Seaspiracy filminin düşündürdüğü 6 çarpıcı gerçek

Sürdürülebilir balıkçılık nedir? Sürdürülebilirlik vaatlerinin arkasında neler var? Şeffaflık giderek önem kazanırken, balıkçılık sektörüne dair ne kadar az bilgimiz olduğu gerçeği tüketici olarak bize ne düşündürüyor? Ingiliz film yapımcısı Ali Tabrizi’nin başrolünü oynadığı ve yönettiği Seaspiracy filmi 2021’in en çok konuşulan yapımlarından biri. Gösterilmeye başlandıktan sonra hızlıca twitter ve de diğer mecralarda paylaşılan Seaspiracy Netflix’in en çok seyredilen 10 filmi arasına girdi. Filmin yapımcılığını ise 2014 yılında çok konuşulan Cowspiracy filminden tanıdığımız Kip Anderson. Seyretmeyenler için filmi anlatmayacağım ama film çok uzun süredir bildiğimiz ama yeterince konuşmadığımız çok önemli noktalara dikkat çekiyor. İşte filmin düşündürdüğü 6 çarpıcı gerçek:

1-Nasıl yediğimiz kadar, nasıl avladığımızı düşünmemiz gerekiyor. Tüm dünyada avlanan her 3 balıktan 1’i sofraya ulaşıyor ve uzmanlar 2048 yılında okyanuslarda balık kalmama ihtimaline dikkat çekiyorlar. Bunun sebepleri ise, fazla ve yanlış avlanma, kirlilik ve iklim değişikliği olarak karşımıza çıkıyor. Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü’nün yayınladığı rapora göre tüm dünyada avlanan her üç balıktan yalnızca biri sofraya ulaşıyor. Belirli türler endişe verecek kadar fazla avlanırken, balık çiftliklerindeki kontrolsüz artış nedeniyle küresel balık üretimi rekor seviyeye ulaşmış durumda. Yeşilist’de de defalarca dikkat çekmek istediğimiz bu problemden ülkemiz denizleri de etkileniyor.
Trollerle, derin sularda deniz yataklarını yok ederek, balığın üreme sürecini hiçe sayarak avlanmak balık stoklarını azaltıyor. Karadeniz’de balık stoklarının düşmesinin ardındaki gerçekler son derece çarpıcı. 2010 yılında İstanbul’un biricik kıymetlisi lüferi korumak için yola çıktığımız mesele aslında bu filmde ele alınandan hiç farklı değil. Yeşilist’de bugüne kadar lüfer korumaya dair çok sayıda yazı yayınladık. Bunların pek çoğu avlanmayla ilgili olduğu kadar tüketicinin seçimlerinin de önemini gözler önüne seriyor.

2-Sofranızdaki balık nerden geliyor biliyor musunuz? Son yıllarda aldığınız somon hangi çiftlikte ve ne pahasına üretiliyor? Ya ton balıklarının nasıl avlandığını biliyor musunuz? Milyar dolarlık bir endüstri olan balıkçılığın arkasında bilmediğimiz çok gerçek var. İşin zoru, yediğimiz balığın takibini yapmak maalesef soframızdaki diğer gıdalardan bile daha zor. Balığınızın arkasındaki üretici kim? Bu soruya hangimiz gönül rahatlığıyla cevap verebiliyor?

Fotoğraf: Riddhiman Bhowmik

3-Balık stoklarını yunuslar değil insanlar azaltıyor. Kesin Bilgi.  Geçtiğimiz ocak ayında çıkan şu haber, Seaspiracy filminde duyduğumuzdan farklı değil.  Ancak bu ve bunun gibi yanlış bilgiler halkı yanlış yönlendiriyor. 2013 yılında Türk Deniz Araştırmaları Vakfı tarafından yapılan şu açıklama çarpıcı: Yunus yoksa balık da yok çünkü ancak deniz ekosisteminin tüm parçalarını koruyarak denizlerin ve türlerin devamını sağlayabiliriz.

4-Biz halen plastik pipetlerden konuşalım, balık avcılığı techizatlarının okyanuslarda bulunan büyük plastik atıklar arasında birinci sırada olduğunu biliyor muydunuz? 2019 yılında Greenpeace tarafından yayınlanan rapora göre okyanuslara her yıl 64 bin ton balık ağı, misina, balık avlama kafes ve tuzakları atılıyor. Bu miktar 55.000 çift katlı otobüsün ağırlığına eşit. Ticari ya da amatör amaçlarla avlanırken, takılan, yırtılan, kopan veya genel olarak kaybedilen av araçlarının insan kontrolü olmaksızın sucul organizmaların ölümüne neden olması durumuna hayalet avcılık deniyor. (Not: Plastik pipetler daha az önemsiz değil ancak dev bir endüstrinin de atığını görmeden gelmemek lazım.)

5-Okyanusların iklim değişikliğini önlemedeki rolü en az ağaçlar ve toprak kadar önemli. Okyanusların yeryüzündeki yaşamın %90’ına sahip olduğunu biliyor muydunuz? Okyanuslardaki yaşamı hiçe sayarak hunharca kaynakları kullanmaya devam ediyoruz. İki önemli gerçeği düşünmek zorundayız.  Birincisi insanın doğanın bir parçası olduğu gerçeğini idrak etmediğimiz sürece kendi sonumuzu kendimiz getireceğiz. İkincisi ise bu gezegendeki herşeyin bir sistemin parçası olduğunu ve zincirin bir tarafı bozulduğunda diğer taraflarının da zarar göreceğini düşünmek zorundayız. Dolayısıyla hepimiz sorunun parçasıyız ve çözümün de parçası olmayı seçebiliriz.

6-Son söz sizde! Amerika’lı yazar Anna Lappe’nin çok güzel bir sözü var: ‘Her yaptığınız alışverişle, nasıl bir dünya istiyorsunuz kararı için bir oy kullanıyorsunuz.’

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Ergem Şenyuva

İstanbul'da doğdum büyüdüm. Hep bu şehri, kültürel ve doğal mirasını koruma derdindeydim. Bir yandan yeşili ve doğayı nasıl gelecek nesillere bırakırız kaygım vardı. 2006 senesinin sonunda hayatımı değiştiren olay oldu ve kızım doğdu. Yaptığım her şeyi sorguladığım ve tekrardan en başa döndüğüm bir dönemden sonra, kurumsal hayata veda ettim. 2009 yılında Al Gore'un iklim değişikliğiyle mücadeleyi hedefleyen Climate Project derneğinin Türkiye temsilcisi oldum. İklim değişikliğini ve yaşadığımız dünyanın nelerle karşı karşıya olduğunu fark ettikçe, elimi taşın altına sokma zamanı geldi diye düşündüm. 2010 yılının sonunda Yeşilist'i kurdum. Bizden sonraki nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabileceğimize, hepimizin atabileceği küçük adımlarla büyük şeyler başarabileceğimize inanıyorum.

Yorumlar kapatıldı.

Daha fazla Banner Right Side, Doğal Kaynaklar, Ekoloji, Gıda, Hayvanlar, İklim Değişikliği
40. İstanbul Film Festivali’nden sizin için seçtiğimiz 5 film

İstanbul Film Festivali’nin 1 Nisan’da çevrimiçi olarak bugün başlıyor. 40. yıl gösterimleri mayıs ve haziran aylarında çevrimiçinin yanı sıra sinema

Kapat