliyi parçalayıp 10 dakika beklettikten sonra çiçeklerini buharda 5 dakika haşladım. Sap kısmını soyduktan sonra salatalık gibi doğradım. Yapraklarını da bıçakla doğrayarak salata kabına aldım. Ekşi bir elmayı soydum, dilimledim. Elmaların kabuğunu soymadan tüketmek en iyisi ama elmaların kabuğuna, dayanma süresini artırmak için, parafin uygulanıyor. Bu nedenle ben kabuğunu soydum. Kabuklu yer fıstığının kabuğunu soydum, (aslında bir baklagil olduğu için, aynı kuru fasulye misali) bir saat suda beklettim, suyunu süzdüm, salata kabına aldım. Buzdolabındaki turşu kavanozuma baktım. Kornişon, lahana, pancar, soğan turşularını doğrayarak ekledim. Dondurucuda haşlanmış bulgur veya buğday saklamak çok pratik oluyor, gerektiğinde hemen kullanabiliyorum. Bir avuç haşlanmış buğdayı salata kabına koydum. Yeşillik olarak maydanoz vardı, onu kullandım. Salatanın sosu için acılı İngiliz hardalı, zeytinyağı, tuz, sumak, pul biber, sirke ve Gökova susamını ufak bir sos kavanozunda iyice karıştırdım. Salata malzemesiyle salata sosunu birleştirdim. Tamamen bitkisel, bol renkli leziz bir salata oldu.

Bol renkli sofraların önemini her zaman hatırlatmaya çalışıyorum. Bol antosiyanin içeren pancarın turşusu yoksa haşlanmışını kullanabilirsiniz. Pancarı kabuğunu soyup suda haşlamak yerine kabuğuyla beraber buharda haşlamayı veya fırında başka bir şey pişirirken yağlı kağıda sararak (kabuğuyla) pişirmenizi öneriyorum. Fırın, elektrik enerjisini ısıya çevirdiği için en fazla elektrik tüketen ev aletlerinin başında geliyor. Fırını açmışken birden fazla şeyi aynı anda pişirmek veya ısıtmak önemli. Yeşillik olarak kendi yetiştirdiğiniz havuç yapraklarını kullanabilirsiniz. Havucun tepesini bir parmak kalınlığında kesin, suya koyup bir hafta kadar suyunu günlük olarak değiştirerek bekleyin. Altında kökleri çıkacaktır. Kökleri biraz uzayınca toprağa alabilirsiniz. Evde yetiştirdiğiniz havuç yapraklarını istediğiniz salatada kullanabilirsiniz. Bu salatayı nohut, mercimek gibi baklagillerle zenginleştirmek de mümkün. Ben ekşi elma kullandığım için ayrıca limon suyu kullanmadım ama sizin elmanız tatlıysa limon suyu kullanabilirsiniz, brokoliye ekşili tatlar da yakışıyor. Susam yerine haşhaş tohumu gibi bir ekleme de yapabilirsiniz. Salatadaki yağ ve kalsiyum miktarını artıracaktır. Domatesli günlere gelinceye kadar sizlere böyle farklı salatalar anlatmaya devam edeceğim.

Benzer tariflerime ulaşmak için İnstagram hesabımı (Chez_Onur) takip edebilirsiniz. Sorularınız varsa, cevaplamaktan ve size yardımcı olmaktan memnuniyet duyarım. Yeni, lezzetli ve sürdürülebilir tariflerde buluşmak üzere.

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Onur Sar

İstanbul’da doğdum, hala İstanbul’da yaşıyorum. Galatasaray Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nde okuduktan sonra kurumsal hayata atıldım.
Yemek yapmak kendimi bildim bileli en çok sevdiğim şey. Ekşi mayalı ekmeğimi birkaç yıldır kendim yapıyorum, bilmeyenlere ekşi maya dünyasını anlatıyorum. Rafine şekere düşman değilim ama uzun vadede dostum olmadığını bildiğim için onu kullanmadan farklı tatlı tarifleri denemeyi seviyorum. Sürdürülebilirliğin en önemli alanının mutfak olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle, mümkün olduğunca yerel ve mevsimine uygun ürünler kullanıyorum. Nitelikli yerel üreticileri desteklemeye çalışıyorum. Mevsimsel ürünleri kullanarak yemekler yapmayı ve dostlarımla soframda paylaşmayı seviyorum. Yediğimiz ve içtiğimiz her şeyin asırlara dayanan bir tarihi ve geniş bir kültürü olduğunu biliyorum, araştırıyorum, araştırmalarımı paylaşıyorum.
Dört yıldan beri @chez_onur instagram hesabımda mutfakla ilgili hislerimi, düşüncelerimi ve yaptıklarımı paylaşıyorum. Chez Onur, Fransızcada Onur’un Evi anlamına geliyor.

Yorumlar kapatıldı.

Daha fazla Gıda, Tarifler, Vejetaryen ve Vegan, Yeme İçme
Türkiye’de çevre için elini taşın altına koyan 23 kadın

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun! Bugünün hatırasına biz de Türkiye'de çevre ve sürdürülebilirlik konularında emek harcayan, yaptıklarını...

Kapat